ortadoguya_beyaz_et_ve_yumurta_ihracati_yuz_guldurdu

Beyaz ette Suudi Arabistan’dan beklenti büyük

Türkiye’de 2006 yılında ortaya çıkan kuş gribi vakalarının ardından kümes hayvanı eti ithalatını yasaklayan Suudi Arabistan’ın yasağı kaldırması, sektörde faaliyet gösteren işadamlarını ihracat adına umutlandırdı.

Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği (BESD-BİR) Yönetim Kurulu Başkanı Sait Koca AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın ithalat yasağını kaldırdığı 10 Ocak’tan sonra bu ülkeye ihracatın hemen hareketlenmesinin beklenmemesi gerektiğini söyledi.

Buna karşın yasağın kalkmasının ardından yerli firmalarla Suudi firmalar arasında görüşmelerin başladığını dile getiren Koca, “Suudi Arabistan pazarı, 3-4 yıl sonra çok iyi bir pazar olacak. Bu pazar, Rusya pazarından çok farklı olacak. Rusya pazarı bizim için geçici bir pazardı. Suudi Arabistan bizim için sürekli bir alıcı konumunda” dedi.

“İhracat olarak Irak‘ı geçer”

Şu anda Türkiye’deki bazı firmaların kendi çapında Suudi yetkililere görüşmelerini sürdürdüğünü ifade eden Koca, Türkiye’den numunelerin bu ülkeye yollanmasının ardından gerekli değerlendirmelerin yapılacağını söyledi.

Kuş gribi vakalarının çıkmasının ardından Irak‘a ihracatın kesintiye uğradığı ancak daha sonra Irak‘a olan ihracatın belli bir seviyeye geldiğinin belirtilmesi üzerine Koca, “Suudi Arabistan’a ihracatımız uzun vadede Irak‘a olan ihracatımızı geçer. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim” diye konuştu.

2011 yılı nisan ayından yasağın kalktığı döneme kadar 8 firmaya izin çıktığını ifade eden Koca, yasağın kalkmasının ardından 10′un üzerinde firmanın daha Suudi Arabistan’a ihracat için başvuruda bulunduğunu kaydetti.

Suudi Arabistan’ın Türkiye’den ithalata izin vermesi ile ilgili olarak da değerlendirmelerde bulunan Koca, “İzin konusunda Irak‘tan farklı bir durum var. Irak‘a ihracat konusunda Türkiye devletine izin verilmişti. Suudi Arabistan ise devlete değil firmalara izin veriyor” dedi.

HÜRRİYET

Migros

Kanguru Anadolu’ya sıçradı

 

Migros bu yıl ‘AnadoluM’ konseptiyle büyüyecek. Marketlerde Niğde gazozundan Afyon kaymağına, İzmir tulumundan Şemdinli balına kadar Anadolu’ya özel ürünler satılacak. Bu yıl 6.4 milyar lira ciro hedefleyen Migros, 4 bin 500 kişiyi daha işe alacak.

Geçen yıl yüzde 11 büyüyen Migros, 2012’de ‘Sadece Migros’ta’ kavramı- nın desteğiyle çift haneli büyüyüp 6.4 milyar lira ciroya ulaşacak. Kendine özel ürünler ürettiren Migros, Niğde gazozundan Afyon kaymağına, İzmir tulumundan Şemdinli balına kadar birçok yöresel ürün tüm mağazalarda satılacak.Geçtiğimiz yıl 150 milyon lirayı aşkın yatırım gerçekleştirdiklerini belirten Migros Genel Müdürü Özgür Tort, 2012 yılında da benzer yatırım hacminin devam edeceğini söyledi. Tort, ‘Sadece Migros’ta’ kavramının tüketicilerin Migros ile özdeşleştirdiği bir kavram olduğunun altını çizdi.Tort, tedarikçilerle birlikte “Türkiye’de ilk kez” temalı dönemlere dair ‘Sadece Migros’ için üretim yapıldığını, 2011 sonunda ilk kez tanıttıkları bu yeni dönemde nostaljinin çok başarılı sonuçlar verdiğini belirterek, “2012’ye Türkiye’nin özünden yola çıkan, ortak değerimiz olan çok kuvvetli bir yaşam iziyle, çok kuvvetli bir temayla, AnadoluM ile iddialı başlıyoruz” şeklinde konuştu.

AnadoluM döneminin değerler, lezzetler, tasarruf özellikleri, Anadolu sembolleri, desenleri, yöresel tatları ile başladığını bildiren Tort, özel AnadoluM sembollü ve hediyeli markalar ile Niğde’nin ahududulu gazozu, İzmir’in Kırıtaklar tulumu, Şemdinli’nin balı, Afyon’un kaymağı, Osmanlı şırası gibi yerel lezzetlerin bu kapsamda tüm Türkiye ile buluşacağını vurguladı.

‘M’ markaları yenilendi

Özgün marka alanında 2012’de 3 ayrı seri yarattıklarını anlatan Tort, “Ben dahil 16 bin çalışanımız, aynı zamanda da müşterilerimiz bu ürünlerimizi denedi. Tatlarıyla, kokularıyla her biri tek tek değerlendirildi ve 3 güçlü seri yarattık” dedi. Bu serinin özellikle sağlıklı yaşam odaklı ürünlerle ‘M Life’, özel aromalı lezzet ve kokularla, ‘M Selection’ ve temel gıdalarda ‘Migros’ marka ürünler olduğunu ifade eden Tort, “Perakendecinin özgün markaya markasını vermesi cesaret işidir. Hakkını vererek ucuzluk sağlamakta çok iddialıyız” diye konuştu.

Her saat 2 kişiyi işe alıyor

Bu yıl her iş saatinde 2 yeni kişiyi işe alacaklarını belirten Özgür Tort, yeni istihdam yaratmanın her zaman kendileri için öncelik oluşturduğunu, 2012’de, 16 bin kişilik istihdama ilave olarak 4 bin 500 kişiye daha istihdam yaratacaklarını söyledi.

Halen yurt içinde 68 ilde 720 mağaza ile yer aldıklarına değinen Tort, 2012 yılında her hafta 2 süpermarket açacaklarını, yurtdışında ‘sektör lideri’ olarak Kazakistan’da ve Makedonya’da bulunduklarını hatırlattı. Yurtiçinde 68 ilde 720 mağazayla faaliyet gösterdiklerini belirten Özgür Tort, “Haftada iki süpermarket açmak, çok net 2012’de 100’ün üzerinde mağaza açmak anlamına geliyor” dedi.

VATAN
resim1157

Gizli sosu buldu 10 bin pizzadan oldu!

 

Domino’s Pizza, yeni geliştirdiği domates soslu pizzanın eğitimi için Türkiye genelindeki restoranlarını dün 14.00 – 16.00 saatleri arasında kapattı. Domino’s, iki saat boyunca 35 ildeki 226 restoranda, mağaza müdürü ve çalışanlarına daha lezzetli pizzanın nasıl yapılacağına ilişkin eğitim verdi. Yeni domates sosuyla yapılan pizzalar dün 16.00’dan sonra satışa çıktı.
14.00 – 16.00 arasında satış yapmayan Domino’s Pizza’nın kaybı, geçen haftadaki aynı saatlere göre karşılaştırıldığı, 9 bin 685 adet pizza oldu. Yaklaşık 10 bin pizzanın parasal karşılığı ise 105 bin 92 lira olarak açıklandı. Domino’s, 226 restoranda satışın başladığı saat 16.00’dan 17.00’ye kadar ise 4 bin 468 pizza satarak, geçen haftaya göre satışlarında yüzde 29 artış yakaladı.

Sos Manisa’da üretiliyor
Domino’s Manisa’da Yonca Gıda’ya ürettirdiği sosun reçetesini sır gibi saklıyor. En lezzetli pizza hedefiyle pizzanın hamuruna sürülen domates sosunun öncekinden farkının ise daha yoğun domates tadı ve içindeki baharat karışımının Türk damak tadına yakınlaştırılması olarak açıklandı.
Domino’s Pizza Türkiye Genel Müdürü Aslan Saranga, yeni sos ile birlikte 2012 yılında ciroyu yüzde 50 artırmayı hedeflediklerini açıkladı. Saranga, 13.5 milyon kişiye yeni lezzeti tattırmayı hedeflediklerini belirterek şöyle konuştu:
“Türkiye yatırım hedefimizin 40 milyon TL olduğu 2012 yılında toplam 70 yeni şube daha açarak, 46 ilde olmayı ve tedarikçilerimize 115 milyon TL’lik katma değer sağlamayı hedefliyoruz. 3 bin çalışanımız var. Üretimde yüzde 100 yerli ürün kullanıyoruz. Dünyada 70 ülkede toplam 9 bin 500 şube ile hizmet veren Domino’s geçen yıl 500 milyon adet pizza satarak en çok pizza satan şirket oldu. 2011 dünya cirosu 6 milyar dolar olarak gerçekleşti.”
Dünkü eğitim esnasında restoran çalışanlarına tarçınlı, sarımsaklı ve terayağlı ekmek yapımı anlatıldı. Ayrıca Aslan Saranga’nın, Dominos’un hedeflerini anlattığı video çalışanlara izletildi. Saranga bu videoda, “Dominos ailesi kendisiyle yarışmaktan vazgeçmiyor. Hız bizim için en önemli vazgeçilmez özelliğimiz. En hızlı pizzayı servis etmemizin yanısıra, yeni sosuyla en lezzetli pizzayı müşterilerimize sunacağız. Hız konusunda gelebileceğimiz en iyi noktadayız. Artık tamamen lezzete odaklanacağız. Siz Dominos’un lezzet ustalarısınız” dedi.

Beğenmeyene para iadesi
Dominos lezzetli pizza iddiasına dün itibariyle, “Beğenmeyene 30.90 TL’ye kadar para iadesi” garantisi sunmaya başladı. Pizzayı aldıktan sonra 1 saat içinde ‘pizzayı beğenmedim’ diyerek para geri alınabiliyor.
İstanbul Yeşilpınar’daki Avrupa Konutları’nda yer alan Domino’s restoranında çalışanlara eğitim veren Eğitim Müdürü Ümmühan Köksoy, ‘beğendiği halde beğenmedim diyerek parasını isteyecek müşteri olursa’ sorumuza, “Lezzet konusunda çok iddialıyız. Ayrıca Türk insanı yemek için yalan söylemiyor. Sonuçta biz biliyorsunuz 30 dakika içinde pizza getiremediğimizde de bedava veriyoruz ve bu çok az oluyor. Pizza geç kalsın diye asansörü tutan müşteri olmadı mı, oldu ama bunlar çok az” cevabını verdi.

16.00’da müşteri geldi
Yeşilpınar’daki Dominos mağazası 16.00’da kapılarını açar açmaz iki müşteri geldi ve yeni sosla yapılan pizzaları denedi. Müşterilerden Türkan Dur, “Yeni sosla yapılmış pizzayı çok beğendim. ‘Kayseri Ateşi’ ismindeki pizzayı sürekli yerdim. Bu sosla tadı daha lezzetli olmuş” dedi. Hasip Şile ise, “Farkı çok anlayamadım ama domates tadı daha baskın olmuş sanırım” dedi.
MİLLİYET

teknosa_halka_arz_ediliyor_h71200

Teknosa halka açılacak

 

Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer, “Bu yıl önemli bir hedefimiz Teknosa’yı halka açmak” dedi

Geçen yıl 85 milyon kişinin ziyaret ettiği, 14 bin ürünün satıldığı Teknosa’nın 2012 hedeflerini açıklayan Teknosa Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer, “Bu yıl önemli bir hedefimiz Teknosa’yı halka açmak” dedi. Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane ise, “2011 yılında ulaştığımız 1.7 milyar TL olan ciromuzu, 2012 yılında yüzde 20 artırmayı, 1.000 yeni çalışanı daha bünyemize katmayı hedefliyoruz” diye konuştu.Teknosa, 2011 yılında hedeflerinin üzerinde büyüyerek cirosunu yüzde 29 artışla 1.7 milyar TL’ye, toplam net satış alanını ise 26 bin 500 metrekare artırarak 128 bin metrekareye taşıdı. Türkiye’de hizmet verdiği il sayısını 72’ye mağaza sayısını ise 269’a çıkaran Teknosa, 2011 yılında 4 yeni ilde, 7 yeni ilçede olmak üzere toplam 13 yeni mağaza açarak Türkiye’nin yüzde 93’ünü kapsayan hizmet ağına ulaştı. 2011 yılında Teknosa mağazalarını ziyaret edenlerinin sayısı 85 milyonu, ürün satış adetleri ise 14 milyonu aştı.5.1 milyar euro harcandı

Teknoloji marketleri kanalında satılan her 10 Smart Tv’den 5’i, her 10 3D TV’den 5’i, her 10 LED TV’den 5 tanesi, 10 webbook’tan 4’ü ve her 10 netbook’tan 4 tanesi Teknosa’dan alındı. Teknosa’nın 2011 faaliyetleri ile 2012 hedeflerinin paylaşıldığı toplantıda konuşan Sabancı Holding Perakende ve Sigorta Grup Başkanı ve Teknosa Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer, bu yılki önemli hedeflerinin Teknosa’yı halka açmak olduğunu belirterek, “Halka açılmayla Sabancı portföyüne şeffaflık, Teknosa kurumsal yönetimine güç kazandırmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda Teknosa çalışanlarına, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve Teknosa’nın geleceğine inananlara bir yatırım fırsatı oluşturuyoruz. Hedefimiz, lider Teknosa ile İMKB’nin en değerli, en çok kazandıran şirketleri arasına girmek ve bize inanan yatırımcılarla birlikte kazanmak” dedi.

Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane de dünyadaki büyüklüğü geçen yıl sonu itibariyle 668 milyar euroya ulaşan tüketici elektroniği pazarının 2010 yılına göre yavaş bir büyüme grafiğine sahip olsa da bir önceki yıla göre yüzde 6’lık bir çıkış gösterdiğini vurguladı. Nane, geçen yılın hem Türkiye hem de Teknosa için yüksek performanslı bir yıl olduğunu ifade ederek, Türk halkının geçen yıl teknolojiye 5.1 milyar euro harcadığını belirtti.

1.000 kişiye istihdam

Türkiye’de sektörün dünyadaki genel büyüme ortalamasının üzerinde bir seyirle yüzde 10 oranında büyüme ortaya koyduğunu söyleyen Nane, “Teknosa 2011 yılında yüzde 29’luk bir büyüme performansı ortaya koyuyor. Yakalanan bu grafik 2010 yılında gerçekleştirilen yüzde 13’lük büyümenin iki katının üzerinde ve 2011 sektör büyümesinin ise 3 katına yakın” diye konuştu.

Bu yıla sürdürülebilir kârlılık ve sadık müşteri parolası ile girdiklerini vurgulayan Nane, ”2012 yılında da hem büyük hem de küçük metrekareli mağazalar açmaya devam edeceğiz. Hedefimiz yıl sonuna kadar mevcut satış alanımıza net 30 bin metrekarelik alan eklemek. 2011’de ulaştığımız 1.7 milyar TL ciromuzu yüzde 20 artırmayı hedefliyoruz. Sektörümüzün lideri olarak istihdama katkımızı sürdüreceğiz ve 1.000 yeni çalışanı daha bünyemize katacağız” diye konuştu. Teknosa’nın yurt dışına açılma hedeflerine de değinen Nane, bu konuda çalışmaları olduğunu, çevre ülkelerini yakından takip ettiklerini, Arap Baharı yüzünden yatırımlarını beklettiklerini, ancak uygun fırsat ve yeri bulduklarında girişimleri olacaklarını bildirdi.

‘Türkiye beklenenden daha hızlı büyüyecek’

HALUK Dinçer, geçen yılın dünya tarihinde “iz bırakan” bir yıl olduğunu anımsatarak, bir taraftan Avrupa’da derinleşen krizin, diğer taraftan Arap uyanışının dünyanın siyasi geleceğine ve ekonomik dengelerine uzun yıllar etki edecek gelişmeler olduğuna dikkati çekti. Türkiye’nin dünyadaki bu çalkantılı dönemde de bir önceki yılda olduğu gibi ekonomik performansı ile dünyayı şaşırttığını dile getiren Dinçer, Türkiye’nin geçen yıl gerçekleştirdiği yüzde 9 civarında büyümeyle Çin’le beraber dünyanın en hızlı büyüyen iki ülkesinden birisi olduğunu, üstelik bunu 2010 yılındaki yüzde 9 büyümeyle oluşan yüksek bir bazın üzerine gerçekleştirdiklerini söyledi.

Bu yıl için hükümetin ekonomik büyüme beklentisinin yüzde 4 olduğunu anımsatan Dinçer, “Son dönemde global risk iştahında bir yükseliş yaşanıyor. Bu yükselişin ardında gelişmiş ülkelerde görülen bir yavaşlama var. Merkez Bankalarının bir kez daha parasal genişlemeye gideceği beklentisi var. Merkez bankalarının bir kez daha parasal genişlemeye gideceği beklentisi var. Buna ek olarak Avrupa borç krizinin de az hasarla çözüleceği beklentisi oluşuyor” dedi. Dinçer, kendilerine göre parasal genişlemeyle sorunların kalıcı şekilde çözülmeyeceğini dile getirerek, ancak beklentilerin yükselttiği global risk iştahının bu seviyede kaldığı sürece Türkiye’nin bu yıl yine beklenenden daha hızlı büyüyeceğini söyledi.

İnternet sitesi mağaza cirosuna ulaştı

425 bine ulaşan Facebook hayran sayısı, 15 binin üzerinde twitter takipçileri olduğunu anlatan Mehmet Nane, Teknosa olarak gelecek süreçte e-ticaret hacminin Türkiye’de artacağı ve online satışların geleceğin teknoloji perakendeciliğinde de önemli bir yer kaplayacağını gördüklerini söyledi. Nane, şöyle devam etti: “Bu doğrultuda mağaza yatırımlarımızın yanı sıra 2011 yılında internet sitemiz ’Teknosa.com’un altyapısını ve tasarımını yenileyerek müşterilerimize sunduğumuz hizmet kalitesini online tarafta da yükselttik. Bugün teknosa.com büyük bir Teknosa mağazası kadar ciro yapar hale geldi. Teknosa.com ayda 2 milyona yakın ziyaretçi sayısı ve yakaladığı satış hacmi ise bugün e-ticarette organize perakendeciler arasında ilk 3 arasında.”

VATAN
2_milyon_turist_getirecek_projeye_engel_h881475

1 milyon turist getirecek

 

Alman turizm devi FTI’ın iştiraki Meeting Point International, Türk operatör IQ Travel’i alarak hedeflerini büyüttü. Meeting Point IQ Turkey isimli yeni şirket, 2013’te 1 milyon turist getirecek. Şirket, ‘defolu sezon’ diye bilinen kış aylarında -15 derecelik Avrupa’dan 15 derecelik Antalya’ya turist çekecek.

ALMANYA’NIN dört büyük tur operatöründen biri olan FTI’ın iştiraki Meeting Point International (MPI), Türkiye’de daha agresif büyümek için Türk operatör IQ Travel’ın çoğunluk hissesini satın aldı. İşbirliğinden doğan Meeting Point IQ Turkey isimli şirket, Türkiye’ye bu yıl 700 bin, 2013’te 1 milyon, 2015’te ise 1.5 milyon turist getirmeyi hedefliyor. Şirket böylece 2013’te getirdiği 1 milyon turist ile Türkiye’ye 1.7 milyar euro döviz kazandıracak. Meeting Point IQ Turkey, turizm sektöründe ‘defolu sezon’ olarak bilinen kış aylarında -15 derecelik Avrupa’dan 15 derecelik Akdeniz ve Ege’ye turist çekecek.

IQ Travel’ı satan ancak yeni kurulan Meeting Point IQ Travel’ın Yönetim Kurulu Başkanı olan Yadel Oskan, 1 milyon turist sayısına 2013 sonunda ulaşacaklarını belirtti. FTI, Türkiye’ye 2011’de 575 bin turist getirmişti. Oskan, Türkiye’ye gelen turistlerin sadece otel ve ulaşım için 700 euro harcadığını, ayrıca 1.000 euroluk da alışveriş yaptığını anlattı. Şirket, 1 milyon turist getirdiğinde toplam döviz girdisi 1.7 milyar euroyu bulacak.

Oskan, Türkiye’ye yüzde 90 oranında Almanya ve Almanca konuşan Avrupa ülkelerinden turist getirdiklerini, ancak yeni oluşumla Çin, Hindistan, Tayland, Latin ve Güney Amerika’dan gelen turist sayısını da artıracaklarını söyledi.

Meeting Point IQ Turkey’in parlak bir gelecek vaat ettiğini söyleyen MPI CEO’su Roula Jouny ise şöyle konuştu: “Birleşmenin üzerinden henüz 3 ay geçti ama Türkiye’de en hızlı büyüyen DMC (Destination Management Country) operatörü biziz ve yatırımlarımız devam ediyor. IQ Travel ile bir araya gelmemiz stratejik bir adım oldu. Bu sayede gelişimimizi hem Türkiye’de hem de dünya çapında sürdüreceğiz.”

HEDEF KÜLTÜR TURU

Yadel Oskan hedeflerini şöyle anlattı: “1987’de Rodos’a gelen turist sayısı Türkiye’ye gelenlerden fazlaydı. Bugün 30 milyonu aştık. Yaptığımız bu ortaklıkla, Türk turizminin görece zayıf göründüğü kış aylarına yüklenerek, Gaziantep, Kayseri, Ankara, Trabzon ve Ege başta olmak üzere tüm ülkeye odaklanarak, kültür turlarına yoğunlaşarak Türk turizmini büyütmeyi amaçlıyoruz” dedi.

Kış aylarında en çok turisti FTI getiriyor

Dünya üzerinde 20’ye yakın lokasyonda bulunan Meeting Point zincirinin büyük ortağı FTI Grubu’nun CEO’su Dietmar Guntz, Türkiye’nin FTI için en güçlü ve en önemli bölge olduğunu söyledi. 2011 yılında FTI Group’un Türkiye’de toplam 575 bin misafir ağırladığını belirten Guntz, “Kapasitemizin yüzde 35’ten fazlası kış aylarında geliyor. Şu anda kışları Türkiye’ye misafir getirme konusunda en büyük, açık ara biziz. 2011-2012 kışı, bugüne kadar bu ülkede geçirdiğimiz en iyi sezon oldu. Yaz için de daha şimdiden yüzde 10 bir artış var. Türkiye, 2012 yılında da en güçlü ciro destinasyonumuz olacak” dedi. MPI CEO’su Roula Jouny ise Türkiye’de son 3 ay içinde en hızlı büyüdükleri operatörün kendileri olduğunu ifade etti.

Kıbrıs’a uçuran tek operatör

Mayıs ayından itibaren Kuzey Kıbrıs’a haftada 4 charter ile gireceklerini de açıklayan Dietmar Guntz, “KKTC’yi Almanya’da kataloga alan ilk ve tek tur operatörü biziz” diye konuştu. “ Guntz, ‘Yüzde 100 Türkiye’ sloganıyla bütün ülkeyi 12 ay boyunca dünyaya pazarlamayı amaçladıklarını vurguladı.

VATAN

18777_2

AVM sayısını 8’e çıkaracak

 

Carousel, Armoni Park, Kayseri Park, ArenaPark ve Vesta AVM ile organize perakende sektöründe faaliyet gösteren Artaş; Halkalı’da Tema Park, Bahçeşehir’de Ispartakule ve Ayazağa’da yeni alışveriş merkezlerini hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Avrupa Konutları ile inşaatta markalaşan Artaş İnşaat, alışveriş merkezi (AVM) yatırımlarıyla da dikkat çekiyor. Carousel, Armoni Park, Kayseri Park, ArenaPark ve Vesta AVM ile organize perakende sektöründe önemli bir yere sahip olan Artaş, Halkalı’da Tema Park, Bahçeşehir’de Ispartakule ve Ayazağa’da Cendere yolunda yeni alışveriş merkezlerini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Grubun yeni AVM yatırımları hakkında bilgi veren ArenaPark Alışveriş ve Yaşam Merkezi Genel Müdürü ve Kayseri Park Genel Koordinatörü Muhsin Erkoç, “Grubumuzun Mesa ile birlikte hayata geçireceği Tema Park çok büyük bir proje. Bu proje kapsamında 2 tane AVM öngörülüyor. Proje netleşmedi ama 120 bin metrekare kiralanabilir alanı olacak. Doğu Avrupa ülkelerine de hitap eden bir proje olacak. Cendere yolunda AVM ve konut projesi, Avrupa Konutları Ispartakule 3’ün yanında da mini bir AVM planlanıyor” dedi.

Fenerium’u bekliyor

Kayseri Park’ı önceki yıl 11 milyon liralık bir harcama yaparak yenilediklerini ve bu sayede kapı girişlerini yüzde 40, ciroyu yüzde 20-21 arttırdıklarını anlatan Erkoç, Ağustos ayında açılan Arena Park’ın da hafta içi günlük 18-22 bin, hafta sonu ise 30-33 bin ziyaretçi sayısına ulaştığını kaydetti. ArenaPark’ta beklentilerinin üzerinde rakamlara ulaştıklarını da anlatan Erkoç, “100 mağazanın bulunduğu ArenaPark’ta metrekareye göre yüzde 99.5 doluluk oranını yakaladık. Sayıya göre baktığınızda ise 2-3 mağaza kaldı. Onları da bilerek boş tutuyoruz. Lokomotif markalardan talep geldiğinde sorun yaşamak istemiyoruz” diye konuştu. ArenaPark’ın perakendede yükselen bir trend olan ‘açık AVM’ konseptinde projelendirildiğini hatırlatan Erkoç, ArenaPark’ın üst katının tamamının açık, alt katının ise kısmen açık, kısmen kapalı olduğunu, bu özellikleriyle de Türkiye’de tek olduklarını ifade etti.

ArenaPark’ta görmek istedikleri markaların başını Fenerbahçe’nin lisanslı ürünlerini satan Fenerium’un geldiğini söyleyen Erkoç, “Kayseri Park’ta da ArenaPark’ta da Fenerium’u görmek istiyoruz. Çünkü Fenerium satışlarıyla inanılmaz canlılık sağlayan bir marka. Bizim alışveriş merkezlerimize de ciddi katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

Sektöre ilişkin beklentilerini de dile getiren Erkoç, sömestr tatilinin çok iyi geçtiğini, asıl canlanmanın ise yılın ikinci yarısında olacağını vurguladı. Muhsin Erkoç, şöyle devam etti: “Sektör 2011’de yüzde 9 büyüdü. Temkinli olmayı elden bırakmamak lazım. 2012 için ‘Kriz yüzünden zorlanma olur mu’ gibi soru işaretleri var. Bu kriz tedirginliği yüzünden yılın ilk yarısında talepte bir erteleme olabilir. Ancak ikinci 6 ayda ertelenen talep açılacak ve başarılı sonuçlar alınacaktır.”

ARENAPARK YÜZLERİ GÜLDÜRDÜ

ArenaPark Alışveriş ve Yaşam Merkezi, 9.5 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı. Atakent’in ilk ve tek alışveriş merkezi olan ArenaPark için arsa payı hariç 80 milyon liralık yatırım yapıldı.

Kiralaması KDM Danışmanlık tarafından yapılan ArenaPark, kısa sürede bölge insanının gözde mekanlarından biri haline geldi.

Ziyaretçi sayısı hafta içi 22 bin, hafta sonu 33 bine yaklaşıyor.

100 bin kişiye iş imkanı doğacak

PERAKENDE sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Muhsin Erkoç, 600 bin kişi olan sektördeki istihdam sayısının bu yıl 700 bine ulaşmasını öngördüklerini anlattı. Erkoç, şöyle devam etti: “Perakende sektörünün toplam cirosu 220 milyar dolar. Bunun yüzde 45’i yani 90-95 milyar doları organize perakendeden geliyor. Geçen yılın Aralık ayında kiralanabilir alan yıllık bazda yüzde 14, cirolar arttı. Sektörde istihdam edilen kişi sayısı 600 bini buldu. 2012’de bu sayının 700 bin olmasını bekliyoruz.”

VATAN

Exper, pazarda fark yaratma peşinde

 

Exper, masaüstü, dizüstü, tablet bilgisayar ve server kategorisindeki yeni ürün ve hizmetlerini tanıttı. 2012’ye yenilenen tasarım ve donanım özelliklerine sahip ürün grubuyla iddialı bir başlangıç yapan Exper, pazarda fark yaratmayı hedefliyor.

Exper Genel Müdürü Orhan Korkusuz, “2010’dan itibaren ürün ve hizmet tarafında gerçekleştirdiğimiz dönüşüm ile müşterilerimizden olumlu geri dönüşler aldık. Bu sayede 2012’ye daha iddialı hazırlandık. Masaüstünden dizüstüne, tabletten sunucuya geniş bir alanda ürün geliştirme konusunda ciddi mesai harcadık. Yıl boyunca satışa sunacağımız yeni Exper’lerle oyun, müzik, yüksek performans, mobilite ve kullanacağı bilgisayarda estetik arayan herkese iyi bir deneyim yaşatmayı hedefliyoruz. Artık kendimize sadece notebook ve bilgisayar üreticisi demek istemiyoruz. Üzerine katma değerimizi de koyabileceğimiz, içinde işlemci bulunan her türlü cihaz gündemimizde olacak” diye konuştu. Exper Pazarlama Direktörü Mert Erinç ise “Bu yılki konseptimizi müşterilerimizin farklı deneyim yaşamaları üzerine konumlandırdık. Bunun ilk üyesi olan Karizma serisinin 17.3 inç’lik modeli NCL1N bilgisayar tutkunlarının yeni iletişim ve eğlence adresi olacak” dedi.

4 yeni tablet tanıttı

Easypad tablet bilgisayar serisiyle öne çıkan Exper, 2 model Windows, 2 model Android işletim sistemli P10EMS, P10EMS 3G, P10MAN ve P10MAN 3G modelini de ilk kez tanıttı. 10.1 inç ve 9.7 inç büyüklüğünde çoklu dokunmatik ekrana sahip ürünler hakkında bilgi veren Erinç, şöyle konuştu: “Mobil ortamda özgürlük sağlayan tabletler 2012 yılında da gerek son kullanıcıların gerekse şirket ve kurumların gözdesi olmayı sürdürecek. Windows 7 Home Premium işletim sistemli, 32 GB SSD depolama kapasitesine sahip P10EMS tabletimiz ile günlük kullanımın yanı sıra işletmelerin temel ihtiyaçlarını 3G desteği ile mobil ortamda gerçekleştirmelerini sağlayacağız. Android tarafında ise 3.2 işletim sistemine sahip P10MAN ve P10MAN 3G modellerimizin satışına başlıyoruz. Android işletim sistemli tablet bilgisayar tutkunlarının tüm beklentileri karşılayacağız. Ayrıca Exper’in yenilikçi ruhunu en iyi şekilde yansıtan Easypad serisinin yeni üyelerinin, ulaşılabilir fiyatıyla da herkesi tablet bilgisayar sahibi yapmayı hedefliyoruz.”

Exper’in sürprizi ise oyun tutkunlarına yönelik Xcellerator’ın yeni modeli oldu. İkinci nesil Intel Core i5 2500K serisi 3.1 GHz işlemcisiyle ön plana çıkan Xcellerator, oyun performansını üst seviyede tutmak için hava sirkülasyonunu en iyi derecede yapan kasasına ek olarak, güçlü soğutma fanıyla dikkat çekiyor.

HP Türkiye, Ortadoğu Akdeniz ve Afrika’yı büyümede 4’e katladı

HP Türkiye’nin 2011 sonuçlarını değerlendirerek 2012 hedeflerini açıklayan HP Türkiye Genel Müdürü Serdar Urçar, “HP Türkiye, içinde bulunduğu Ortadoğu, Akdeniz ve Afrika Bölgesi’nin en hızlı büyüyen en başarılı ülkesi oldu. Kurumsal Çözümler Grubu’nda bölgenin 4 katı ve Kişisel Sistemler Grubu’nda bölgenin 2 katı büyüme elde ettik. Baskı ve Görüntüleme Grubu’nda ise HP Türkiye bölge küçülürken büyümesini sürdüren 2 ülkeden biri oldu” dedi.

HP Türkiye’nin 10 yıldır toplam bilgisayar pazarında, 20 yıldır yazıcılarda ve 10 yıldır da sunucularda pazar lideri olduğunu kaydeden Urçar, şöyle konuştu: “2011’in HP Türkiye için çok verimli bir yıl olduğunu söyleyebiliriz. Yüzde 10’un üzerinde büyüdük ve 2012’yle ilgili tüm kaygılara rağmen bu yıl da büyümeyi hedefliyoruz. HP olarak 2012 yılında Türkiye’ye iyimser bakıyoruz. Ekonomik krizler ateş yükselmesidir, ancak bu belirti aynı zamanda iyileşmenin de başlangıcıdır. İyileşmede ilaçlar, sağlıklı beslenme, sağlıklı yaşam ne kadar önemliyse krizden çıkışta da teknolojiden yararlanmak ve teknolojiyi doğru kullanmak o kadar önemlidir. Dünyanın krizi atlatmak için, Türkiye’nin de ekonomik yavaşlamanın önüne geçmesi için teknolojiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğuna inanıyoruz.”

2012’nin mobil cihazlar ve mobil uygulamalar yılı olacağını da belirten Serdar Urçar, şöyle devam etti: “Masaüstü sistemlerden iki kattan daha fazla mobil cihaz sevk edilecek ve mobil cihaz satışlarından elde edilen gelir katlanarak artacak. Mobil cihaz devrimiyle birlikte 2012’de 85 milyar mobil uygulama indirilecek, yazılım uygulamalarının yüzde 85’i bulut bilişimi destekleyecek ve mobil internet harcamaları kablolu internet harcamalarını tarihte ilk kez aşacak. İşte bu nedenle 2012 yılında internette hızla artan veri trafiğini yönetecek çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. 2013’te bulut bilişim pazarı 150 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacak ve 2014 yılında 3 milyar kişi mobil cihazlar ve internet kullanarak web’de en az bir elektronik işlem yapmış olacak. Geleceğin dünyası mobil internet ve bulut dünyasıdır. Türkiye ve dünyada telekom operatörleriyle hız kazanan bulut bilişim servislerine yönelik tam kapsamlı, anahtar teslim çözümleri sağlıyoruz. Bulut bilişimde kendimize rakip görmüyoruz.”

VATAN

Siemens fabrikayı büyütüyor ağır konuklar yatırıma geliyor

 

Türkiye’de 20 kişilik Ar-Ge kadrosunu 100 mühendise çıkaran, fabrika yatırımlarını büyütme kararı alan Siemens’in Yönetim Kurulu Üyeleri haziranda İstanbul’a gelerek yeni yatırım stratejisi çizecek.

 

Siemens Türkiye’nin Genel Müdürü Hüseyin Geliş, grubun yatırım tarafında yeni girişimlere hazırlandığını belirterek, “Avrupa’nın krizde olması farketmiyor. Siemens, Türkiye’de daha fazla nasıl yatırım yapabileceğinin peşinde. Bunun için haziran ayında Siemens’in tüm yönetim kurulu İstanbul’a gelecek ve 2016 yılına kadar Türkiye’de Siemens olarak nasıl bir şirket olacağını konuşacağız. Ana konu Türkiye’deki yatırım fırsatları olacak” dedi.
2011 yılında ticari bir yıl öncesine göre ciro olarak yüzde 35 büyüdüklerini kaydeden Geliş, “2012 yılında da Türkiye’de ciddi büyüme hedefliyoruz. 2012’de Avrupa’daki durum ağırlaşırsa bizi etkiler ama Avrupa dışında 60 ülkeye ürün satıyoruz. Dünyada çok para var. ABD, Ortadoğu ve Çin’de fazla para var. Türkiye’de de altyapı yatırımları olacak. 2012’nin iyi olacağına inanıyoruz, en az yüzde 18 büyüme hedefliyoruz” diye konuştu.

50 milyon euro’luk yatırım
Siemens’in endüstri, enerji, sağlık, altyapı ve şehirler kategorilerinde faaliyet gösterdiklerini söyleyen Geliş, “Enerji sektöründe yüksek gerilim dünya üretimini Türkiye’ye kaydırdık. Çünkü Türkiye’deki tedarikçilerin kalitesi Avrupa normlarına uyuyor. Kartal’da yüksek gerilim fabrikası kurduk. 3 ay içinde fabrika üretim yapacak hale getirildi Siemens içinde rekor bir süre… 12 milyon euro’ya mal oldu. Üretilen ürünlerin yüzde 90’ı tüm dünyaya ihracat ediliyor” şeklinde konuştu.
Hüseyin Geliş, 2009’da Gebze’de fabrika kurduklarını belirterek, “Orta gerilim panolarını üretiyoruz. 2014’te fabrikanın yanına ikinci fabrikayı kuracağız. 50 milyon euro’luk bir yatırım. Yine orta gerilim panoları üretilecek. Yatırımlarımıza devam ediyoruz” dedi.

Mühendis ihracı başladı
Türkiye bünyesinde Ar-Ge merkezini büyüttüklerini söyleyen Hüseyin Geliş, “Bundan 4 sene önce Ar-Ge’de toplam olarak 20’den az kişi çalışıyordu, bugün 100 kişi çalışıyor. Siemens Türkiye’ye yeni bir rol veriyor. Mühendis transferine başladık. Almanya’da açık var. Sadece Siemens 3 bin mühendis arıyor. Türkiye’den mühendis transferine başladık. Ar-Ge merkezlerimizde eğitiyoruz. Yılda en az 10 mühendisi Türkiye’den Almanya’ya transfer ediyoruz” dedi.

İstanbul’un trafik sorununa çözüm için proje peşinde
Hüseyin Geliş, grup içinde şehirler sektörünü kurduklarını ifade ederek, “Özellikle İstanbul’daki trafik sorununa çare olacak projeler geliştiriyoruz. İstanbul’da Üsküdar-Ümraniye metro projesiyle ilgileniyoruz. İstanbul’daki trafiği rahatlatmak için ABD ve Londra’da uygulanan belli bölgelere parayla giriş projelerimiz var. Yeni arabalı vapurlardaki elektrik sistemini Siemens olarak biz yaptık. Ankara, Kayseri’deki metro projelerinnde yer aldık. Su konusunda dünyanın en büyük su arıtma şirketiyiz. Su arıtma sistemimizle yüzde 50 verimliliği artırıyoruz” diye konuştu.

‘Boğaz’ altına rüzgar türbini önerisi geldi
Rüzgar enerjisinde 8.3 gigabite’lık lisans olduğunu ve toplamda 75 şirketin bulunduğunu söyleyen Siemens Türkiye Genel Müdürü Hüseyin Geliş, “Bence 75 şirket önümüzdeki 5 yılda olmayacak. Konsolidasyon göreceğiz. Sadece 10 şirket kalacak. 8.3 gigabytlik projelerin hepsi yapılamayacak. Çünkü yüzde 50’si düşük verimli alanlarda” dedi.
Rüzgar enerjisinde off-shore (denizdeki tirbünlerde) alanında Siemens’in bir numara olduğunu ifade eden Geliş, “Türkiye’de o konuya henüz girilmedi. Enerji Bakanımızla da bu konuyu konuştuk. Boğaz çok uygun. Ama boğazda rüzgar tirbünleri görmek istemem. Boğazın altında olabilir. Off-shore lisansına henüz başlanmadı” diye konuştu.

MİLLİYET

İstanbul yatırım ve gelişme öngörülerinde yine birinci

“Gayrimenkulde Gelişen Trendler Avrupa 2012 Raporu”na göre İstanbul, sunduğu güçlü ekonomik büyüme fırsatlarıyla yatırım ve kalkınma alanlarında birinci sırada yer aldı.

 

Vergi ve danışmanlık şirketi PwC ve küresel eğitim ve araştırma enstitüsü Urban Land Institute (ULI) işbirliğiyle hazırlanan “Gayrimenkulde Gelişen Trendler Avrupa 2012 Raporu”, düzenlenen toplantıyla açıklandı.

Avrupa’daki 600’ün üzerindeki gayrimenkul profesyoneli ile yapılan görüşmeleri ve anket çalışmasını içeren rapora göre İstanbul, geçen yılın ardından bu yıl da hem yatırım hem de kalkınma alanlarında birinci sırada yer aldı.

İstanbul’un, sunduğu güçlü ekonomik büyüme fırsatları, genç ve büyüyen bir nüfusun oluşturduğu demografik özellikleri dolayısıyla yatırım ve kalkınma alanlarında birinci sırada olduğu belirtilen raporda, Türkiye’nin perakendecilik alanındaki gelişimine bağlı olarak artan tüketici harcamalarının ve büyük uluslararası şirketlerin akınının İstanbul’un potansiyelini artırdığı ifade edildi.

Gelişen Trendler Raporunda ayrıca Türkiye’nin cazibesinin, uzun vadede geleceğine bağlı olduğu da belirtildi.

Raporda İstanbul ile birlikte Berlin, Varşova, Münih ve Stockholm gibi şehirler de ekonomik durumlarının iyi veya istikrarlı değerlendirilmesi dolayısıyla sıralamada yer buldu.

Değerlendirmede ayrıca, İstanbul yeni yatırım fırsatları konusunda en üst sırada yer alsa da yatırımcılar açısından yarattığı çekiciliğin daha çok sembolik olduğu ve yatırımların İstanbul’da toplanacağına dair bir göstergeden çok heyecan verici bir ekonomik büyüme fırsatı niteliğinde olduğu ifade edildi.

Ekonomik kriz Avrupa’yı belirsizliğe sürüklüyor”

Rapora göre, ekonomik kriz Avrupa gayrimenkul sektörünü belirsizliğe sürüklüyor. Yüksek büyüme bölgelerine oranla eskiden de tercih edilen pazarlar güvenli limanlar olarak ön plana çıkarken, geleneksel gayrimenkul türlerine alternatif olarak üst düzey uzmanlık gerektiren daha farklı alanlardaki yatırımlar dikkati çekiyor.

Raporda, bu yılki toparlanma beklentilerinin, son dönemdeki düzenlemelerin bankaların ticari kredi verme isteği üzerindeki etkilerine ve yaygın borç sorunları nedeniyle ortaya çıkabilecek yeni bir finans sektörü krizinin bankaların varlıklarını geniş ölçüde yatırımcılara açması ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağına bağlı olduğu belirtiliyor.

Gelişen Trendler Raporuna göre, 2012 ile birlikte olumlu gelişmelerden çok, olumsuz gelişmelere tanıklık edecek bir döneme girilmiş olacak.

Raporda bu yıla ilişkin yer alan tahminler şöyle sıralanıyor: “Gayrimenkul finansmanı, bankaların düzenleme ve makroekonomik baskılar ile mücadele etmek için aldığı önlemlerin kurbanı olacak; mevcut borçların yenilenmesi süreci yeni gayrimenkullere yönelik borç verilecek sermayeyi serbest bırakmayacak; borç daha da kısa vadeli ve pahalı olacak ayrıca alternatif finansman kaynağı bulma ihtiyacı daha da zorunlu hale gelecek.” Ankete katılarak görüşlerini paylaşan gayrimenkul profesyonelleri, bu yıl araştırmaya dahil edilen 27 pazarın yalnızca dörtte birinde yatırımların artacağı görüşünde.

Bu pazarlar; İstanbul, Berlin, Hamburg, Londra, Moskova, Münih ve Stockholm olarak belirlenirken Paris ve Frankfurt gibi şehirlerde ise herhangi bir artış beklenmiyor.

“Yatırımcı kapıda beklemiyor ancak Türkiye ve İstanbul ilgi görüyor”

PwC Türkiye Gayrimenkul Sektörü Lideri Ersun Bayraktaroğlu, bu yıl çok iyimser bir rapor ortaya çıkmadığını belirterek, 2012’nin biraz güvenli limanlarda kalma yılı olacağını, gayrimenkulde bir bölgeye, bir türe akın olmayacağını söyledi.

2012’de Avrupalı sektör profesyonellerinin zorlu bir sürecin içinde olacaklarını söyleyen Bayraktaroğlu, şöyle devam etti: “Raporda da belirtildiği gibi Avrupa için ciddi bir belirsizlik söz konusu. İstanbul ise geçen yıl olduğu gibi bu yıl da birinciliğini koruyor ve Türkiye, kendi iç finansman sorunlarını çözmüş Avrupalı gayrimenkul yatırımcıları için Avrupa’da orta ve uzun vadedeki tek yatırım seçeneği olmaya devam ediyor.

Kriz öncesindeki yoğun uluslararası yatırımcı talebi bunun en önemli göstergesiydi. Türkiye, sadece genç nüfus yapısı ve şehirleşme oranları ile değil artan ticaret ve finans imkanları ile de gayrimenkulde çok önemli bir yatırım hedefi olarak ortaya çıkıyor.” Rapor sonuçlarının Türkiye’ye kısa dönemde bir uluslararası yatırımcı akını olacağı şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin altını çizen Bayraktaroğlu, “Raporda da belirtildiği gibi yatırımcılar kapıda beklemiyor ancak mevcut koşullar altında Türkiye ve İstanbul en cazip ekonomik ve demografik şartlara sahip olması nedeniyle ilgi görüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin hala gelişmekte olan bir pazar olduğunu ve dolayısıyla hem mevzuat hem ekonomik koşullar hem de iş yapış tarzları açısından riskler barındırdığını belirten Bayraktaroğlu, “Yapılması gereken; durgunluğun olduğu bu dönemlerde ileri sürülen bu riskleri en aza indirecek düzenlemeleri bir an önce hayata geçirip normal koşullar geri geldiğinde yatırımcılara hazır olmak” dedi.

Perakende alanında büyük markaların Türkiye’ye yönelik isteklerinin devam ettiğinin görüldüğünü belirten Bayraktaroğlu, kentsel dönüşüm ve yenileme projelerine de olumlu yaklaşıldığını anlattı.

“2012’de gayrimenkul sektörüne dışarıdan 4-5 milyar dolarlık giriş sürpriz olmaz”

ULI Türkiye Başkanı Haluk Sur da Türkiye gayrimenkul sektörünün 2012’de de cazibesini koruyacağını, özellikle konut sektörünün kentsel dönüşüm odaklı olarak önümüzdeki 10-15 yıla damgasını vuracağını düşündüğünü dile getirdi.

Bunun yanı sıra genç nüfus ve iç göçten kaynaklanan bir talebin de söz konusu olduğunu belirten Sur, şöyle devam etti: “Ayrıca 2012, mütekabiliyetle beraber özellikle yurt dışından şimdiye kadar Türkiye’den konut almak istediği halde almakta zorluk yaşayan ülkelerin vatandaşları açısından da ciddi bir talep zamanı. Şu an itibarıyla 2,5-3 milyar dolar mertebesinde olan dışarıdan gayrimenkul sektörüne girişin giderek artacağına da inanıyorum. Kuralları iyi koymak kaydıyla yıllık bazda yakın dönemde 5-6 milyar dolar, daha sonra 8-9 milyar dolarlara kadar çıkacağına şahit olacağız. Bu miktarın 2012’de 4 veya 5 milyar dolar mertebesinde gerçekleşmesi sürpriz olmaz. Yeter ki Türkiye doğru adımları atmaya devam etsin.” ULI Avrupa Üst Yöneticisi (CEO) Joe Montgomery de Türkiye’nin dünya sahnelerindeki öneminin giderek artacağını belirterek, buna şaşırmadıklarını ifade etti.

Türkiye’nin daha ön planda olmasını istediklerini, avantajını nasıl katma değere dönüştüreceğini merak ettiklerini söyleyen Montgomery, Türkiye’yi yakından takip etmeyi sürdüreceklerini kaydetti.

MİLLİYET

800 milyon liralık hediye

 

 

Teknolojiden ayakkabıya, tekstilden kozmetiğe tüm sektörler bu özel güne odaklandı

14 Şubat Sevgililer Günü yaklaşırken teknolojiden ayakkabıya, tekstilden kozmetiğe tüm sektörler bu özel güne odaklandı. Markalar bu güne özel ürünler çıkarırken yüzde 50-70 arasında değişen oranlarda indirimlerle de sevgiliye alınacak hediye seçeneklerini arttırıyor. Geçen yıl Sevgililer Günü’nü kapsayan 12-14 Şubat arasında kredi kartıyla 713 milyon liralık harcama yapan Türk tüketicilerin bu yıl 800 milyon lirayı gözden çıkarması bekleniyor.Sevgililer Günü olan 14 Şubat yaklaşırken teknolojiden ayakkabıya, tekstilden kozmetiğe bütün sektörler bu özel güne kilitlendi. Yerli ve yabancı yüzlerce marka bir yandan bu güne özel ürünler çıkarırken yüzde 50-70 arasında değişen oranlarda indirimlerle de sevgiliye alınacak hediye seçeneklerini arttırıyor.

‘İçimizi ısıtacak’

Geçen yıl Sevgililer Günü’nü kapsayan 12-14 Şubat döneminde kredi kartıyla 713 milyon liralık harcama yapan Türk tüketicilerin bu para harcaması öngörülüyor.

Teknosa Genel Müdürü, Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) Başkanı Mehmet T. Nane, bu yıl da Sevgililer Günü harcamalarının perakendecilerin yüzünü güldüreceğini söyledi. Nane, “Bankalararası Kart Merkezi’nin rakamları kesin sonuçları ortaya koyacak ama geçen yıla göre yüzde 10’un üzerinde bir artış bekliyoruz. Sevgililer Günü ve sektörde yarattığı canlılık, soğuk ve karlı havaya rağmen içimizi ısıtacak” değerlendirmesini yaptı.

Nane, bu yıl özellikle teknolojik ürünlerin öne çıkmasını öngördüklerini de vurguladı. Koton’un sahibi, Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Yılmaz Yılmaz da Sevgililer Günü’nün perakende sektöründe ciddi canlılık yarattığını vurguladı.

% 10-15 artış bekleniyor

Sevgililer Günü’nün Türkiye’de de dünyada da her geçen yıl öneminin arttığını kaydeden Yılmaz, “Her yıl bir önceki yıla göre daha iyi bir hareket görüyoruz. Bir önceki yıla göre yüzde 10-15 harcamaların arttığını gözlemliyoruz. Bu yıl da benzer oranlarda bir artış performansı bekliyoruz” diye konuştu.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, Sevgililer Günü’nü ve öncesindeki hafta sonunu kapsayan 12-14 Şubat 2011 tarihlerinde, kredi kartları ile 713 milyon liralık harcama gerçekleşti. Bu dönemde, kredi kartları ile yapılan harcamalar 2010 yılının aynı dönemi ile karşılaştırıldığında cironun yüzde 12 artış gösterdi. 14 Şubat 2011’de 4 milyon 975 bin 708 kredi kartı işlem adedi ile bu yılın rekoru kırıldı. Saniyede 57 adet işlem yapıldı.

Sevgililer Günü’nde son anda yapılan harcamalar kuyumcular ve restoranların yüzünü güldürdü. 13 Şubat’ta kuyumcularda kredi kartları ile yapılan harcamaların tutarı 7 milyon 730 bin lira iken, 14 Şubat’ta bu ciro yüzde 330 artarak 33 milyon 526 bin liraya çıktı.

BKM verilerine göre 14 Şubat’ta yapılan telekomünikasyon harcamaları da bir önceki güne göre yüzde 300’den fazla artarak 53 milyon 771 bin liraya ulaştı.

‘Seni seviyorum’un en tatlı hali!

KRISPY Kreme, bu yıl da Sevgililer Günü’nde duygularını ifade etmenin en tatlı çözümünü sunuyor. Krispy Kreme’in kalp şeklindeki geleneksel Sevgililer Günü özel doughnutları Krispy Kreme’lerde aşıkları bekliyor. Kalp şeklindeki doughnutlar Bavaria kreması ve frambuaz dolgulu hazırlandı. Fiyatı 4 TL olan kalpli doughnut çeşitlerinden, hediye için 12 adetlik kutularda satın alanlar, 48.00 TL yerine 32.00 TL ödeyecek.

Aşkınıza farklı hediyeler Gratis’te

YALNIZCA Gratis mağazalarında bulabileceğiniz farklı hediye alternatifleri ile aşkınızı sevgilinize anlatmanın yüzlerce yolu var. Sevgilisine aşkın kokusunu hediye etmek isteyenler için parfüm çeşitleri, onun güzelliğini ödüllendirmek ya da ona gözü gibi bakacağını anlatmak isteyenlere özel bakım ve makyaj ürünleri, 14 Şubat’ın ruhu ile bütünleşen kalp desenli mumlar, kırmızı yastıklar, dekoratif aksesuarlar ve daha birçok seçenek Sevgililer Günü’ne özel ambalajlarda Gratis’te…

Birki’s özel koleksiyon hazırladı

BIRKENSTOCK, özel Birki’s koleksiyonu ile Sevgililer Günü’nde en şık adımlar için hediye alternatifleri sunuyor. Birki’s Sevgililer Günü koleksiyonunda özellikle aşkın sembolü olan kalp motifli tasarımlar öne çıkıyor. Birki’s, özel iç tabanlığı sayesinde basınç noktalarını eşit olarak tüm tabana yayan ve ayağın biyomekanik hareketlerini destekleyen Birki’s modelleri, yorulmadan uzun süre ayakta kalmaya olanak sağlıyor.

Mudo City sevgilileri bekliyor

MUDO Collection, Mudo FTS64, Mudo Accessoires, Mudo Concept ve ithal markaları aynı çatı altında toplayan Mudo City’lerde ev dekorasyonundan aksesuara uzanan birçok seçenek Sevgililer Günü’nde sizleri yalnız bırakmıyor. Kürklü montlardan şık şapkalara, romantik bir akşam yemeğinde sizlere eşlik edecek ışıltılı mumlardan neşeli ve özgün dekoratif objelere, kış aylarının vazgeçilmezleri arasında yer alan eldiven ve atkılara, puro kutularından maket arabalara, cüzdanlar ve daha birçok hediye seçeneği var…

Bouquet alana aşkın kokusu hediye

ALTINBAŞ, Bouquet pırlanta koleksiyonu ile Sevgililer Günü’nde hediye alternatifi sunuyor. 29 Şubat’a kadar Bouquet koleksiyonundan yapacağınız 1.000 TL ve üzeri alışverişlerde Diesel LoverDose parfüm hediye ediliyor.

Koleksiyon, invisible tektaş modeli olarak bilinen, merkezinde bir pırlanta taş, çevresi küçük taşlarlarla bezenmiş bir model kullanılarak tasarlandı.

Makyajınızla büyüleyin

MAKYAJIN Çekiliciliğine Sevgililer Günü’nde Inglot ürünleri ile sahip olabilirsiniz. Eyeliner ve rimel ile ön plana çıkardığınız göz makyajınızı kırmızı ruj ve kalıcılığını arttıran rujunuzla uygun tonlarda bir dudak kalemi ile tamamlayabilirsiniz. Tırnaklarınızda da kırmızı cazibesine Inglot ojeleri ile sahip olabilirsiniz. Yeni nefes alan O2M oje koleksiyonu ile tırnak sağlığınız içinde endişelenmenize de gerek kalmayacak.

Ten’de yüzde 30 indirimli romantizm

TEN, Sevgililer Günü’nde şıklığı iç dünyasına taşıyan kadınlar için hazırladığı özel koleksiyon ile dantelin zarafetini öne çıkarıyor. Dantellere fiyonk ve fırfırların eşlik ettiği koleksiyonda pembe, ekru ve siyahın zarafetine melek baskılar eşlik ediyor.

Sutyen, külot, gecelik, babydoll ve şort takımdan oluşan Ten Sevgililer Günü Koleksiyonu’nda likralı, bedeni saran, rahat, esnek ve vücutla uyum sağlayan kumaşlar göze çarpıyor. Sevgililer Günü Koleksiyonu’ndan kalp etiketli ürünlerde ikinci ürüne yüzde 30 indirim kazanabilirsiniz.

Kırmızının sıcaklığı Nine West’te

SEVGİLİLER Günü’nde aşkın rengi kırmızının cazibesine Nine West koleksiyonu ile sahip olun. Süet, saten kumaşlar, pul ve payet süsleme seçeneklerine sahip Nine West modelleri ile gecenin en göz alıcı kadını olmanızı vaat ediyor. Bu özel gecenin kutlamalarını özel hissettirecek ayakkabı, çanta ve aksesuarlarla süsleyerek siz ve sevgiliniz için unutulmaz kılmak istiyorsanız Nine West mağazalarına mutlaka uğrayın.

Perfume Jewels’te seçenek bol

SEVGİLİLER Günü’nde hem kendinizi hem sevdiklerinizi mutlu etmenin hoş kokulu çözümleri Eyüp Sabri Tuncer’den geliyor. Eyüp Sabri Tuncer tarafından geliştirilen Perfume Jewels, Cleansing Gel, Body Lotion, Body Splash ve Eau de Parfum’den oluşuyor. Perfume Jewels dünyanın en iyi parfümerleri tarafından seçilen 25 kokudan oluşuyor. Setin fiyatı ise KDV dahil 59.90 TL…

Limango % 80 indirim sunuyor

LİMANGO’NUN yüzlerce hediye seçeneğinin yer aldığı özel kampanyasında tekstil ürünlerinden aksesuara, dekoratif ev ürünlerinden kozmetik ve mücevhere yüzlerce ürüne yüzde 80’e varan indirimlerle sahip olunabilecek. Kampanya ekranında sağ üst köşede bulabileceğiniz MOVE logosuna tıklayarak, beğendiğiniz ürünler arasında ayrıntılı bir yolculuk yapabilirsiniz.

Montblack hediyeler Panel’de

KALEM, saat ve aksesuarda dünyanın en prestijli markalarından olan Montblanc, “Yazarlar Koleksiyonu”na Pinokyo’nun yaratıcısı İtalyan yazar Carlo Callodi’yi ekledi. Değerli malzemeler ve yüksek işçilik kullanılarak yalnızca 1.000 adet üretilen dolma kalem hazırlanırken, Pinokyo’nun yaratıcısı Carlo Callodi’yi hatırlatan detaylara dikkat edildi. Dolma kaleme ek olarak yine aynı seri adı altında ve sınırlı sayıda kol düğmeleri de tasarlandı. Carlo Callodi anısına hazırlanan kol düğmeleri de dolma kalem ile aynı çizgileri taşıyor. Kalemin kapağı 18 ayar şampanya altın rengi. Kol düğmesinin fiyatı 550 TL, cüzdan 350 TL, kalem ise 1.820 TL…

Şıklığınızı Burberry saat ile tamamlayın

SEVGİLİLER Günü için hazırladığı özel koleksiyonda şık detaylara değinen Burberry, klasik desenlerinden vazgeçmediği gibi, şık ve zarif detaylarla da moda severlere modern bir koleksiyon sunuyor. 5 ve 10 metreye kadar su geçirmezlik özelliklerinin yanı sıra, yuvarlak ve dikdörtgen kasa seçenekleriyle meraklılarıyla buluşan marka, Sevgililer Gününe özel hazırladığı modelleriyle moda severlerin tercihleri arasında yer alacak. Burberry saatler, Saat&Saat güvencesiyle satılıyor.

Deri Divane yüzde 50 indirimli!

DERİSHOW, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde, zamansız tekstil koleksiyonlarında “Deri Divane” olacağınız yüzde 50 indirim fırsatı sunuyor! Bu indirimde çok özel malzemeler, yaratıcı üretim teknikleri, doğal renk geçişleri ve Derishow tasarım anlayışının buluştuğu “Gönülçelen” 2012 kış giysilerini, yarı fiyatına alabilirsiniz.

Hediye fabrikası!

hedIyefabrIkasI.com sitesinden kişiye özel hediye alternatiflerden birini seçerek hediye sipariş hattı 444 43 93 nolu telefonu aradığınız zaman seçtiğiniz hediye sahibine en kısa zamanda ulaşıyor. Hediye Sipariş hattı internete kredi kartını vermek istemeyen müşteriler için özel geliştirildi. Beğendiğiniz ürünün kodunu müşteri hizmetlerine söylemenizle başlayan sistem teslimat adresini vermenizle devam ediyor. Müşteri hizmetleri size bir sipariş numarası veriyor, teslimat tarihini söylüyor ve alışveriş bitiyor.

 

VATAN

Çiçek üreticileri 14 Şubat’tan umutlu…

Soğuk havanın üretimini ve satışını olumsuz etkilediği çiçek sektörü, gözünü 14 Şubat Sevgililer Günü’ne çevirdi.

 

Süs Bitkileri ve Mamülleri İhracatçıları Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Türkiye’nin tüm dünyaya ihracat yaptığını belirterek, özellikle İngiltere, Rusya, Almanya ve Hollanda’ya çiçek gönderdiklerini ifade etti. Bağdatlıoğlu, gönderilen çiçekler içinde ranunculus, gerbera, yeşillikler ve karanfilin yer aldığını söyledi. Özel günler içerisinde 14 Şubat Sevgililer Günü’nün önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Bağdatlıoğlu, çiçek satışlarının yüzde 100 arttığını dile getirdi. Bağdatlıoğlu, Türkiye’de 14 Şubat Sevgililer Günü’nde ağırlıklı olarak gül satıldığını ifade ederek, bunun dışında orkidenin de alıcı bulduğunu belirtti. Türkiye’nin bu özel gün için gül ithalatı yaptığını ifade eden Bağdatlıoğlu, ithal edilen ülkelerin ise Ekvador, Kenya ve Kolombiya olduğunu söyledi. Bağdatlıoğlu,sevgililer gününde 15 milyon dolarlık ise ihracat rakamına ulaşmayı beklediklerini söyledi.

 

MİLLİYET

Devlet 600 eleman alacak

Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’na 400 vergi müfettiş yardımcısı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun taşra teşkilatına 200 sosyal güvenlik denetmen yardımcısı olmak üzere kamuya toplam 600 kişi alınacak.

Maliye Bakanlığı ile SGK’nın personel alım ilanları dünkü Resmî Gazete’de yayımlandı. Maliye’nin alacağı elemanlarda KPSS puan türlerinin herhangi birinden 80 ve üzeri puan almış olma şartı aranıyor. SGK ise KPSS’den en az 75 puan almış olma şartı arıyor.

Kaynak: Zaman

Netten alışveriş büyüyor

 

‘Net’te alışveriş 400 milyon liralık pazar yarattı, şirketler 2012’ye stok eriterek girdi

Özel alışveriş siteleri, geçen yıl 400 milyon liralık bir büyüklüğe ulaştı. Daybuyday.com Genel Müdürü Çiğdem Toraman, bu sitelerin artık üretici ve tedarikçi şirketler için de en önemli satış kanalı haline geldiğini belirterek, “Artık pek çok marka, internet için özel üretim yapıyor ve yeni markalar yaratıyor. Private shopping pazarı sayesinde üretici, distribütör firma ve lisans sahipleri stoklarını eriterek 2012 yılına çok daha güçlü girdi” dedi.

Geçen yıl Türkiye’de patlamanın yaşandığı özel alışveriş siteleri, yeni ve büyük bir pazar yarattı. Morhipo, Daybuyday, Markafoni, Trendyol, 1V1Y, Limango gibi güçlü markaların rekabet ettiği sektörde 400 milyon liralık bir pazar oluştu. Bu siteler sayesinde şirketler stoklarını eriterek 2012 yılına girme fırsatı yakaladı. 2011 yılını sektörel bazda değerlendiren Daybuyday.com Genel Müdürü Çiğdem Toraman, 2011 yılı sonuna dek 1.200 şirketle 3 bin 500’ün üzerinde kampanya gerçekleştirdiklerini ve bu şirketlerin 400’üyle sürekli olarak çalıştıklarını belirterek private shopping’in artık üretici ve tedarikçi şirketler için de en önemli satış kanalı haline geldiğini söyledi.

Her gün 15’e yakın yeni kampanya yayınladıklarına dikkat çeken Toraman, private shopping sayesinde 2011 yılında 400 milyon TL’lik bir ekosistem yaratıldığını söyledi. “Artık pek çok marka, internet için özel üretim yapıyor ve yeni markalar yaratıyor” diyen Toraman, private shopping pazarı sayesinde üretici, distribütör firma ve lisans sahiplerinin stoklarını eriterek 2012’ye çok daha güçlü girdiğini vurguladı.

“Müşteri memnuniyetini ön planda tutarak sunduğumuz kaliteli hizmetle önemli bir güven zinciri oluşturduk. Artık pek çok marka, internet için özel üretim yapıyor ve yeni markalar yaratıyor,” diyen Toraman sözlerine şöyle devam etti: “Private shopping pazarı sayesinde üretici, distribütör firma ve lisans sahipleri 5 yıllık stoklarını eritti ve artık sadece internete özel ürün üretmeye başladı. Geçtiğimiz yıl çok bilinen bir halı markasının internet için özel üretim yaptığına şahit olduk. Firmalar, birkaç sitede kampanya yaptıktan sonra bilinen bir marka haline geldiklerinin farkına vardılar. Pazarlama aktiviteleri ve maliyetleri üreticiden ya da bayiden e-ticaret sitelerine kaydı. Bu anlamda sektöre çok büyük katkı sağlandı. Lojistik firmaları da tek tek e-ticaret ve private shopping sitelerinin ihtiyaçlarına göre uzmanlaştılar, depo adetlerini ve kadrolarını artırdılar. Dolayısıyla hepimiz, tedarik süreçlerini hızlandırmak ve sipariş veren müşteriye bir an önce ürününü ulaştırmak için sürekli yeni projeler geliştiriyoruz. Yani hem firma tarafı hem de private shopping sitelerinin 2012’ye çok daha güçlü girdiğini söyleyebiliriz. 2011 yılı boyunca çalıştığımız toplam 1.200 firmanın 400’üyle çok sayıda kampanyaya imza attık ve yıl boyunca 3 bin 500’ün üzerinde kampanyayla 150 bin’den fazla farklı ürünü satışa sunduk.”

E-ticaret pazarı yüzde 70 büyüdü

ÇİĞDEM Toraman, Türkiye’de 33 milyon internet kullanıcısı olduğuna, ancak henüz sadece 4 milyon internet kullanıcısının internetten alışveriş yaptığına dikkat çekti. Toraman, “Bu da pazarın büyüme potansiyelini ortaya koyuyor. Bu potansiyeli gören yatırımcılar için pazar hâlâ çok cazip ve her yıl katlanarak büyüyor. E-ticaret sektörünün 2011 yılını toplamda 22 milyar TL’lik ciro ile geçen seneye göre yüzde 70 büyüyerek kapattığını tahmin ediyoruz. Ve bu başarıda private shopping sitelerinin payı da çok büyük” dedi.

VATAN

Tahtın sahibi İstanbul

 

 

Yapılan araştırmaya göre Londra liderliğini korumakta zorlanırken, İstanbul tahtın yeni sahibi…

İngiliz Guardian gazetesinde yer alan habere göre İstanbul, Münih ve Varşova, emlak yatırımcılarının yeni gözde kentleri haline geldi.

Astronomik fiyatları sebebiyle Londra’nın emlak sektöründeki liderliğini kaybetmeye başladığını belirten Guardian, İstanbul’un, büyüyen ekonomisi ve genç nüfusu sayesinde yeni yatırımcılar ve projeler için bu yıl ikinci kez ilk sırayı aldığını belirtiyor.
Almanya’nın en düşük işsizlik rakamlarına sahip kentlerinden biri olan Münih bu özelliği ve istikrarlı yapısı ile listede ikinci sırayı alıyor.
Varşova’nın da giderek Avrupa’nın finansal merkezi haline gelmesi, ofis yatırımları için en ideal şehir olmasıyla emlak yatırımları dalında üçüncü sıraya oturmasını sağlıyor.

 

“VATAN”

KOBİ Danışmanı] Yatırımcısına yüzde 37 kazandıran altına ilgi artıyor

 

Altın, 2011 yılında yatırımcısına ortalama % 37 getiri ile en yüksek kazancı sağlayan yatırım aracı oldu. Bu paralelde Türk Ekonomi Bankası’nın (TEB) yatırımcılara sunmuş olduğu, “Altın Depo Hesabı”, “Vadeli Altın Hesabı”, “Altın Damla Hesabı”, “B Tipi Altın Fonu”, “% 100 Anapara Koruma Amaçlı Altın Fonu”na yatırım yapan müşteri sayısı hızla arttı. Buna bağlı olarak yıl başına göre bu ürünlerdeki hacim de yaklaşık % 280 yükseldi. TEB Vadesiz Altın Depo Hesabı ile yatırımcılar, güvenli bir şekilde döviz alıp satar gibi gram gram günün 24 saati istedikleri zaman altın alıp satabiliyor. TEB şubeleri, TEB İnternet Bankacılığı ve TEB Telefon Bankacılığı aracılığı ile gram bazında vadesiz altın hesabı açılabiliyor. Bununla beraber vadeli altın depo hesabı açarak 1 gr ve üzerindeki bakiyelerden altın cinsinden getiri elde edilebiliyor. Her ay düzenli olarak altın almak isteyen yatırımcılara ise TEB Altın Damla Hesabı ile küçük miktarlarla dahi birikim ve altın tasarrufu imkânı sunuluyor. Bu hesap sizin adınıza altın biriktiriyor ve bunun üzerinden altın cinsinden getiri sağlıyor. Bunların yanında yatırımcılar; TEB B Tipi Altın Fonu ve % 100 Anapara Koruma Amaçlı Altın Fonu ile tasarruflarını değerlendirmeyi ve istikrarlı bir getiri sağlamayı hedefliyor. Banka olarak yatırımcıların yanı sıra kuyumculuk sektörünün sahip olduğu özel yapıya uygun ürün ve hizmetler de sunuyoruz. Eylül 2011 verilerine göre altın kredilerinde lider banka olan TEB, sunduğu altın kredisi ile kuyumculuk sektöründe faaliyet gösteren, perakendeci, imalatçı, toptancı firmalar 250 gramdan başlayan tutarlarla finansman ihtiyacını kur riski taşımadan karşılayabiliyor. Sektörün ihtiyacından yola çıkarak önemli bir yenilik getiren TEB, Taksitli Altın Kredisi ürünü ile kuyumculara kredi geri ödemelerinde kolaylık ve gram bazında taksit taksit ödeme imkânı sağlıyor. Bankamız, üretici toptancı firmaların bayileriyle olan altın ticaretinde, Altın Tahsilat Sistemi ile de ödeme kolaylığı ve alacak garantisi sunuyor. Kuyumcu Paket Sigortası ile de kuyum sektörünün imalatçı, toptancı ve perakendeci firmalarına; ürün, işyeri ve çantacılar dahil tüm risklerini tek bir poliçeyle güvence altına alabilmektedir. Bununla beraber TEB, Altın Bankacılığı hakkında gelebilecek sorular için 444 0 667 No’lu “KOBİ Destek Hattı” aracılığı ile her türlü aramayı direkt olarak konusunda uzman çalışanlara yönlendirmek suretiyle bilgi desteği sunmaktadır. Altın Bankacılığı ile ilgili her türlü görüş ve sorunuzu altin@teb.com.tr e-mail adresinden iletebilirsiniz.

Aperatifci Empanada

 

Firma Adı: Aperatifci Empanada

Kuruluşu: 2011.

Konseptin içeriği: Fast Food

Mağaza Sayısı:

Bayilik hedefi:

Uygun yer: Cadde üstü ve Avmler.

Yatırım maliyeti: Metrekareye göre değişiyor

Ciro hedefi: 

Başvuru için: 0541 693 58 13 info@aperatifciempanada.com

Başarsoft’un yeni hedefi

 

 

Geçen yıl satılan 600 bin civarında navigasyon cihazının 450 bininde Başarsoft’un haritaları kullanıldı. Google da Türkiye haritasını onlardan alıyor. Kendilerini ‘kamunun haritacısı’ olarak nitelendiren Başarsoft’un CEO’su Alim Küçükpehlivan, Arnavutluk telekomunu ve Gazze’nin elektrik dağıtım şebekelerini haritalandıracaklarını, Kuzey Irak için de en iyi teklifi verdiklerini ve sonuçlanmasını beklediklerini söyledi.

Alim Küçükpehlivan, kardeşi Tuncay Küçükpehlivan ve Ahmat Dabanlı ile birlikte 1997 yılında bilgisayarda haritayı veri tabanına bağlayan yazılımı satmak için biraraya geldi. Dördüncü ortak olarak alacakları bir ağabeyleri son anda vaçgeçince 3 ortak epey sıkıntı çekti. Ankara’da arkadaşlarının eşine ait olan Başar Emlak isimli şirketin bir odasında çalışmaya başladılar. Kısa sürede işleri yoluna koydular ve emlakçı arkadaşlarına vefa borçlarını şirketlerinin adını Başarsoft koyarak ödediler.

Bugün GSM operatörlerinden belediyelere, MİT’ten Emniyet Müdürlüğü’ne, Ulaştırma Bakanlığı’ndan TEDAŞ’a uzanan geniş bir kesime harita hazırlıyorlar. Geçen yıl satılan 600 bin civarında navigasyon cihazının 450 bininde Başarsoft’un haritaları kullanıldı. Kendilerini ‘kamunun haritacısı’ olarak nitelendiren Başarsoft’un CEO’su Alim Küçükpehlivan, yurtdışına da açıldıklarını söyledi. Arnavutluk telekomunun haritalarını hazırlayacaklarını, Gazze’nin elektrik dağıtım şebelekelerini haritalandıracaklarını vurguladı. Kuzey Irak’ın haritalandırılmasına da en iyi teklifi verdiklerini ve sonuçlanmasını beklediklerini kaydeden Küçükpehlivan, yurtdışındaki fırsatları takip etmeye devam edeceklerini belirtti. Türkiye’de 550 bin kilometre yol ve 700 bine yakın ticari ve sosyal noktayı haritalandırdıklarını sözlerine ekleyen Küçükpehlivan, “Geçen yıl 450 bin navigasyon cihazında bizim haritalarımız kullanıldı. Pazarda yüzde 75 payla lideriz. Dünya devleriyle rekabet ediyoruz. Yılda 3 kere haritalarımızı güncelliyoruz. 81 ilde 957 ilçede ekiplerimiz geziyor. İstanbul’da 2006 yılından beri 10 araba sokak sokak dolaşıp adres belirliyor. Sadece 20 kişi sahada bu işe bakıyor. Ofistekilerle beraber 50 kişi sadece bu işle ilgileniyor. Yola, tabelaları, asfaltı yani her türlü detayı inceliyorlar” dedi. Sahaya inmelerine 81 ilin haritasını isteyen Vodafone’un vesile olduğunu anlatan Küçükpehlivan, “O işle sahaya indik ve hiç durmadık. Google da bize geldi. Ne yaptığımıza baktı, bizi dinledi ve Türkiye haritasını bizden aldı” dedi. Şu anda 200 kişilik bir şirkete dönüştüklerine de değinen Alim Küçükpehlivan, 2010 yılında 12 milyon dolar olan cirolarını 2011’de 18 milyon dolara çıkardıklarını ifade etti. Küçükpehlivan, “Bilişim 500’de 2009’da 242’nciyken 2010’da 198’inci olduk. 2011’de daha iyi bir sırada olacağımızı düşünüyoruz. 2012 yılında ise yine yüzde 50 civarında büyüme hedefliyoruz” diye konuştu.

Kendilerine ortaklık için gelen Avrupalı fonlar olduğunu da vurgulayan Küçükpehlivan, “Avrupalı fonlar ortaklık için kapımızı çalıyor. Bizim şirketimiz zaten her yıl büyüyor. Hisse satmamız için çok iyi bir teklif olması gerekiyor” dedi.

‘Trafik mesaj kanalıyla bir ilke imza atacağız’

ALİM Küçükpehlivan, trafik mesaj kanalı ile ilgili çalışmalarını hayata geçirerek Türkiye’de bir ilke imza atacaklarını söyledi. Küçükpehlivan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Trafik Mesaj Kanalı, radyo yayınlarının içinde mevcut bulunan Radio Data System‘in içinden trafikle ilgili bilgilerin navigasyon cihazları için yayınlanmasıdır. Trafikli navigasyon cihazı alacaksınız, anteni aktif hale getireceksiniz ve navigasyon cihazınızdan anlık trafik bilgilerini alacaksınız. Böylece araç kullanırken telefondan trafik kontrolüne gerek kalmayacak, özel trafik yayınıyla daha hızlı bir şekilde gideceğiniz yere ulaşabileceksiniz. RTÜK’ten onay bekliyoruz. Bizim amacımız insanların en kolay, en açık gidebilecekleri yoldan gitmesini sağlamak.”

 

VATAN

Alman dev “E.ON” yakında Türkiye’de

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Alman enerji devi E.ON şirketinin Türkiye’de enerjide özellikle üretim kaynaklarına yatırım yapmak istediğini ve Türk ortaklarını da kendilerinin seçtiğini söyledi.

Yıldız düzenlediği basın toplantısında kendisine yöneltilen “E.ON şirketinin Türkiye’de ciddi bir yatırıma hazırlandığı belirtiliyor. EON’u yatırım tutarı nedir ve bu yatırımlar hangi alanda olacak?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Türkiye’de yatırım yapmak istiyor, Türk ortaklarını kendileri seçiyorlar, yatırımları daha çok üretim kaynaklarına olacak” dedi. Enerji şirketi E.ON’un Türkiye’de 4-5 milyar dolarlık bir yatırım yapmayı planladığı Türk ortağının da Doğuş grubu olacağı ifade ediliyor.
 Öte yandan İran’dan alınan doğalgazda indirim taleplerinin devam ettiğini de belirten Yıldız, “İran, talebimize olumlu yanıt vermedi. Tahkim şu an için kaçınılmaz gözüküyor” dedi.

Milliyet

 

MADO, gözünü Pasifik’e dikti

 

 

Ünlü dondurma markası MADO, Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da ilkmağazasınıŞubat ayında açacak.

Firma, bir yıl içerisinde 12, 5 yılda da 154 konsept mağazaya ulaşmayı hedefliyor.MADO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kanbur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iki yıl önce 5 Uzakdoğu ülkesi ile anlaşma yaptıklarını ve MADO Asya Pasifik adlı şirketle bölgedeyatırımlarınıhayata geçirmeye başladıklarını söyledi.

Endonezya, Malezya, Singapur, Tayland ve Güney Kore’de kendilerine partner bulduklarını anlatan Kanbur, ”5 ülkenin girişimcileri ile bir araya gelerek ayrı bir şirket kurduk. Yaklaşık 2 yıldır görüşmelerimiz sürüyor. Çalışmalar kapsamında ilk zincir mağazamızı Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’a açıyoruz” dedi.

-Hedef Pasifik-

2012 hedeflerinin ”Pasifik” olduğunu kaydeden Kanbur, şunları kaydetti:

”Endonezya, Malezya, Singapur, Bangkok, Hong Kong, Güney Kore bizim yeni pazar alanımız. Bu bölgede geçen yıl anlaşma yapmıştık ancak icraata başlamamıştık, şimdioyunbaşladı. Bölgede hem dondurma hem kafehizmetivereceğiz. Bunun içinde Türk tatlıları, Türk yemekleri olacak. Türk kültürünü oraya adapte ediyoruz. Sonraki yıllarda kısmi olarak imalatımız da olacak. Pasifik’te 5 yıl içerisinde 154 mağaza açacağız. Çünkü sıcak bir bölge. İnsanların bakışları biraz daha heyecanlı. Avrupa’yı yorgun görüyoruz. Daha dinamikler. Genç nüfus var. Bize karşı muhabbetleri farklı. İlk helal sertifikasını da burada kullanıyorum. Çünkü bölgede 500 milyon Müslüman nüfus var. Ayrıca iklim olarak 365 gün dondurma satma imkanımız var. Yeni bir olay olduğu için farklı bakıyorlar.”

Son yıllarda yurt dışı projelerine ağırlık verdiklerini kaydeden Kanbur, 9 ülkede aktif olarak yer aldıklarını, dünyanın farklı bölgelerinden gelen teklifleri değerlendirdiklerini ifade etti.

Her gün 3 ülkeyle konuştuklarını belirten Kanbur, ”ABD’den de binlerce müracaat var. Artık MADO bir dünya markası. Biz gittiğimiz yerlere dondurmayı kendimiz anlatıyoruz. Oyuna yeniden başlıyoruz. MADO nereye giderse Türk mutfağını da götürüyor. Ayrıca gittiğimiz yerlerde kendimize partner buluyoruz. Gideceğimiz ülkeleri sektörel olarak masaya yatırıyoruz, fizibilitesini çıkarıyoruz. Tüketim alışkanlıklarını inceliyoruz. Biz sistemi satıyoruz. Sadece dondurma değil” diye konuştu.

-Sırada Çin var-

Çin’le ilgili çalışma yaptıklarını, onun da ayrı bir konsept olacağını anlatan Kanbur, ”Orası büyük bir dünya. İnanılmaz bir nüfus ve tüketim var. Bizim için çok farklı bir pazar olacak. Amacımız Çinlilere çubukla dondurma yedirebilmek. Zor olacağını biliyoruz ama başaracağımızdan şüphemiz yok. MADO Çin pazarı ile birlikte daha da farklı olacak” dedi.

İpekiş ‘tanınmış marka’ oluyor

 

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla kurulan ve açılışı 1 Ekim 1925 tarihinde Atatürk tarafından bizzat gerçekleştirilen Türkiye Cumhuriyetinin ilk fabrikası İpekiş, ”tanınmış marka” başvurusunda bulundu.

İpekiş Genel Müdürü Aşkın Kandil, yaptığı açıklamada, Kurum olarak sınai mülkiyet hakları konusuna çok önem verdiklerini, hem yatırım sermayesinin hem de entelektüel sermayenin dahil olduğu tüm özgün çalışmaların tescil hakları ile korunması gerektiğini vurguladı.

Atatürk tarafından kurulan bir kurum olarak değerlerine sahip çıkmak için tescilin gereğine inandıklarını belirten Kandil, ”Bizim gibi Türkiye Cumhuriyeti tarihi ile birlikte şekillenen bir kurum, tescil konusunda öncü olmalıdır. Bu konuda Adres Patent firması ile birlikte gerekli adımları atıyoruz” ifadesini kullandı.

ARGE odaklı üretim prensibiyle akıllı kumaş teknolojisini Türkiye ile İpekiş’in tanıştırdığı ve bundan dolayı  tescil korumasının öneminin çok daha bilincinde olduklarına dikkati çeken Kandil, şunları kaydetti:

”Şimdiye kadar 7 farklı akıllı kumaş üreterek satışa sunduk. Bu kumaşlar maksimum esnek, su-kir itici, anti bakteriyel, özel parfümlü, zayıflamaya yardımcı, polen itici ve güneşin zararlı etkilerini azaltan kumaşlar olma özelliği taşıyor. ‘Kumaşın 7 harikası’ olarak özel olarak tasarladığımız bu kumaşlar, hem yurt içi hem de yurt dışı pazarda öncü firmalardan biri olmamızı sağlıyor. ARGE konusunda bu kadar önemli adımlar atan bir tekstil firması olarak öncü özelliğimizi koruyabilmemiz, tescil haklarından yararlanmamızla mümkün olabilir. Bu yüzden marka ve ürünlerimizi tek tek tescillerken, İpekiş markasının da Türkiye’yi daha güçlü temsil edebilmesi için ‘tanınmış marka’ başvurusunda bulunduk.”

Aşkın Kandil, 7 akıllı kumaşa bir yenisini daha eklemek üzere olduklarını, halen performans testleri devam eden kumaşı en kısa zamanda satışa sunacaklarını bildirdi.

Adres Patent Marka ve Patent Danışmanı Nazire Gedik de özellikle tarihi geçmişi olan yerli firmaların tanınmış marka unvanı almaları gerektiğinin uluslararası pazar stratejisi açısından kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Tarihi markaların dünya pazarında daha güçlü olabilmesinin tanınmış marka olmasından geçtiğini kaydeden Gedik, ”Tarihe damgasını vurmuş yerli markalar ulusal etiketimizdir. Zarar görmelerinin önüne geçmek tanınmış marka olmalarıyla mümkündür. Tüm dünya gibi biz de tanınmış markalarımıza sahip çıkmalıyız” yorumunu yaptı.

Antalya’dan dünyaya ultra lüks yatlar

 

 

Dünyada 3’üncü olan Antalya, 2011 yılını 16 yat satışı ile kapattı.

KOMPOZİT ultra lüks yat yapımında dünyada 3’üncü sırada olan Antalya, 2011 yılını 16 yat satışı ile kapattı. Kentte son 10 yılda Arap, Rus, Avrupalı ve ABD’li zenginlere toplam 342 milyon dolar değerinde 203 yat satışı yapıldı.
Antalya Serbest Bölgesi’nde faaliyet gösteren 52 yat firmasının 2002’den bugüne kadarki süreçte mavi sularla buluşturduğu ultra lüks yat sayısı 203’e ulaştı. Sektör, aralarında Tony Schumacher, Arap şeyhleri ve zengin işadamları ile Rus, Avrupalı ve ABD’li zengin işadamlarının bulunduğu müşterilere yapılan ultra lüks yat satışlarından, 342 milyon dolarlık girdi sağladı.

2011 yılında 7 metreden 43 metreye kadar değişik boylarda 16 yat üretildiğini kaydeden Antalya Serbest Bölge A.Ş. (ASBAŞ) Genel Müdürü Zeki Gürses, dünya genelinde baş gösteren ekonomik krize rağmen 2012 yılında yat üretiminde artış olacağını söyledi. Gürses, 0-23 metre arası 10 adet, 24-39 metre arası 15 adet ve 40 metre üstü 5 adet olmak üzere toplam 30 yatın 2012 yılında sahiplerine teslim edileceğini söyledi. Dünyada yat sektörü kan kaybederken Antalya Serbest Bölgesi’nin ön plana çıktığına değinen ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses, şöyle devam etti:
“Tuzla ve Bodrum geriliyor. Onlar bu süreci sıkıntılı geçirirken Antalya üzerine artılar koydu. Boylar artırıldı. Seri üretim yapan İtalya, ABD gibi dünyada ilk sıraları alan yat üreticileri ciddi anlamda ekonomik sıkıntıdalar. Hem kaliteli hem de maliyet avantajı yakaladığı için burası tercih edilmeye başladı.”

Tanıtım ve reklam anlamında Serbest Bölge’de faaliyet gösteren firmaların yurt dışında fuarlara katıldığını belirten Zeki Gürses, “Bizim için en güzel reklam, ürettiğimiz yatlar, referansımız. Bunlar da görüldüğü zaman ilgi artıyor. Bir de bölgemizin organize bir bölge olması, üretici sayısının fazlalığı güven veriyor. Aynı zamanda burada bir iç disiplin, açık alanda üretim yaptırılmaması, çevre düzenine önem verilmesi özellikle yurt dışı yatırımcılar ve alıcılar için önemli bir artı değer” diye konuştu.

ASBAŞ’ın yatta ağırlık üretiminin yüzde 80’inin kompozit olduğunu belirten Genel Müdür Zeki Gürses, yat sektöründe 1500 kişinin çalıştığını, bölgede bakım onarım faaliyetlerinin de büyük aşama kaydettiğini söyledi.

Çin Hereke’yi klonladı

 

 

Çin, el dokuması kaliteli yün ve ipek halıların vatanı Hereke’yi klonladı

Ama bu sefer ki kayıp sadece Türkiye’ye mal olmuş değerin adının tescili ya da kopyalanmasıyla da sınırlı değil.

Radikal’in haberine göre Çin, geçmişi Sultan Abdülmecid’e dayanan el dokuması kaliteli yün ve ipek halıların vatanı Hereke’yi klonladı. Dünyanın en ünlü saraylarının baş köşesinde serili olan Hereke halısını koplayan Çin’de dev bir Hereke Sanayi Bölgesi kuruldu.

Türkiye ise değerine sahip çıkmak yerine trajikomik bir olaya imza attı. 2008 yılında çıkan Belediye Kanunu kapsamında kapatılan birçok belediyeden biri de Hereke oldu. Türkiye’de artık resmi olarak Hereke diye bir bölge kalmadı.

Bunu fırsat bilen Çin, Hereke halısı üretimine daha çok asıldı ve dünyadaki Hereke halısı pazarını ele geçirdi.

Hereke Halıcılar Derneği Başkanı Erhan Ör, “Çinliler halılarında ’Hereke’ adını artık yasal olarak kullanabiliyor. Çünkü bu isimle sanayi bölgesi kurdular. Bu bölgenin adı da resmi olarak Hereke Sanayi Bölgesi oldu. Artık etiketlerinde ‘Made in Hereke’ yazabiliyorlar. Biz ise resmi olarak Hereke ismini kaybettik. Biz varolanı yok ettik. Onlar ise Hereke’yi yoktan var ettiler. Hereke belediyesinin kapatılmaması, yaşatılması için Bakanlarla görüştük. Ama bir sonuç alamadık. Çin’de şimdi bunu fırsat bilerek atağa geçti” diyor.

Büyük zarar veriyor

Çin’de üretilen halıların gerçek Hereke halısı olmadığını, Çin halısı olduğunu belirten Ör, şöyle devam ediyor: “Hereke halısı elde ve yüzde 100 ipek ile yünden üretilir. Çin’de üretilenler ise elde dokunmuyor. Makinede yapılıyor. Kullanılan malzeme de gerçek ipek değil. Ama işin uzmanı olmayan bunu anlamıyor. Üstelik Çin’de ucuza mal edilen sahte Hereke halıları yerli Herekelerle aynı fiyata satılıyor. Bu durumun tüketici cephesinde ciddi mağduriyet, üretici cephesinde ise haksız rekabet yarattı.”

Köşk’ün halıcısı isyan etti

Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün halıcısı olarak ün yapan Has Halı da geçen günlerde gazetelere verdiği “Yüksek meblağlar ödeyerek aldığınız saf ipek halınızın Uzakdoğu’da makinede dokunduğunu bilseydiniz ne hissederdiniz” ilanıyla sıkıntıya dikkat çekti.

Çin pazarın yüzde 90’ını ele geçirdi

Türkiye’de 2 milyar dolarlık bir halı pazarı bulunuyor. Bu pazarın da yüzde 25’ini Hereke halıları oluşturuyor. Ancak son dönemde pazarın yüzde 90’ı atağa geçen Çin’e kaptırıldı. Doğan haksız rekabetten dolayı Herekeli halı üreticileri yok olmak üzere. Şu anda Hereke’de el dokuması ipek ve yün halı üreten üretici sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

hereke.com Çin’in elinden kurtarıldı

Çinli internet tüccarları hereke.com’u da atlamadı. Hereke.com’u satın aldı. Hereke Halıcılar Derneği, Hereke.com domain’ini satın almak istediğinde durumdan haberdar oldu. Hemen devreye girdi ve uzun süren pazarlıklar sonucunda 100 bin dolara yakın bir ödeme yapılarak Çinli tüccarların elinden internet adresi alındı.

500′den fazla kamyon üretti

 

 

Trabzonlu bir KOBİ 8X8 çekiş gücüne sahip yerli kamyon üretti

Türkiye yerli otomobili konuşurken Trabzonlu bir KOBİ 8X8 çekiş gücüne sahip yerli kamyon üretti. Hedefte seri üretim için fabrika kurmak var

500′DEN FAZLA KAMYON ÜRETTİ

Türkiye’deki KOBİ’lerin üretimde yenilikçilik arayışı dev yatırımların da önünü açmaya başladı. 50 yıldır kamyon yedek parçaları ve toplama kamyon imal eden Trabzonlu Sağlamlar Ağır Sanayi firması son geliştirdiği teknolojiler sayesinde şehre büyük bir yatırımı kazandırmak üzere. 2011′de Teknoloji Ödülü’nün de sahibi olan firma kendi alanında birçok yeniliğe imza attı. Şirket önce 3 ton yük taşıyan standart kamyonların taşıma kapasitesini 8 tona kadar çıkaran defransiyel üretmeyi başardı. Daha sonra 50 ton kapasiteli defransiyel üretimine geçti. Bu tecrübeyle sıfırdan kamyon imalatı yapmaya başladı. Motoru hariç tamamen yerli kamyonlar tasarlayan ve hayata geçiren şirket bugüne kadar 500′den fazla kamyon üretti.

8X8 KAMYON İMAL EDİYOR

Ahmet Sağlam’a ait Sağlamlar Ağır Sanayi dünyada örneğine az rastlanan 4 defransiyelli 8X8 arazi kamyonlarının özel imalatına başladı. Bu araçların birçoğunu ihraç eden firma Sanayi Bakanlığı’nın da dikkatini çekti. Şirkete seri üretime geçmesi için üniversiteler ve Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı da destek oldu.
AR-GE EKİBİ VAR

Firma, Ar-Ge ve projelendirme bilinci kazanmış durumda. Şirketin projelerinde 1 doçent doktor, 3 makine yüksek mühendisi ve 1 makine mühendisinden oluşan bir ekip sürekli olarak görev yapıyor. Ar-Ge ve projelendirme desteği sağlıyor.

YABANCILAR PEŞİNDE

Üretimle ilgili olarak şu anda bir İtalyan ve bir Japon firmasıyla irtibat halinde olduklarını söyleyen Sağlamlar Ağır Sanayi Genel Müdürü Ahmet Sağlam, seri üretimle ilgili Rusya ve Ortadoğu’dan da talep geldiğini belirtti. Ancak esas olarak defransiyelde seri üretime geçerek bu konuda markalaşma hedefleri olduğunu belirten Sağlam, “Hedefimiz Trabzon’da ağrı sanayi alanında büyük bir atılım yapmak. Defransiyel alanında kuracağımız seri üretim tesisi ilk etapta 150 kişiye istihdam sağlayacak” dedi.

YAĞMUR DEKORATİF

 

 

Marka :  Yagmur
Sektör : Mobilya
Kuruluş Yılı :  2006
Merkez Ülke :  Türkiye
Firma Tanıtımı: yagmur dekoratif mum üretimi yapmaktadır şuana kadar 3 bayii buluntadır
Bayilik/Franchise Bilgileri
Bayilik Şartları: isim hakkını almak ve dekoratif mum üretimi yapmak ve yılda bir defaya mahsus olmak üzere trajı yüksek gazeteye reklam vermek
Bayilik  içeriği : sadece isim hakkı almak ve dekoratif mum üretimi yapmak gerekli
Hedef Bölgeler : Türkiye geneli
Ortalama Kar Marjı : %175
Reklam Katılım Ücretleri : 200 TL
Web Sitesi : www.yagmurdekoratif.com

Tepe Home

 

 

Sektör : Mobilya
Kuruluş Yılı :  1997
Toplam Çalışan Sayısı: 1750
Merkez – : Ankara

Firma Tanıtımı: Tepe Home Mobilya ve Dekorasyon Ürünleri Ticaret A.Ş. 1997 yılında Bilkent Holdin’e bağlı olarak kurulmuş, ülkemizde mobilya ve ev aksesuarı perakendeciliği alanında faaliyet gösteren ilk ve en büyük mağazalar zinciridir.
Bayilik Şartları: Karşılıklı Görüşülecektir.
Bayilik  içeriği : Tepe Home (Mobilya, İthal Mobilya, Mutfak, Aksesuar, Tekstil, Aydınlatma v.s.)
Hedef Bölgeler : Tüm iller
Reklam Katılım Ücretleri : Yok
Gelirden Pay : Yok
Web Sitesi : www.tepehome.com.tr

HELYA PARFÜM

 

 

Marka :  HELYA
Sektör : Kozmetik
Kuruluş Yılı :  2011
Toplam Çalışan Sayısı: 7

Firma Tanıtımı: 25 yılı aşkın bir süredir Fransa Grass ta üretilip başta Fransa, Ingiltere, Ispanya, Almanya, Italya, Cezayir, Fas, Tunus, Japonya, Tayland ve Latin Amerika daki ülkelerde büyük pazar payına sahiptir. helya ile meri kozmetik arasında yapılan disbirötörlük anlaşmasından dolayı türkiye piyasasına ekim 2011 den itibaren ilk bayi izmitten açılmış bulunmakla birlikte, şuan istanbul da mecidiyeköy, cevahir, üsküdar, fatih, bursa bayilikleri anlaşmaları yapılmış olup, kasım ayı içerisinde sıra ile tüm bayilikler açılacaktır. Fransa da üretilen HELYA PARFÜM tamamiyle orijinal olup piyasadaki açık parfümlerle tek ortak yanı fiyat politikasıdır.Bu da HELYA PARFÜM ün, parfüm piyasasındaki en özel ayrıcalığıdır.
Bayilik/Franchise Bilgileri
Bayilik Şartları: HELYA PARFÜM’ün en önde gelen şartı açılacak mağazanın lokasyon olarak işlek cadde de olmasıdır.
Mağazanın metrekare büyüklüğü 15 ila 35 metrekare arasında olmalı.
Açılması düşünülen mağazanın bulunduğu ilçe içerisinde başka bir HELYA PARFÜM bayisinin olmaması.HELYA PARFÜM ün mağaza konseptine sadık kalınması.Mağaza konsepti(dekor) HELYA PARFÜM’e ait olup tabela ve isim hakkı talep etmemektedir.

Yukarıda ön görülen şartlarımız yatırımcının lehine olup kullanmayı düşündüğü birikimini kendisine karlı bir şekilde geri dönmesidir.
Bayilik  içeriği : Neden Franchising?Neden HELYA PARFÜM?HELYA PARFÜM ,Franchise sistemiyle yatırımcılarına az sermaye ile bol kazanç sağlama fırsatı sunmaktadır. Yüksek kaliteyi kendine ilke edinerek Dünya markası olma yolunda ilerlemeyi kendine hedef belirleyen HELYA PARFÜM , müşterilerine geniş ürün yelpazesi ve değişik ürünler sunmaktadır.
Yurtiçi ve yurtdışında da konumunu en üst seviyeye taşıyarak müşterilerinin (bayilerinin) taleplerine ve kazançlarına en iyi şekilde karşılık vermek HELYA PARFÜM ün ilkesi dahilindedir.

Yatırımcılar mağaza kurulumu,dekor,ürün alımı vb. maliyetlerin üstüne reklam ve tanıtım için ciddi paralar harcayarak oluşturabilevekleri müşteri potansiyeline ,HELYA PARFÜM tabelasını koyar koymaz sahip olurlar. HELYA PARFÜM bu yatırımlar sonucunda sağlamış olduğu marka bilinirliği ile yatırımcılara sürekli müşteri ve iş yapma imkanı sağlar. Kaliteli ve başarılı parfüm üretmek,yeniliklere ve yaratıcılığa açık olmak HELYA PARFÜM ün en temel yapı taşlarıdır.
Hedef Bölgeler : TÜRKİYE VE TÜRK CUMHURİYETLERİ.
Ortalama Kar Marjı : %76
Reklam Katılım Ücretleri : YOK
Web Sitesi : www.helyaturkiye.com

Ekna Kozmetik

 

 

Marka :  Ekna
Sektör : Kozmetik
Kuruluş Yılı :  2011
Toplam Çalışan Sayısı: 10
Firma Tanıtımı: firmamız açık parfüm üretimi ve satışı yapmaktadır.

Bayilik Şartları: 27.000 TL. ürün alımı
Bayilik Paket(ler)inin içeriği : 100 cc parfüm x 145 çeşit x 9′ar adet
50 cc parfüm x 145 çeşit x 9′ar adet
Hedef Bölgeler : tüm TÜRKİYE
Ortalama Kar Marjı : % 50
Web Sitesi : www.eknakozmetik.com

Artdecor Banyo Dolapları

 

 


Sektör : Mobilya
Kuruluş Yılı :  1976
Toplam Çalışan Sayısı: 50
Merkez  : Türkiye

Firma Tanıtımı: Artdecor banyo 35 yıl evvel mobilya modasının şekillendiği İnegöl ilçesinde kurulmuştur.Banyo dolabı konusunda eğitimli personelimiz ve makine parkurumuz ile özgün ve kalite standartları beklentilerin ötesinde,çevreye duyarlı hammaddeleri sağlıklı ortamlarda birleştirerek modern yaşama değer katan banyo dolapları üretmekteyiz.Banyo dolabı konusunda farklı beklentilere farklı çözümler sunan firmamız, üretiminde işlevsellik ve estetiği bir araya getirmiştir.

Banyo dolabı tasarım ekibimiz sizin için sürekli banyonuza uygun ürünleri tasarlamak için çalışır..Bir banyo dolabı ne kadar estetik ve fonksiyonel olabilir bunu planlamaktadır. Kullanıcı gibi düşünürüz, banyo dolabı alırken beklentilerimiz ne olur şeklinde empati kurarız.

Bayilik Şartları: Karşılıklı görüşme ile belirlenir
Bayilik  içeriği : Karşılıklı görüşme ile belirlenir
Hedef Bölgeler : Türkiye bazında
Ortalama Kar Marjı : 30.000 TL
Web Sitesi : www.artdecorbanyo.com

ALESCİA KOZMETİK

 

 

Marka :  ALESCİA
Sektör : Kozmetik
Kuruluş Yılı :  2011
Merkez Ülke : TÜRKİYE

Firma Tanıtımı: Alescia Perfumum geniş ürün yelpazesi, farklı ürün seçenekleri , stand seçenekleriyle müşteri isteklerine cevap vermektedir. Kaliteli ürün, müşteri memnuniyeti zamanında ve yerinde teslimi ilke edinmiştir. Alescia ailesi olarak insan sağlığına verilen önem gereği, hammadde tedariki, insan sağlığı ile ilgili denetimlerin en üst seviyede olduğu Avrupa Birliğinden yapılmaktadır. .
Önümüzdeki süreçte bayi sayıları arttırılarak markanın piyasa bilinirliğini arttırmak firmamızın hedefleri arasında olacaktır.

Hedef Bölgeler : TÜM TÜRKİYE GENELİNDE BAYİLİKLER VERİLECEKTİR.
Ortalama Kar Marjı : %70- % 90
Gelirden Pay : FİRMAMIZ GELİRDEN PAY ALMAMAKTADIR.

Web Sitesi : www.alescia.com.tr

Pronet Güvenlik Hizmetleri

 

 

Marka :  Pronet
Sektör : Telekominikasyon
Kuruluş Yılı :  1995
Toplam Çalışan Sayısı: 2000
Firma Tanıtımı: 1995 yılında kurulan Pronet bugün 2000 den fazla çalışanı,200 ü aşan araç filosu, 81 ilde teknik servis ve destek verecek altyapısı, %92 müşteri memnuniyeti ve %50 pazar payı ile 65.000 i aşan müşterilerine hizmet vermeye devam eden Türkiye nin lider güvenlik şirketidir.

Bayilik Paket(ler)inin içeriği : Pronet in profesyonel eğitimcileri tarafından verilen Teknik bilgileri ve ve Satış Methodlarımız ile ilgili 5 günlük kapsamlı eğitim semineri
Hedef Bölgeler : İstanbul,Ankara,İzmir,Bursa,Adana
Ortalama Kar Marjı : %40
Web Sitesi : www.pronet.com.tr

BG TEKNOLOJİ

 

Marka :  BG
Sektör : Telekominikasyon
Kuruluş Yılı :  1999
Toplam Çalışan Sayısı: 6

Ürün Hizmet Kapsamı: 
Firma Tanıtımı: BG TEKNOLOJİ BG GRUP Şirketinin VOIP Teknolojisini Türkiye ve dünya pazarında müşterilerine ulaştırmak için 1999 yılında kurduğu güçlü ve tecrübeli bir firmadır.

Şirketimiz aynı zamanda data alt yapı,santral sistemleri montajı ve tesisatı,Kamera,alarm güvenlik konularında da faaliyet göstermektedir.

Yetişmiş uzman teknik kadrosu ve güçlü satış ekibi ile müşterilerine kaliteli hizmetler sunmaktadır.

Ayrıca Şirketimiz internet üstünden müşterilerine indirimli olarak şehiriçi, şehirlerarası,milletlerarası ve tüm Gsm aramalarında kaliteli ve saglıklı telefon görüşme hizmeti vermektedir.

BG TEKNOLOJİ
GÜCÜNÜZÜ TEKNOLOJİYE YANSITIN…

www.bgteknoloji.com

Bayilik Şartları: VOIP Teknolojisinde anlayan ve satış kadrosu ile kurumsal satış yapabilecek tecrübeli kişiler tercih edilmektedir.
Bayilik Paket(ler)inin içeriği : -Teknik destek
-Donanımsal destekler
-Satış dökğman destekleri
-Alt yapı kullandırma desteği
-Sertifika desteği
Hedef Bölgeler : Tüm Türkiye
Ortalama Kar Marjı : %30 – %35
Reklam Katılım Ücretleri : Merkez tarafından karşılanmaktadır.
Gelirden Pay : Gelirden pay alınmamaktadır.

Ek Hususlar : Sadece 5000 TL”ye günümüzde ki en yeni ve en iyi teknoloji olan VOIP – Voice Over Internet Protocol (İnternet protokolü üzerinden ses) teknolojisini kullanma fırsatı.

Önümüzde ki yıllarda çok fazla duyacağınız IP Telefonu veya İnternet telefonunun pazarı bugün Türkiye”de 700 Milyon dolar. Telefon haberleşmesi sektörünün cirosunun 265 milyar dolara yükselmesi öngörülmektedir.

Bu alanda kaliteli hizmet veren firma sayısı 20”den az dolayısı ile markalaşma ve güçlü bir marka altında ufak bir yatırım yaparak bu pazarda yerinizi alabilirsiniz.

Web Sitesi : www.bgteknoloji.com

HANTEK ELEKTRONİK TIBBİ ÜRÜNLER

 

 

Marka :  HANTEK
Sektör : Bilgisayar / Elektronik
Kuruluş Yılı :  2006
Toplam Çalışan Sayısı: 15
Merkez Ülke : TÜRKİYE

Firma Tanıtımı: Firmamız 2006 yılında faaliyete başlıyarak elektronik kart tamiri tıbbi cihaz revizyon bakın onarım servis ve yedek parça hizmeti vermektedir. 2009 yılında Avrupa da Hantek EOOD firmasını kurarak avrupada da elektronik kart tamiri tıbbi cihaz revizyon bakın onarım servis ve yedek parça hizmeti vermektedir.

Temel prensip müşteri memnuniyeti ve ülke ekonomisine katkıda bulunmaktır. Bu amaçla her geçen gün hizmet alanlarını ve amaçlarını büyütmektedir. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak, sorunlarına çözüm olmak bizim için gurur vericidir. Şirketimizin faaliyet gösterdiği alanlardaki başarısı müşterilerimizden güven ve taktir almaktadır. Hedefimiz en büyük değil, en iyi olmak; sizlerle dost olup vadeli ve sürekli güvenebileceğiniz bir çözüm ortağınız olarak çalışmaktır

Firmamız garanti süresi bitmiş elektronik kart tıbbi cihazları ve yedek parçaların revizon bakım onarımını yaparak ülke ekonomisine tekrar kazandırmaktadır.
Bayilik içeriği : GÜNEŞ ENERJİSİ SİSTEMLERİ İLE İLGİLİ BÖLGE BAYİLİKLERİ VERİLMEKTEDİR.

GÜNEŞ ENERJİSİ SİSTEM BAYİLİK BAŞVURULARINIZI WEB SAYFAMIZDAN YAPABİLİRSİNİZ..
WİRELESS PANİC SYSTEM –KABLOSUZ PANİK SİSTEM BAYİLİKLERİ VERİLMEKTEDİR
Hedef Bölgeler : TÜM TÜRKİYE

Ortalama Kar Marjı : 100 MİLYON $ VE ÜSTÜ

Ek Hususlar : HİZMETLERİ
Elektronik Cihaz Bakım ve Onarım
Elektronik Kart Tamiri
Tıbbi Cihaz Revizyonu, Bakım Onarım, Servis, Yedek Parça ve pazarlama
Panik Sistemleri Montajı, Revizyon ,Bakım Onarım ,Servis, Yedek Parça ve pazarlama
Bio Kimya Kitleri ve Cihazları
Hormon Cihazları ve Kitleri
Mikro Eliza Cihazları ve kitleri
Sarf Malzemeler
Elektronik Kart Tamiri ve Yedek Parça
Tıbbi Cihazlar ve Yedek Parça
Tüpler
Kan Sayım Cihazları ve Kitleri
Göz Sistemleri
Medikal Atık Yok Etme Sistemleri
Coagulation Sistemi
Kablosuz Panik Sistem ( Wireless Panic System)
Güneş Sistemleri Enerjisi

Web Sitesi : www.hantek.com.tr

Tablet PC’lerin Türkiye’de üretilmesi için teşvik vereceğiz

Türkiye’nin herkese açık, ücretsiz uygulama geliştirme okulu Açık Akademi, Microsoft tarafından açıldı. Söz konusu proje, genç ve dinamik bilişim kullanıcılarını uygulama geliştirici olmaya yönlendiriyor.

Akademi’nin açılışına katılan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Microsoft’un da talip olduğu tablet ve akıllı tahta üretimini, Türkiye’nin bilişim sektörünün gelişmesi için bir fırsat olarak gördüğünü dile getirdi. Yıldırım, ciddi teşvikler vererek tablet üretim tesisinin ülkede kurulmasını sağlayacaklarını söyledi. Yıldırım, FATİH Projesi’ndeki 17 milyon tabletin çok büyük bir rakam olduğunu aktarırken, “Biz bu tablet ve tahta üretimini, Türkiye’nin bilişim sektörünün gelişmesi için bir fırsat olarak görüyoruz. Tablet üretimi için çok ciddi teşvikler, tesis kurulması dâhil kapsamlı bir çalışma yapıyoruz oradan camını, yongasını getir, derle topla, kapat, ‘tablet yaptım’ olmasın diye. Bu çalışma biraz zaman alacak. ” dedi. FATİH Projesi’nde Microsoft’a bir engel bulunmadığını da belirten Yıldırım, iki sistem olacağını, isteyen kişilerin Microsoft’u isteyenlerin de TÜBİTAK’ın geliştirdiği Pardus’u tercih edebileceğini aktardı.

köyler de artık kapsama alanına girdi

Türkiye’de nüfusu 500′ün altında bulunan 2.128 yerleşim birimine mobil iletişim hizmeti götürülmesini öngören protokol Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile Avea, Turkcell ve Vodafone Türkiye’nin katılımıyla imzalandı. Bakan Binali Yıldırım, nüfusu 500′ün altındaki 2.128 yerleşim biriminde üç operatörün altyapıları, paylaşarak kuracaklarını ve projenin büyüklüğünün 200 milyon lira civarında olacağını söyledi. Yıldırım, uygulamanın kamu-özel sektör işbirliği açısından önemli olduğuna dikkat çekti. Projenin 1 yıl içinde tamamlanması öngörülüyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer de, otoyollar ve çevresinin kesintisiz kapsanmasını da bu sene içinde sonuçlandırmayı planladıklarını açıkladı.

Halıya 35 milyon TL yatırıyor, istihdamı 1.000′e çıkaracak

Türkiye’nin köklü halı markalarından Atlas, Naksan Holding bünyesindeki üretim tesisleri ile sektörde yeniden yerini aldı. Yeniden yapılanma sürecinde 35 milyon liralık bir yatırım planlayan şirket, mevcut 500 kişilik istihdamı yeni üretim tesisi ve bayilerle bu yıl ikiye katlamayı hedefliyor.

Makine halısı sektörüne tasarım kavramını getiren Atlas, yeni yapılanma sürecinde Ar-Ge çalışmaları ve yüksek teknolojiye sahip üretim merkezlerine ağırlık verecek. 2012 yılı hedeflerini sektörün zirvesi olarak belirleyen Atlas Halı Genel Müdürü Dr. Meriç Bebitoğlu, dünyadaki 2.350 makine halısı tezgâhının 1.100′ünün Türkiye’de olduğunu kaydetti. Bebitoğlu, “Türkiye, dünya makine halısı sektöründe öncü durumda. Tasarım ve Ar-Ge’ye yapılan yatırımlarla öncülüğü devam ettirip markalaşma yolunda ilerleyebiliriz.” dedi. Atlas Halı’nın 45 yıllık tecrübesinin, modern çizgilere sahip tasarımlarla harmanladığını ve koleksiyonlarına desen değil tasarım kavramını getirdiklerinin altını çizen Bebitoğlu, yeni serilerin Kunter Şekercioğlu, Ece-Oğuz Yalım&Feride Toprak, Gamze Güven, Ali Taran, Başak Ergin, Özgür Uşaklıgil, Erdem Akan ve Boğaç Şimşir gibi Türkiye’nin önde gelen başarılı tasarımcıların imzasını taşıdığını söyledi. Atlas Halıları, Şems, Hatayi, Hare, Harman, Hayat Ağacı, Oyun, Gece, Nazar Boncuğu, Vuslat, Uşak, Sedef, Akide ve Shaggy koleksiyonlarından oluşuyor. Bu yılın sektörde dinamiklerin değişeceği bir yıl olacağı öngörüsünde bulunan Bebitoğlu, hedeflerinin Atlas Halı’yı en yenilikçi ve en tutarlı halı markalarından birisi yaparak, 4 yıl içinde Türkiye’nin satış gelirleri baz alındığında ilk 500 şirketi arasında olmayı planladıklarını belirtti. Tüm koleksiyonları endüstriyel tasarımcılar tarafından tasarlanmış tek halı markasının Atlas Halı olduğunu söyleyen Bebitoğlu, “Bizim millet onu sevmez bunu sevmez diye aynı şeyleri üretmektense, bu işi tasarımcılara bırakıp yeni şeyleri ürettik.” diye konuştu.

Bayileri ile bire bir çalışan firma, bu şekilde tüketici taleplerini yakından takip edebiliyor. Üretimin şekillenmesinde müşteri taleplerinin önemli rolü olduğuna dikkat çeken Bebitoğlu, 2012 yılı hedeflerinin Türkiye genelinde 250 bayi, 2014 yılı sonu itibarıyla ise 1.000 bayi olduğunu açıkladı. Karanlıkta ışıyan iplik teknolojisi ile üretimini gerçekleştirdikleri halı modelleri ile yenilikçi üretimlere başladıklarını, tüketiciyi şaşırtacak projeler ve kampanyalar üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Naksan Holding Yönetim Kurulu Üyesi Taner Nakipoğlu, yurtdışı pazarlara açılmada en büyük hedeflerinin Rusya olduğunu söyledi. “Rusya çok büyük bir pazar. Biz de bu pazara oradaki geleneklere uygun tasarımlarla girmek istiyoruz.” diyen Nakipoğlu, bu konuda çalıştıklarını ifade etti.

Yumurta ihracatı 285 milyon dolara tırmandı

Türkiye’nin yumurta ihracatı, geçen yıl, önceki yıla göre yüzde 83 artarak 285 milyon dolara ulaştı. Yumurta Üreticileri Merkez Birliği’nin (YUM-BİR) verilerine göre sektör, geçen yıl 17 ülke ve 2 serbest bölgeye ihracat yaptı. 2010 yılında 156 milyon dolar olan yumurta ihracatı, 2011 yılında yüzde 83 artarak 285 milyon 673 bin dolara yükseldi.

Yumurta ihracatının en fazla yapıldığı ülke, önceki yıllardaki gibi Irak oldu. 212 milyon 7 bin dolarlık ihracat yapılan Irak’ın önceki yıl yüzde 95 seviyesinde olan ihracat payı, sektörün yeni pazarlara yönelmesinin etkisiyle yüzde 74′e indi. Yeni pazarlar arasında başı çeken İran, 42 milyon 992 bin dolarlık ihracatla ikinci, Azerbaycan ise 11 milyon 512 bin dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer aldı. Suriye, 6 milyon 179 bin dolar, İsrail 5 milyon 967 bin dolar, Türkmenistan 3 milyon 303 bin dolar ve Libya 1 milyon 69 bin dolarla ihracatta milyon dolar barajını geçen diğer ülkeler oldu. Sektör, ayrıca Angola, Birleşik Arap Emirlikleri, Ekvator Ginesi, Gürcistan, Katar, Kırgızistan, KKTC, Kuveyt, Özbekistan ve Suudi Arabistan ile Ege ve Kayseri serbest bölgelerine ihracat yaptı. YUM-BİR Başkanı Derya Pala, birliklerinin kurulduğu 2006 yılında 18 milyon dolar seviyesinde olan ihracatın her geçen yıl hızla artıp bugünkü seviyesine geldiğini söyledi. İhracatta gelinen noktanın, sektörün büyümesiyle orantılı olduğunu belirten Pala, şunları ifade etti: “Özellikle 2009 yılı ve 2010′un ilk yarısı, sektörde iyi geçti. Buna bağlı olarak ciddi yatırımlar oldu. Yeni yatırım, yeni üretim anlamına geliyor. İZMİR AA

IT SEKTÖRÜNDE İŞE ALIMLAR ARTACAK

Monster tarafından yapılan araştırma, “Bilişim Teknolojisi” sektöründe işe alım yetkililerinin, adayların ve çalışanların 2010 değerlendirmelerini ortaya koydu. Dünyanın online kariyer devi Monster 2010 yılının ilk çeyreğinde, 300 IT işe alım yetkilisi ve 1.200 adayın katılımıyla bir anket gerçekleştirdi. IT sektöründe, işverenlerin, çalışanların ve adayların gözünden kariyer şartlarını analiz eden araştırmada, işveren ve adayların 2010 yılına dair beklenti ve öngörüleri ortaya çıktı. Monster, işe alım yetkililerine 2010 işe alım planlarını, metodlarını ve karşılaştıkları zorlukları sordu. Ankete katılan yetkililerin 3’te 2’si işverenleri için bilgi teknolojisi personelleri işe alan veya alan ekibi yöneten kişilerden oluşuyor; geri kalanı ise işverenlere bilgi teknolojisi personeli işe alımı yapan danışmanlık şirketlerinden oluşuyor.

Ankete katılan adaylara ise çalıştıkları şirketlerdeki memnuniyet durumları, iş aramanın zorlukları, en etkin iş arama metodları soruldu. Adayların %53’ü işsiz, %47’si ise bir şirkette çalışmakta. Monster tarafından yapılan ankette, işe alım yetkililerinin %61’i, 2010 sonunda işe alım ihtiyaçlarının artacağını açıkladı. Anket sonuçlarına göre bu ihtiyaç artışının temel sebebi kurumsal büyüme ve genişleme. İşe alım yetkilileri en çok yazılım tasarım ve geliştirme alanında eleman ihtiyacı duyacaklarını belirtti. Anket sonuçlarına göre, işe alım yetkililerinin bilgi teknolojisi elemanlarını işe alırken şirket içerisinde en çok karşılaştıkları sıkıntı birlikte çalıştıkları şirket içi yöneticiler ve onların bilgi teknolojisi konusundaki bilgi eksiklikleri. Adaylar tarafında karşılaştıkları sıkıntı ise aradıkları deneyime ve yetkinliğe sahip ilgili adaylar bulamamaları.

Araştırmaya göre işe alım yetkililerinin adaylarda aradıkları temel özellikler; iletişim ve pratik beceriler ve teknik anlamda geniş bir yetkinlik. İşe alım yetkilileri, aday arayışlarında en çok online kariyer sitelerini, ardından referans sistemini ve üçüncü olarak da yükselmekte olan “online networking”’i kullandıklarını belirttiler. İşverenler, offline olarak da %67 ile referans sistemini,%38 ile danışmanlık şirketlerini, %27 ile kariyer fuarlarını, %13 ile gazete ilanlarını, %9 ile sektör yayınlarını kullandıklarını belirtti. İşverenlerde Monster gibi online kariyer sitelerini kullandıklarını söyleyenler %92, Linkedin, Facebook gibi online networking sitelerini kullananlar %64, kendi şirket web sitelerini kullananlar %62 idi. İşverenlerle yapılan görüşmelerde yetenekleri çekmek ve elde tutmanın en önemli 2 stratejisinin rekabetçi maaş ve sağlık olanakları olduğu ortaya çıktı. İşverenlerin %69’u yetenekli IT elemanlarını çekmekte rekabetçi maaşın önem taşıdığını düşünürken; %66’sı rekabetçi sağlık imkanları sunmanın; %61’i eğlenceli ve cazip bir çalışma ortamı sunmanın; %54’ü kariyer gelişimi için imkanlar sunmanın; %53’ü iyi bir şirket itibarına sahip olmanın; %50’si eğitim olanakları sunmanın; %48’i prim ve zam imkanları sunmanın; %47’si iyi çalışmanın takdir edilmesinin önemli rol oynadığını %41’i ise cazip çalışma saatlerinin önem taşıdığını belirtiyor. Ekonomi aşağı doğru bir harekette olduğunda, çalışanlar iş aramalarını durdurup, pozisyonlarını korumaya özen gösterirler; ancak ekonomi düzeldikçe işverenler yetenekli çalışanlarını kaybetme riski taşırlar. Bu sebeple şirketlerin, azaltılmış maaş ve primlere ve artan iş yüklerine rağmen sadık kalan yetenekli çalışanlarını ellerinde tutabilmeleri için stratejiler geliştirmeleri gerekir. Ancak yapılan araştırmaya göre şirketlerin %76’sının şaşırtıcı biçimde bu tür bir tedbir almadığı, yalnızca%6’sının gelecek 12 ay içerisinde değişiklikler yapacağı ortaya çıkmıştır. Bilgi teknolojisi alanında iş arayan adaylar en çok kariyer sitelerini ve online networking sitelerini kullanıyor!

Ankete katılan adayların %74’ü, iş arama sürecinin zor olduğunu düşünüyor. En çok zorluğu ise işverenin kendileriyle kontak kurmalarını sağlamakta yaşadıklarını dile getiriyorlar. Ankete katılan adayların %42’si işverenlerin kendisiyle kontak kurmalarını sağlamakta sıkıntı yaşadıkları; %31’inin aradıkları kriterlere uyan bir iş bulmakta sıkıntı yaşadıklarını vurgulamıştır. Ankete katılanların %54’ü, yani yarısından fazlası çalıştıkları şirkette kalmayı düşündüklerini belirtti; sebep olarak ise devam etmekte olan işten çıkarmaları öne sürdüler. Araştırmaya katılan adayların %41’i, çalıştıkları şirkette kalmalarında, para dışındaki ek olanak ve teşviklerin vazgeçilmez olduğunu söylediler. Bunlar arasında en çok öne çıkanlar iyileştirilmiş iletişim, çok çalışma ve becerilerin takdiri, prosedür ve kuralların güncellenmesi, çekici bir ofis ortamı sunulması, eğitim ve şirket içinde yükselme imkanları. Ankete katılan adaylar, en önem verilen becerilerin iletişim ve ekip çalışmasına yatkınlık olduğunu vurguladı.

Adaylar en çok online kariyer siteleri, ardından referans sistemi ve üçüncü olarak da şirketlerin kurumsal kariyer sayfalarını kullandıklarını belirtti. Ankete katılan adayların %44’ü, kariyer sitelerine ek olarak online networking sitelerini de kullandığını belirtti. Bilgi teknolojisi alanında iş arayanlar için “beceri ve yetkinlik kullanımının” öneminin diğer endüstrilere göre daha önemli olduğunu düşünenler %97. 2010 sonu için IT işveren ve aday beklentileri IT işe alım yetkilileri, 2010 yılının genelinde işe alım eğilimlerinin iyileşeceğini öngörüyor. Ankete katılanların %61’i, 2010 sonunda ihtiyaçların artacağını vurguladı. Bunların %27’si işe alımın %10 ve üzerinde olmak üzere ciddi şekilde artacağını düşünürken; %34’ü %10’un altında olmak üzere az bir artış göstereceğini düşünüyor. Ankete katılanların %43’üne göre, artan bilişim teknolojisi işe alımlarının arkasındaki başlıca sebep kurumsal büyüme/genişleme politikaları; %25 ise genişleyen bilişim teknolojisi departmanı olduğunu belirtiyor.

Araştırmaya göre, bilişim teknolojisi işe alım yetkililerinin %42’si en çok işe alımın yazılım tasarım ve geliştirme pozisyonları için artacağını öngörüyor.

%22’si proje yönetimi;

%20’si sistem yönetimi,

%20’si data/veritabanı yönetimi;

%19’u alt yapı yönetimi;

%17’si bilgi güvenliği;

%15’i teknik destek;

%13’ü kalite güvencesi ve uyumu;

%5’i ise operasyonlar/bilgi işlem alanlarında eleman ihtiyaçlarının artacağını düşünüyor.

Şirketler bu yıl adayların artan beklentilerine hazırlıklı olmalılar. Çalışanlarının %38’i, geçen yıla göre %15 artarak bu yıl zam beklentisi içerisinde. Adayların %31’i bir sonraki yıl çalıştıkları şirkette kalmak istemedikleri ortaya çıktı. Bunların %17’si işten çıkarılmaları;%15’i ise kısıtlı yükselme imkanlarını öne sürdü. IT işe alım yetkilileri adaylarda ne arıyor? Adaylar hangi özelliklere sahip? Arayış süreçlerindeki zorluklar neler? IT işe alım yetkililerine işe alım süreçlerinde karşılaştıkları zorluklar sorulduğunda %28’i Internet ve diğer teknoloji kullanımlarında şirket içerisindeki bilgi eksikliğini dile getirdiler. Yetkililerin %21’i ise adayların bulunmasındaki zaman kısıtlarını; %13’ü yöneticilerinden net bir iş tanımı alamadıklarını; %9’u kaynak bulma ve işe alım sürecinin artan maliyetini öne sürdüler.

IT işe alım yetkililerine doldurulması en zor IT pozisyonları sorulduğunda, pozisyonları sırasıyla şöyle sıraladılar:

1) .Net ( Tasarım ,Geliştirme, Mühendisler)

2) Veritabanı yöneticileri

3) Geliştirme uzmanları

4) Yönetici seviyede IT mühendisleri, yazılım destek

5) Java (Geliştirme, Mühendisler)

6) Oracle (Analist,Geliştirme)

7) Programcılar

8) SAP ( Yöneticiler,Danışmanlar)

9) Üst düzey ( Analistler, Danışmanlar, Mühendisler, Geliştirme, vs)

10) Yazılım (Geliştirme, Mühendisler) IT işe alım uzmanlarına adaylarda aradıkları teknik beceriler sorulduğunda,,

 

%17’si .Net geliştirme,

%14’ü Java / J2EE geliştirme,

%13’ü Networking yönetimi/geliştirme;

%13’ü veritabanı yönetimi/geliştirme;

%9’u web geliştirme;

%9’u Güvenlik (CISSP, CISM, CISA, GIAC);

%4’ü ise İT optimizasyonunu vurguladılar.

Teknik becerilerin dışında ise en çok aranan özellikler;

%39 ile iletişim becerileri;

%29 ile pratik beceriler;

%10 ile ekip çalışmasına yatkınlık;

%10 ile analitik beceriler;

%6 ile inisiyatif alma;

%1 ile liderlik öne çıktı.

IT adaylarına sahip oldukları teknik beceriler sorulduğunda;

%19 oranında masaüstü destek,

%11 oranında veritabanı yönetimi/geliştirme,

%7 oranında web geliştirme,

%5 oranında . Net geliştirme,

%5 oranında network yönetimi/geliştirme,

% 5 oranında Java/J2EE geliştirme ve %5 oranında Telekomünikasyon desteği ortaya çıktı.

Pizza Bulls

 

 

Firma Adı: Pizza Bulls 

Kuruluşu: 2006.

Konseptin içeriği: Evlere ve işyerlerine de paket servisi yapan pizza restoran konsepti.

Mağaza Sayısı: 12.

Bayilik hedefi:  2011 yılında hedef 25 şubeye ulaşmak.

Uygun yer: Lokasyonun yoğun olan bölgeler.

Yatırım maliyeti: 110 bin ile 120 bin dolar arasında değişiyor.

Ciro hedefi: Lokasyona ve mertrekareye göre değişiyor.

Başvuru için: 0216 533 75 75

2012 Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması Başladı

 

Garanti Bankası’nın, Ekonomist dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) işbirliğiyle bu sene 6.’sını düzenlediği yarışma kapsamında, “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi”nin yanı sıra, “Türkiye’nin Gelecek Vaad Eden Kadın Girişimcisi” ve “Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimci” kategorilerinde de ödüller verilecek.

Sadece büyük ölçekli işletmeleri değil, ölçeği ne olursa olsun, tüm kadın girişimcileri teşvik etmek amacıyla düzenlenen yarışma kapsamında; farklı kulvarlarda daha küçük ölçekli ama gelişime ve yeniliğe açık, gelecek vaat eden veya kendi şartları altında, yöresinde iyi bir işletme kurmuş, bulunduğu yörede fark yaratan kadın girişimcilere de “kazanma” şansı sunuluyor.

garanti.com.tr adresinde yer alan habere göre Türkiye’de yaşayan ve hakim ortak olduğu şirketi yıllık 25 milyon TL’nin altında ciro yapan kadın girişimciler, yarışmaya bizzat başvurabiliyor veya aday gösterilebiliyor. Başvurular, www.kadingirisimciyarismasi.com adresinden doldurulacak formlarla, 15 Mart 2012 tarihine kadar yapılabiliyor.

“Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” 20.000 TL tutarında nakit para ödülüne ve 2.500 TL başlangıç katkı paylı BES Emeklilik Planı’na, “Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimci” 15.000 TL tutarında nakit para ödülüne ve 2.500 TL başlangıç katkı paylı BES Emeklilik Planı’na, “Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimci” ise 15.000 TL tutarında nakit para ödülüne ve 2.500 TL başlangıç katkı paylı BES Emeklilik Planı Ödülleri’ne  hak kazanacaktır. Ayrıca tüm dereceye giren kadın girişimcilerimize 1 yıllık ücretsiz KAGİDER üyeliği ve Capital, Ekonomist ve Elele Dergisi üyeliği kazanacaklardır.

Yarışmaya internet üzerinden başvurmak veya yarışma hakkında daha detaylı bilgi almak isteyen kadın girişimcilerimiz www.kadingirisimciyarismasi.com adresini ziyaret edebilir, başvuru formunu elden teslim etmek isteyen kadın girişimcilerimiz ise en yakın Garanti Şubesine uğrayabilirler.

Gönül Kahvesi

 

 

FİRMA ADI: Gönül Kahvesi

UYGUN YER: Gönül Kahvesi, iki çeşit lokasyonda bayilik veriyor. Bunlardan ilki alışveriş merkezleri; minimum 60 metrekare dükkân, teras ve bahçe mevcut olmalı. İkinci lokasyon olan ana caddelerde ise yine minimum 60 metrekare dükkanlar, teras ve bahçe aranıyor.

BAYİLİK VERİLECEK ŞEHİRLER: Türkiye geneli.

BAYİLERDE ARANAN NİTELİKLER: İşini severek yönetecek girişimciler.

YATIRIM MALİYETİ: Franchising bedeli 30 bin ile 60 bin Euro arasında değişen Gönül Kahvesi, bu bedelle yatırımcıya isim kullanım hakkı veriyor

CİRO HEDEFİ: Metrekare, lokasyon, kira kriterlerine bağlı olarak aylık 40 bin TL ile 150 bin TL arasında değişiyor.

KÂR MARJI: Gönül Kahvesi’ne yatırım yapan girişimci ayda 10- 30 bin TL arasında gelir elde ediyor.

BAŞVURU İÇİN TEL: 0555 702 82 94

Burger King

 

 

Firma Adı: Burger King

Kuruluşu: 1954 yılında kuruldu. Türkiye pazarına 1995 yılında girdi.

Konseptin içeriği: Hamburger fast food zinciri.

Mağaza Sayısı: 44 ilde 314 restoranı var.

Bayilik hedefi: Yıl sonuna kadar 12, 2011 yılında da 35 adet franchising verecek.

Uygun yer: Lokasyonun yoğun olduğu bölgeler.

Yatırım maliyeti: Restoranın tipi ve büyüklüğüne göre 500 bin dolardan başlıyor.

Ciro hedefi: Lokasyona göre değişiyor.

Başvuru için: 0212 310 66 00

Baklavacı Güllüoğlu: Çinliler taklit edemez

Baklavacı Güllüoğlu firması Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Güllü, Amerika’da 6′ncı şubelerini açacaklarını söyledi

Amerikaların, Türk baklavası ve tatlılarına büyük ilgi gösterdiğini belirten Faruk Güllü, müşterileri arasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, emlak kralı Donald Trump ve Coca Cola CEO’su Muhtar Kent’in de bulunduğunu açıkladı.

Bursa’daki şubelerinde incelemelerde bulunan Nejat Güllü, 2011 yılında yaptığı yatırımlarla yurt içinde 18, yurtdışında ise 9 şubeye ulaştıklarını söyledi. Yurtdışında büyük bir taleple karşılaştıklarını belirten Nejat Güllü, 2011’in ilk altı ayında 606 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini açıkladı. Güllü şunları söyledi:

“Dünya markası olma yolunda en önemli basamağı kuşkusuz İstanbul yatırımlarımız oluşturuyor. Ancak ABD ve Avrupa’ya da lezzetlerimizi götürdük. Ürünlerimiz Türkiye’nin her noktasına ve yurt dışına, Kağıthane’deki üretim tesisimizden gönderiliyor. 2000 yılında Kağıthane’de kurduğumuz tesis, Türkiye’nin en büyük baklava üretim alanı. Yaptığımız ihracat kendi sektörümüz için çok ciddi bir rakamdır. Yurt dışı yatırımlarımız ile bu oranı ilerleyen yıllarda daha da yukarıya çıkaracağız.”

AMERİKA’DA 50 ŞUBE AÇMAYI PLANLIYORUZ’
Amerika’da önümüzdeki günlerde altıncı şubelerini açacaklarını, bunun için çalışmaların devam ettiğini kaydeden Güllü, her ay Kağıthane’de bulunan imalathanelerinden bir konteyner dolusu baklava, tatlı, dondurma ve simiti şoklayarak Amerika’daki şubelerine gönderdiklerini açıkladı. Burada satılan ürünlerinin özellikle hafta sonları tüketildiğine dikkat çeken Nejat Güllü şöyle konuştu:

Amerika’da Los Angeles, Brighton Beach, Brooklyn, Astoria Queens ve Manhattan’daki şubelerimizle hizmet veriyoruz. New Jersey’de önünüzdeki günlerde altıncı şubemizi açacağız. Amacımız, Türkiye’yi, damak tadını ve kültürünü dünyaya tanıtmak. Amerika’da, her milletten insan şubemize gelerek alışveriş yapıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Coca Cola Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Muhtar Kent, Milyarder İş Adamı Donald Trump gibi ünlü isimler müşterilerimiz arasında. Türk baklavasını çok seviyorlar, tatlıları da. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Amerika’ya geldiğinde şubelerimizden alışveriş yaptırıyor. Biz de bu talepler doğrultusunda 2020 yılında yalnızca Amerika’da 50 şube açmayı planlıyoruz.”

’ÇİNLİLER TAKLİT EDEMEZ’
Şu anda ABD, Avrupa ve Arap ülkelerindeki şubelerini hizmete sokarak, öncelikli amaçlarını gerçekleştirdiklerini anlatan Nejat Güllü, uzun vadede ise Çin’de şubeler açmayı hedeflediklerini söyledi.

İyi baklavanın, kaliteli hammadde ve işinin ustası kişiler tarafından yapılabileceğini vurgulayan Nejat Güllü şöyle dedi:
“Çin’e giden işadamları sürekli hediye olarak baklava ve tatlı götürüyorlar. Biz de Çin nüfusunu göz önüne alarak orada yatırım yapmak için çalışmalarımıza başladık. Çinlilerin baklavamızı taklit edeceklerini düşünmüyorum. Çünkü makine ile yapılmıyor. Yapılması da imkansız gibi. Ürettiğimiz baklavalar yılların ustalığı ve kaliteli hammadenin ürünüdür.”

Nejat Güllü, en büyük sıkıntılarının ise hammadde fiyatlarının artışı olduğunu belirtti.

Bağdat Caddesi dünyanın en ünlü alışveriş caddelerini solladı

Bağdat Caddesi bir Fransız şirketin araştırmasına göre, alışveriş denince akla gelen caddelerden Paris’teki Şanzelize ve New York’taki 5th Avenue’yu geride bırakıp dünyanın en iyi 4′üncü alışveriş caddesi seçildi

Paris merkezli danışmanlık şirketi ‘Presence Mystery Shopping’, alışveriş cenneti statüsündeki dünyaca ünlü caddeleri belirledi. Şirket, dünyanın 30 ünlü caddesini hizmet anlayışı, temizlik, alışveriş dostu olması ve sunduğu çeşit gibi kategorilere göre sıralandırdı.

‘GÖRÜNÜMÜYLE KAZANIYOR’
Listenin dördüncü sırasında ise aldığı 83 puanla Bağdat Caddesi bulunuyor.

Araştırmada Bağdat Caddesi için şöyle bahsedildi:

“Alışveriş meraklılarına göre Bağdat Caddesi görünümüyle kazanıyor. Çiçekli alanları, dolmuşları ve su satılan dükkanlarıyla öne çıkıyor. Lüks caddede bütçeyi zorlamadan bir Türk kahvesi içecekseniz, Bağdat Caddesi’nde Starbucks’a da girebilirsiniz. Amerikan zinciri İstanbul’un kahve kültürüne uyup mönüye iyi bir Türk kahvesi yerleştirmiş.”

Gevreğe 85 milyonluk fabrika

 

 

Fabrika, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya da hitap ederek ihracatı ikiye katlayacak

Nestle, Türk insanının kilo problemini giderek daha fazla dert edindiğini görerek kahvaltılık gevrek üretecek fabrikasını devreye aldı. 85 milyon liralık yatırımla Bursa Karacabey’de kurulan fabrika, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya da hitap ederek ihracatı ikiye katlayacak.

Nestle Kahvaltılık Gevrekler, 85 milyon TL’lik yatırımla gerçekleştirdiği yeni fabrikasını, Bursa Karacabey’de açtı. Yeni kahvaltılık gevrek fabrikası, sadece Türkiye pazarına hitap etmeyecek, Ortadoğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere dünya pazarlarına da ihracat yaparak, Nestle’nin bölgedeki yeni üretim üslerinden biri olacak. Nestle pazarda Nesquik ve Nesfit markaları ile yer alıyor ve halen Türkiye’nin en çok tüketilen kahvaltılık gevreği ünvanını elinde bulunduruyor.

Bursa Karacabey’deki yeni kahvaltılık gevrek fabrikası, aynı zamanda tesisin sahibi olan Nestle ve Generals Mills şirketlerinin yüzde 50-50 ortak girişimiyle kurduğu Cereal Partners Worldwide (CPW) tarafından işletiliyor. Tesisin açılışı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ve Nestle Türkiye İcra Kurulu Başkanı Dr. Hans-Ulrich Mayer’in katılımıyla gerçekleştirildi.

Türkiye merkez olacak

10 bin tonun üzerinde kapasitesi bulunan fabrika, hammaddesinin neredeyse tamamını Türkiye’den karşılayarak yıllık yaklaşık 5 bin 350 ton buğday, 4 bin ton mısır ve 1.000 ton pirinç alımı gerçekleştirecek. Fabrika, hızla büyüyen kahvaltılık gevrek gıda kategorisinde Türkiye’yi bölgesel bir merkez haline getirecek.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, açılışta yaptığı konuşmada, “İnsanlık tarihinde hayatımıza çeşitli ürünler, teknolojiler girdi. Bunların bir kısmı dönemsel oldu, diğer kısmı ise değişti. İnsanlık tarihinde değişmeyen tek şey gıda ve tarımdır. Nestle gibi bir Dünya markasının fabrikasını bu bölgeye açmasını önemsiyorum. Kendilerine teşekkür ediyorum” dedi.

İhracat katlanacak

Fabrika açılışında bir konuşma yapan Nestle Türkiye İcra Kurulu Başkanı Dr. Hans-Ulrich Mayer de bu potansiyele ve fabrikanın Nestle için bölgede yeni bir üretim üssü olmasına dikkat çekerek memnuniyetini şöyle dile getirdi:

“Kahvaltılık gevrekler, sağlıklı beslenme bilincinin artmasıyla birlikte Türkiye’de çok hızlı gelişen bir kategori. General Mills ortaklığı CPW ile bu kategoride 3 milyar TL’ye yakın bir ciroya ulaşarak dünyanın en büyük üreticileri arasında yer alan Nestle, Türkiye’de de kahvaltılık gevrek kategorisine 1998 yılında girdi.

Geçen 13 yıllık sürede, Nesquik ve Nesfit markalarıyla Türkiye’nin tartışmasız pazar lideri olan Nestle, aynı zaman zarfında kategoriyi de tam olarak 10 kat büyüttü. Fabrika üretiminin önemli bir bölümünü ihraç ederken, tam 14 ülkenin dahil olduğu 191 milyon nüfusu olan bir pazara hitap edeceğiz. Ayrıca, gelecek 3 yıl içerisinde Nestle Türkiye’nin ihracatını ikiye katlamayı da planlıyoruz.”

Mayer, son 5 yılda Türkiye’de gerçekleştirdikleri 500 milyon dolarlık yatırımın ardından açılışını gerçekleştirdikleri 85 milyon liralık yatırımla birlikte, gelecek hedeflerine emin adımlarla yürüdüklerini vurguladı.

Pazarın büyüklüğü 210 milyon lira

Türkiye kahvaltılık gevrekler kategorisinde bu yıl geçtiğimiz seneye göre ciro bazında yüzde 21 büyüdü. 2011 yılında yaklaşık 210 milyon TL’ye ulaşan kahvaltılık gevrekler pazarında Nestle’nin yaklaşık yüzde 60’lık pazar payı var. Kahvaltılık gevreklerin bir porsiyonu, günlük demir ve vitamin ihtiyacının yüzde 25’ini karşılıyor. Kahvaltılık gevrekler, Türkiye’de oldukça düşük olan süt tüketimini yüzde 10 oranında artırıyor. Türkiye’de halen her yıl 62.5 milyon litre süt kahvaltılık gevreklerle tüketiliyor.

Girişimci kadın süvariler

 

“Asker uyumaz, üşümez, yorulmaz, acıkmaz, susamaz, ağlamaz.” Eşlerinden öğrendikleri bu zor şartlar onları çetin birer girişimci yaptı. Asker eşleri kurdukları işlerle dünyayı keşfe çıktı.

 

Asker eşleri, girişimcilikte sınır tanımıyor. Eşlerinin görevi gereği uzun yıllar il il dolaştıkları için istihdama çok fazla dahil olamayan asker eşleri dudak uçuklatan başarılara imza atmaya başladı.
Jandarma Astsubay İlhan Bıyık’ın eşi Füsun Bıyık bu girişimcilerden biri. Daha altı ay öncesine kadar ev kadını olan Bıyık, tamamen kendi tasarımı olan ürünler ve konseptle alışveriş merkezlerinde ‘at koşturuyor’… Hem de gerçek anlamda… Bıyık ürettiği robot atlarla çocuklara at ile gezmenin keyfini yaşatırken kendi gibi girişimcilere de iş fırsatı yarattı.

Yüzde 100 Türk malı 
‘Gerçek gibi tepkiler veren oyuncak kedi, köpek olur da at olmaz mı?’ İşte bu soru Bıyık’ın girişimcilik ruhunu harekete geçiriyor. “Artık ev kadını olmak istemiyorum. Ekonomiye de bir katkım olmalı” diyen Bıyık, bir ithal oyuncak attan yola çıkarak araştırmalara başlıyor. Görüntüsü, yürüyüşü ve yürürken çıkardığı sesle gerçeğe yakın bir at üretmek için yaşadığı şehir Erzurum’dan Bursa’ya kadar uzanıyor. Mekanik yapısını ve kalıpları Bursa’da ürettiren Bıyık, Erzurum’da kurduğu tesiste tüm parçaları bir araya getirerek ilk atları üretiyor. Atlar iki boy olarak üretiliyor. Tüm patent başvurularını yapan Bıyık, ilk olarak 100 at üretiyor. Bıyık’ın ürettiği atlar özellikleri ile dünyada da bir ilk.
En büyük yardımcısı eşi ve ortağı Tankut Keskin ile birlikte konsepti belirliyor ve Tayhouse markası doğuyor. Alışveriş merkezlerinde açılan küçük bir çiftlik konseptine sahip olan Tayhouse’larda atlar çocuklara kiralanıyor. Bıyık, ilk şubenin açılması ile hem çocuklardan hem de girişimcilerden büyük bir ilgi görüyor.

Gelen bayilik taleplerini değerlendiren Bıyık bayilik vermeye başlıyor. Şu anda Tayhouse’un Türkiye genelinde 28 şubesi bulunuyor. Hedefleri ise 2012 yılında 50 şubeye ulaşmak, yeni tesis yatırımıyla birlikte de üretimi yılda 100 bin adede taşımak. Füsun Bıyık, gelen yoğun talep üzerine önümüzdeki günlerde Rusya, İran, Irak ve Dubai gibi birçok ülkeye de hem ürün hem de konsept ihracatına başlamaya hazırlanıyor.

Mevlevi Tatlısı ile dünyayı sardı
Atiye Laçin de başarılı işlere imza atan bir asker eşi. “Bir şeyleri başarma” isteği ile yola çıkan Atiye Laçin’e ilham veren, eşinin işi dolayısıyla bulundukları Gelibolu’daki Mevlihane oluyor. Gelibolu’daki dünyanın en büyük mevlevihanesini ziyaret eden Laçin, çok etkileniyor. Mevleviliği ve Gelibolu Mevlevihanesi’ni araştırırken okuduğu kitaplarda rastladığı eski reçeteler Laçin’in önünde yeni bir sayfa açıyor. Tüm reçeteleri hatmeden Laçin, Mevlevi mutfağının unutulmuş lezzeti Mevlevi Tatlısı’nı gün ışığına çıkarır. Özü hurma olan ve içinde kurutulmuş meyvelerle baharatlar bulunan Mevlevi Tatlısı’nın üretimine soyunan Laçin, dünyada da tanınan bir marka yarattı. Atiye Laçin Tatlılarının Türkiye’de 100’ün üzerinde noktada dünyada ise İsviçre, Çin, ABD gibi birçok ülkede satışı yapılıyor.

Türkiye’nin camı 140 ülkenin evinde

 

Her gün ihtiyaca göre yeniden şekillenen, 2 bin yıllık cam sektörü Türkiye’de çok hızlı büyüyor. 2 milyar dolara ulaşan sektör, bugün cam ev eşyasında 140 ülkeden yüz binlerce eve giriyor. Dünya cam liginde hedeflerinin ilk üçe yerleşmek olduğunu belirten Şişecam Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Kırman, grup olarak 2011’i 3 milyar dolar ciro ile bitirdiklerini, sodada 160 ülkeye, cam ev eşyasında 140 ülkeye ihracat yaptıklarını söyledi.
Sekiz ülkede faaliyet gösteren Şişecam’ın ajandasında şu anda devam eden Bulgaristan, Tataristan, Polatlı ve Eskişehir ile birlikte 600-700 milyon dolarlık yatırım planı olduğunu ifade eden Kırman, tüm bu yatırımlar ile 1.500- 2 bin kişilik ek istihdam yaratacaklarına dikkat çekti. 

Fillere de mi bardak satalım?
2012’nin zor bir yıl olacağını belirten Kırman, “Önümüzü göremiyoruz. Ancak Türkiye’nin gelecekte rekabet üstünlüğünü bugünden kurabilmesi çin 2012 önemli bir fırsat da yaratabilir” dedi. Ancak bu anlamda sürekli konuşulan ‘yeni pazar’ konusunun bir hikaye olduğunu ifade eden Kırman, “Artık dünyada keşfedilmemiş pazar yok. Afrika’daki fillere de mi bardak satalım? Ancak mevcut pazarlardaki payımızı arttırabiliriz” diye konuştu.

Cam sektörü 2 milyar dolar
İhracat 800 milyon dolar
İthalat 700 milyon dolar
Şişecam yılda 1 milyon ton şişe
Günde 25 milyon adet cam ürünü
15 bin çeşit

Cep telefonu devinden şaşırtan hamle

 

 Şirkete yakın kaynaklara göre BlackBerry üreticisi RIM sadece bir model hariç; çıkartacağı diğer tüm modelleri iptal etti.

2011 yılını zararla kapatan ve eski günlerine dönmeyi düşleyen RIM, şirkete yakın kaynaklara göre radikal bir karar alarak yeni yılda çıkarmayı planladığı telefonlarından tamamen vazgeçti; sadece BlackBerry 10 işletim sistemini kullanan telefonu için kolları sıvadı. Halihazırda geliştirilme aşamasında olan ve London kod adını taşıyan yeni BlackBerry‘nin 2012′nin ortalarında kullanıcılara sunulması beklenirken, cihazın çift çekirdek işlemciyi kullandığı ve LTE tabanlı kablosuz ağ teknolojisini kullandığı sanılıyor. RIM, 2012′de daha dikkatli adımlar atarak 2011′de uğradığı tüm zararı kapatmakta kararlı görünüyor.

2012′de en çok kazandıran altın olacak

“Hocaların Gözüyle 2012 Yılında Türkiye Ekonomisi Araştırması”na göre bu yıl Türkiye ekonomisini bekleyen en önemli sorun cari açık, en çok kazandıran yatırım aracı ise altın olacak.

İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) tarafından yapılan araştırma, 21-30 Aralık 2011 tarihleri arasında, profesör, doçent ve yardımcı doçent unvanlarına sahip 344 iktisat hocasıyla, online anket yöntemi ile gerçekleştirildi. 

Araştırmaya göre, Türkiye’nin mevcut ekonomik durumunu “çok iyi” bulanların oranı yüzde 4,7, “iyi” bulanların oranı yüzde 30,4, “normal” bulanların oranı yüzde 48,2 olurken, “kötü” olarak değerlendirenlerin oranı yüzde 16,8 seviyesinde gerçekleşti. 

Küresel gelişmeler karşısında Merkez Bankasının aldığı tedbirler için “çok iyi” diyenlerin oranı yüzde 9,5, “iyi” diyenlerin oranı yüzde 41,8 ve “normal” diyenlerin oranı yüzde 38,6 oldu.  

Merkez Bankası tedbirlerini “yetersiz” ya da “yanlış” olarak değerlendirenlerin oranı ise yüzde 10 seviyesinde gerçekleşti. 

Ankete katılanların yüzde 90′ı, küresel ekonomideki olumsuzlukların 2012 yılında Türkiye ekonomisini de etkileyeceği görüşünü ortaya koydu.

-Enflasyon beklentisi yüzde 7-10 aralığında-

İktisatçıların yüzde 50′den fazlası Türkiye ekonomisinin en önemli sorununu cari açık olarak nitelerken, cari açığı işsizlik, finansal piyasalardaki istikrarsızlık ve durgunluk izledi.

Büyüme hedefini yüzde 3-5 aralığında belirtenlerin oranı yüzde 64,4 oldu. Hocaların yüzde 55,6′sı 2012 yılı TÜFE beklentisini yüzde 7-10 aralığına yerleştirirken, yüzde 10′dan fazla bekleyenlerin oranı yüzde 20′ye yaklaştı.

Ankete katılanların yüzde 60′ı dolar kurunu 1,500-2,000 lira aralığında tahmin etti. Dolar kurunu 2,000 liranın üzerinde bekleyenlerin oranı ise 40′a yakın olarak gerçekleşti.

2012 yılında euro kurunu 2,000-2,500 arasında tahmin eden hocaların oranı yüzde 62,6 iken, euroyu 2,500 liranın üzerinde bekleyen hocaların oranı yüzde 30′dan fazla.

-Faizlerde artış bekleyenlerin oranı yüzde 66-

“2012 yılında en çok kazandıran yatırım aracı hangisi olur?” sorusuna altın yanıtını veren iktisatçıların oranı yüzde 46 oldu. Altını, yüzde 21 ile faiz, yüzde 17 ile döviz, yüzde 15,5 ile hisse senedi izledi.

Bu yıl faizlerde artış bekleyenlerin oranı yüzde 66 olurken, iktisat hocalarının yüzde 48′ine göre makroekonomik istikrarı en çok dış ekonomik gelişmeler etkileyecek.

-Yüzde 45,5, Euro birliğinin dağılmasını veya küçülmesini bekliyor-

Avrupa borç krizinin derinleşme ve başka ülkelere sıçrama ihtimalini olası görenlerin oranı yüzde 87 olurken, Euro birliğinin dağılmasını ya da küçülmesini bekleyenlerin oranı yüzde 45,5 seviyesinde gerçekleşti.

AB’nin önümüzdeki yıllarda dağılmayacağı görüşünde olanlar ise yüzde 82′lik bir çoğunluğa sahip. Yüzde 68,6′lık bir kesim ise Türkiye’nin AB’ye tam üye olma çabasından vazgeçmemesi gerektiğini düşünüyor.

‘Kadınları mutfakta eğlendirebiliyorsak amaca ulaştık demektir’

 

 

Mutfakta farklı ve renkli bir dünya yarattıklarını söyleyen Tantitoni Genel Müdürü Lütfü Küçük, “2015’e kadar 80 mağazaya ulaşmayı planlıyoruz. Kadınları mutfakta eğlendirebiliyorsak amacımıza ulaştık demektir” diyor“En çok domates soyucu satıyoruz” diyor Tantitoni Genel Müdürü Lütfü Küçük… Hiç şaşırmıyorum. Çünkü kadınlar bilir, domatesi kabuğundan ayırmak çok zor…
Ayrıca fonksiyonel ürüne önem verdiklerini söylüyor ve “Mesela dilimli kek kalıbımız var. Kek pişince zaten dilimli olmuş oluyor. Kesmek zorunda kalmıyorsunuz. Silikon fırın eldivenleri, altı üstü cam çaydanlıklar ve daha nice ürünümüzün amacı kadınları mutfakta eğlendirebilmek ve işlerini kolaylaştırmak. Bunu başardıysak hedefimize ve amacımıza ulaştık demektir” diyor.
‘Cici mağaza kurduk’
Tasarıma ve Ar-Ge’ye önem verdiklerini belirten Küçük, şöyle devam ediyor: “Pazarı sürekli olarak araştırıyoruz. Geleneksellikten uzak, mutfakta farklı ve renkli bir dünya yarattık. Ürünlerimizin başlıca özelliği ‘kullanışlı’ olmaları. Tantitoni mağazalarında masa üstü ve servis, hazırlık, pişirme, saklama ve diğer olarak adlandırılan 5 grupta binlerce çeşit ürünümüz var.”
1993 yılında İnter Mutfak’ı kurduğunu söyleyen Küçük, “2006 yılına kadar mutfak ve sofra eşyaları ithalatı gerçekleştiriyorduk. O yıl Suadiye’de mağaza açarak Tantitoni markasıyla perakendeye girdik. Cici bir mağaza kurduk” diye anlatıyor.
Markasının İtalyanca ‘tanti’(birçok) ve ‘toni’(renk, ton) kelimelerinin birleşiminden meydana geldiğini belirten Lütfü Küçük, “Tantitoni, ‘çok renkli, çok tonlu’ anlamına geliyor” diyor.

‘Genç bir markayız’
Geleceğin perakendede olduğunu vurgulayan Küçük, “Genç bir markayız. Çeyizci değiliz. Ekonomik özgürlüğünü kazanmış kadınlara hitap ediyoruz. Zaten müşterimizin yüzde 95’i kadınlar” diyor.

‘Kek pişiren mağaza olarak anılıyoruz’

Mağazalarının içinde canlı mutfak bulunduğunu söyleyen Lütfü Küçük, “Mağazada yemekler, kekler pişiriyoruz. Hatta ‘kek pişiren mağaza’ olarak anılır olmuştuk” diyor. Canlı mutfakta günlük olarak pişirilen kek ve kurabiyelerin müşterilere ikram edildiğini ifade eden Küçük, şunları söylüyor:
“Tantitoni konseptinin ayrılmaz parçası olan canlı mutfakların temel amacı tüketicilerin ürünleri deneyerek almasını sağlamak. Mağazalarda canlı mutfağın yanı sıra, Türk ve Dünya mutfakları hakkında detaylı bilgiler sunan yemek kitapları ve çocuklar için faydalı ve eğlenceli hikaye kitaplarını da bulunan kütüphane de yer alıyor.”
Konsantrasyonlarını mutfağa yönelik olduğunu anlatan Küçük, “Tantitoni markalı ürünlerin yanında Brabantia, Koziol, TVS, Beka, Bormioli Rocco, Lock&Lock, Tescoma ve Tiger gibi markaların da satışını gerçekleştiriyoruz. Ürünlerimizin bir bölümünü ithal bir bölümünü yerli üretim oluşturuluyor” diye anlatıyor.

‘Bir çöp kutusuna 10 yıl garanti veriyoruz’

Sattıkları ürünün arkasında olduklarını söyleyen Lütfü Küçük, “Mağazalarımızda koşulsuz iade uyguluyoruz. Bir çöp kutusuna 10 yıl garanti veriyoruz. 20 yıl garanti verdiğimiz ürünler var. Müşterimiz 18 yıl sonra üründen mutsuz olsa yine değiştiriyoruz” diyor.
Küçük, “Markaysanız ürününüzün yüzde 100 arkasında durmanız lazım. Tantitoni olarak amacımız müşterimizi mutlu etmek” diye konuşuyor.

Her yıl 20 mağaza
Tantitoni’nin şu anda 21 mağazası bulunduğunu kaydeden Lütfü Küçük, şu bilgileri veriyor:
“2015 yılına kadar 80 mağazaya ulaşmayı planlıyoruz. 2011’de ilk kez franchise uygulamasına başladık. 2 franchise mağazamız var. Önümüzdeki yıl franchise sayımızı artırmak istiyoruz. Stratejimizde alışveriş merkezleriyle büyümek var. Her yıl 20 mağaza açmayı hedefliyoruz. Doğru lokasyonda doğru mağazayı seçmek bir meziyet. Böyle olursa ylda 30 mağaza da açarız.” Küçük, önümüzdeki yıllarda Yunanistan, İspanya ve İtalya’da da mağaza açmayı planladıklarını belirtiyor.

Girişimcilik Konseyi kuruldu

Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’de girişimciliğin bir zorunluluk olduğunu söyledi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’de girişimciliğin bir zorunluluk olduğunu belirterek, ”Askerlik yapmak neyse, Türkiye’de girişimci çıkartmayı da aynı noktada ele almamız lazım” dedi.

Hisarcıklıoğlu, Türkiye Girişimcilik Konseyinin kuruluş töreninde yaptığı konuşmada, girişimcilik ekosisteminin ortaya çıkabilmesi için, sürecin kamu ve özel sektör ortaklığında koordine edilmesinin önemine işaret etti.

Bir yazarın, 1912 yılında Türkiye’de insanların girişimci değil, memur ya da asker olmak istediği tespitinde bulunduğunu aktaran Hisarcıklıoğlu, bugün ise girişimciliğin artık bir moda haline geldiğini söyledi.

Geçen yıl girişimcilikle ilgili 233 toplantıya davet edildiğini belirten Hisarcıklıoğlu, eskiden kendisine gelen yazıların büyük çoğunluğu bir yerde iş arayanlar, bir işe girmek için torpil arayanlarla ilgiliyken, artık her gün mailinde yeni iş fikri olup iş kurmak isteyen kişilerden gelen bir mesaj görmeye başladığını kaydetti.

Bir araştırmaya göre, 12 Avrupa ülkesi içinde, gençler arasında kendi işini kurma cesareti konusunda Türkiye’nin birinci olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, artık ”zeki, çevik, ahlaklı”nın yanına ”girişimci” sıfatının da eklendiğini söyledi.

Rifat Hisarcıklıoğlu, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın girişimciliğin keşfinde önemli rol oynadığını ifade ederek, ”1980 başlarında Suudi Arabistan ve Yunanistan bizden zengindi. Bugün ikisini üst üste koyun ancak bir Türkiye yapıyor. Bu, Türkiye’deki girişimciler sayesinde oldu. Bizim doğal zenginliğimiz yok, en büyük zenginliğimiz girişimcilikmiş” diye konuştu.

Türkiye’nin her yıl 750 bin kişiye iş bulmasının, girişimci sayısını artırmasına bağlı olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, ”Türkiye’de girişimcilik bir zorunluluktur. Girişimciliği ortaya çıkarmak bir ülke görevi. Askerlik yapmak neyse, Türkiye’de girişimci çıkartmayı da aynı noktada ele almamız lazım” dedi.

-”İleride bir kadın girişimcimiz TOBB Başkanı olur inşallah”-

Bugün Türkiye’de 1.500′ün üzerinde kadın girişimci ve 1.500′ün üzerinde genç girişimcinin TOBB çatısı altında örgütlendiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, örgütlü kadın girişimci sayısını 10 bin 500′e çıkararak, Japonya’dan sonra dünya ikincisi olmayı hedeflediklerini aktardı.

Hisarcıklıoğlu, esprili bir şekilde ”Ben Türkiye’de en fazla gezenlerden birisiyim. Bakıyorum hangi ile gitsem (TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı) Aynur Bektaş, benden önce gitmiş oluyor. Acaba gözü TOBB başkanlığında mı diye zaman zaman da kafama takılıyor. İleride burada da (TOBB) bir kadın girişimcimiz (TÜSİAD Başkanı) Ümit Hanım gibi başkan olur inşallah diyoruz” dedi.

Eskiden girişimci olmak için finansman ve cesarete ihtiyaç varken, artık Facebook’ta olduğu gibi bir bilgisayar ve garajın da yeterli olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, Türkiye’den de yemeksepeti.com, Koton, Pegasus gibi örnekler verdi.

-”Türkiye şirketlerin yüzde 65′i ilk 5 yılda kapanıyor”-

Hisarcıklıoğlu, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 65′inin ilk 5 yılda kapandığını, yüzde 25′inin 5-10 yıl arasında yaşadığını, yalnızca yüzde 10′unun 10 yıldan uzun yaşadığını belirterek, finansman sıkıntısını aşmak için girişim sermayesi gibi modellerin yerleştirilmesinin şart olduğunu vurguladı.

Kurdukları risk ve girişim sermayesi şirketine yapılan denetlemede, ”Niye zarar eden şirkete yatırım yaptınız” sorusuyla karşılaştıklarını, oysa bunun bu işin ruhunda olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu, kamuda ve bütün kurumlarda zihniyet değişimine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Türkiye’nin 2023 hedeflerini yakalamasının tek yolunun, girişimci sayısının artırılması ve zenginleştirilmesinden geçtiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

”İlkokuldan üniversite son sınıfa kadar girişimciliği eğitim modeli içine koymak lazım. Hala ilkokula gidip sorduğunuzda, özellikle erkekler ‘Polis, asker, Arda Turan’ diye cevap veriyor. Bunu ‘Girişimci olmak istiyorum’ demeye getirdiğimiz zaman Türkiye kazanmaya başlayacak. Yarın çocuklarımıza iş bulmak istiyorsak, Türkiye’de girişimci sayısını artırmak durumundayız.”

-”2011′de girişimci ve KOBİ’lere 300 milyon liranın üzerinde destek”-

KOSGEB Başkanı Mustafa Kaplan da, girişimcilik konusunda bilinç sahibi insan sayısını artırma ve girişimcilik ruhunu aşılama yönünde temel bir stratejileri bulunduğunu belirterek, girişimcilik eğitimleriyle bugüne kadar 58 bin 774 kişiye ulaştıklarını, bu sayıyı 100 binlere, milyonlara ulaştırmayı hedeflediklerini, eğitime katılanlardan 2 bin 419 kişinin kendi işini kurduğunu anlattı.

Girişimcilerin ve KOBİ’lerin temel sorunlarına etkili çözümler getirmek üzere 7 destek programını hayata geçirdiklerini anımsatan Kaplan, ”2010 yılında kurgulanan sistemde 2011 yılında girişimci ve KOBİ’lere 300 milyon liranın üzerinde destek sağladık” dedi.

Bugün girişimciliğin gelişmesi için çaba harcayan birçok kuruluş bulunduğunu belirten Kaplan, bu alandaki dinamizmin aktörlerinin bir arada, koordinasyon içinde hareket etmesinin önemine işaret etti.

Kebapçı İskender

 

Firma Adı: Kebapçı İskender

Kuruluşu: Yavuz İskenderoğlu tarafından Bursa’da Kayhan Çarşısı’nda 1867 yılında kuruldu.

Konseptin içeriği: İskender, Künde kari, şıra servisi bulunuyor.

Mağaza Sayısı: 13

Bayilik hedefi: Yıl sonuna kadar 6 adet daha şube eklenecek.

Uygun yer: İstanbul, Ankara ve İzmir’de yer alan AVM’ler.

Yatırım maliyeti: Franchise bedeli gizli.

Ciro hedefi: Aylık 80 ile 150 bin lira arasında değişiyor.

Başvuru için: 444 1867 ya da www.kebapciiskender.com

Sampi

 

Firma Adı: Sampi

Kuruluşu: 1989 yılında Ankara’da bir kafede geleneksel Samsun pidesinin yapımı ile başladı. Kısa süre içinde bir zincir haline geldi. 2008 yılından itibaren Metro Şirketler Gurubu bünyesine katıldı.

Konseptin içeriği: Geleneksel Samsun pidesi çeşitleri sunuluyor.

Mağaza Sayısı: 40.

Bayilik hedefi: 2010 yılı hedefi 50 şubeye ulaşmak, 2011 için ise planlanan 100 şube. Ayrıca bu yıl, Almanya’nın North Rehn Westvalen eyaletinde bir merkez açacak. Master franchiseelerle görüşmeleri buradan yürütecek marka, alt yapı çalışmalarını tamamladıktan sonra 2010 yılı sonuna kadar Almanya’da ilk şubesini açmayı planlıyor.

Uygun yer: AVM’ler ve insan yoğunluğunun olduğu bölgeler.

Yatırım maliyeti: 50 şubeye ulaşana kadar yatırımcıdan franchise bedeli talep etmiyor. Bunun dışında AVM ve ‘evlere servis’ ünitelerinde 70 ile 100 bin lira, restoranlarda 120 bin ile 150 bin lira arasında değişiyor. Yatırımın geri dönüş süresi ortalama 1.5 ile 2 yıl arasında değişiklik gösteriyor.

Ciro hedefi: Günde bin ile 4 bin lira arasında ciro yapılıyor.

Başvuru için: 0530 461 00 61 ya da 0212 640 08 40.

Kumrucu Şevki

 

FİRMA ADI: Kumrucu Şevki

BAYİLİK PAKETİNİN İÇERİĞİ: Dekorasyon ve teknik donanım desteği, personel eğitimi, operasyon desteği, ürün temini ve denetim.

UYGUN YER: AVM, cadde konsepti ve cornerlar.

BAYİLİK VERİLECEK ŞEHİRLER: İstanbul, Ankara, Antalya ve yazlık bölgeler.

BAYİLERDE ARANAN NİTELİKLER: Yatırımcının markayı ve işletmeyi ana işi olarak görmesi ve işinin başında bulunması.

YATIRIM MALİYETİ: 150 bin ile 200 bin TL arasında değişiyor.

CİRO HEDEFİ: Aylık 100 bin ile 150 bin TL arasında değişkenlik gösteriyor.

KÂR MARJI: Ciroya göre değişkenlik gösteriyor.

BAŞVURU İÇİN TEL: 0530 545 86 06 ya da 0232 364 70 51

Simit Sarayı

Firma Adı:Simit Sarayı

Kuruluşu: 2002

Konseptin içeriği: Simit ve simit ürünlerinin bulunduğu cafe-restoran konsepti.

Mağaza Sayısı: 168.

Bayilik hedefi: 2011 yılında hedef toplamda 300 şubeye ulaşmak.

Uygun yer: İnsan trafiğinin yoğun olduğu bölgeler tercih ediliyor.

Yatırım maliyeti: Yatırım maliyeti yerine ve projenin içeriğine göre değişiyor. Ortalama 150 ile 250 bin lira aralığında.

Ciro hedefi: Lokasyona göre değişiyor.

Başvuru için: 0216 561 37 00

Popeyes

Firma Adı: Popeyes

Kuruluşu: TAB Gıda’nın çatısı altında faaliyet gösteren Popeyes, 1980 yılında ABD’de kuruldu.

Mağaza Sayısı: 19 ilde 55 Popeyes restoranı hizmet veriyor.

Konseptin içeriği: Tavuk ve tavuk menülerinden oluşan fast food restoran konsepti.

Bayilik hedefi: Çeşitli illere franchising verilecek.

Uygun yer: Lokasyonu yoğun olan bölgeler.

Yatırım maliyeti: 450 bin dolardan başlıyor.

Ciro hedefi: Lokasyona göre değişiyor.

Başvuru için: 0212 310 66 06

Sbarro

Firma Adı: Sbarro

Kuruluşu: 2007.

Konseptin içeriği: İtalyan pizza konsepti.

Mağaza Sayısı: 20 ilde 61 restoran.

Bayilik hedefi: Çeşitli illere franchising verilecek.

Uygun yer: İnsan trafiğinin yoğun olduğu bölgeler.

Yatırım maliyeti: 350 bin dolardan başlıyor.

Ciro hedefi: Lokasyona göre değişiyor.

Başvuru için: www.sbarro.com.tr

Özsüt

Firma Adı: Özsüt

Kuruluşu: Özsüt’ün başlangıcı 1938 yılına dayanıyor. 1996 yılından itibaren franchising sistemine geçti ve bu sayede şube sayısı da hızla arttı.

Konseptin içeriği: Menüyde pasta ve dondurmanın yanı sıra kahve ve çikolata da eklendi. 2009 yılından beri yemekli konsepte geçti. Salatadan pizzaya, kırmızı-beyaz et spesiyallerinden kreplere kadar geniş bir menü sunmaya başladı.

Mağaza Sayısı: Şu anda 155’in üzerinde şube ile faaliyet gösteriyor.

Bayilik hedefi: 2010 yılı sonuna kadar, 20 yeni bayilik vermek istiyor. 2011 yılında ise Türkiye’de şubelerin bulunmadığı illerde ve bayilerin bulunduğu şehirlerdeki farklı lokasyonlarda yeni bayilikler vermeyi hedefliyor. Uygun yer: İnsan trafiğinin yoğun olduğu bölgeler.

Yatırım maliyeti: Franchising sözleşmeleri 10 yıllık yapılıyor. İsim hakkı bedeli 20 bin dolar + KDV. Sözleşme gereği tutarı yatırım yapılacak bölgenin potansiyeline göre değişen fakat asgari 50 bin lira değerinde banka teminat mektubu alınıyor. Ayrıca yatırımcının ortalama 250 bin dolar seviyelerinde başlangıç yatırımını karşılayabilecek seviyede finansal güce sahip olması bekleniyor. Ortalama metrekare maliyeti bin 250 dolar. Ciro hedefi: Bir Özsüt franchise’ının yıllık ortalama cirosunun 650 bin lira olduğu ifade ediliyor.

Başvuru için: www.ozsut.com.tr

Suudi Arabistan ithalat yasağını kaldırdı, beyaz ette fırsat doğdu

2005 yılında çıkan ‘kuş gribi’ gerekçesiyle Türkiye’den dondurulmuş tüm ve parça tavuk eti ithalatını durduran Suudi Arabistan, kapıları yeniden açtı. Suudi Arabistan’ın farklı ülkelerden 1,5 milyar dolar’a yakın beyaz et alındığını belirten Riyad Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Selim Paslı, “Bu ülkeye uzun soluklu bir pazar olarak bakıyoruz.” dedi.

Kuş gribi bahanesiyle altı yıldır Türk tavuk ürünlerine yasak koyan Suudi Arabistan, ithalat kapısını açtı. Yasağın kalkmasıyla birlikte Türk firmalarına 1,5 milyar dolarlık ihracatın kapısı açılmış oldu. Suudi Arabistan’ın 2005 yılında getirdiği yasağı kaldırmasını değerlendiren Beypiliç Genel Müdürü ve Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği (BESD-BİR) Başkan Yardımcısı Sait Koca, sektör için önemli bir pazarın kapısının açıldığını söyledi. Piliç eti ihracatının özel kurallara bağlı olduğuna dikkat çeken Sait Koca, Suudi Arabistan’ın yıllık 800 bin ton ithalat yapan büyük bir pazar olduğunu kaydetti. Suudi Arabistan’ı uzun soluklu bir pazar olarak değerlendirdiklerini ifade eden Koca, “Bugün (dün) itibarıyla biz de yasağın kalktığına yönelik haber aldık. Resmî duyurusu birkaç gün içerisinde yapılacaktır. Bu gelişme, bizim Suudi Arabistan’a ihracat yapabileceğimiz anlamına geliyor.” dedi. Suudi Gıda ve İlaç Otoritesi yetkilileri, nisan ayında Türkiye’ye yaptığı ziyarette tavuk çiftliklerinde incelemelerde bulunmuştu. Yetkililerin olumlu raporu üzerine ithalat yasağı kaldırıldı.

Riyad Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Selim Paslı’nın verdiği bilgilere göre nisan ayının ortalarında Türkiye’den aralarında Banvit, Keskinoğlu, Beypiliç, Şeker Piliç, Lezita, Mudurnu gibi firmaların bulunduğu toplam 8 şirket, Suudi Arabistan heyeti tarafından ziyaret edilmişti. Söz konusu heyetin değerlendirme sonuçları Suudi Gıda ve İlaç Otoritesi tarafından onaylanarak denetimden geçirildikten sonra sekiz firma için Suudi Arabistan kapısı açılmış oldu. Geçtiğimiz ay Suudi Arabistan’a resmî bir ziyaret gerçekleştiren Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, başkent Riyad’da Türk-Suudi işadamlarının katılımıyla gerçekleşen toplantıda konuyu gündeme getirmiş ve “Brezilya’dan tavuk alıyorsunuz. Müslüman’ın kestiği tavuğu yemek daha güzel değil mi?” diye sormuştu. Karar, Borsa’daki beyaz et üreticilerini de kanatlandırdı. Şeker Piliç hisseleri yüzde 6,72, Banvit yüzde 6,47 oranında değer kazandı.

Çağlayan ‘Jobs’ istedi

 

Çağlayan üst düzey işadamlarını İstanbul’da girişimciliği konuşmak üzere topladı, ‘Hiç olmadığınız kadar milliyetçi ve hiç olmadığınız kadar bir dünya vatandaşı’ olmalarını istedi!

 Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye’deki girişim sermayesi destekli firmaların, girişim sermayesi fonu kullandıktan sonra ihracatlarındaki artış oranının yüzde 220 olduğunu belirterek, ”Bu veri bize girişim ve risk sermayesi uygulamalarının, Türkiye’nin ihracatı açısından ne derece önemli olduğunu net şekilde göstermektedir” dedi.

Çağlayan, Conrad Otel’de ”Kamu-Özel Sektör Ortaklığıyla Girişim Sermayesi Modelleri” başlıklı toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 2012 yılını küresel arenada kilit ülke konumunu koruyarak geçireceğini, bu bağlamda yerli şirketlerin verimli iş ortaklıkları kurmasının, ”yelkenlerini rüzgarla dolduracağını” söyledi.

Amaçlarının, toplam ihracat içinde 2006 yılından itibaren yüzde 44 bandına oturan orta ve ileri teknoloji ürün ihracatı payını, erken ve büyüme aşamasındaki firmalar kanalıyla çok daha yukarılara çıkartmak olduğunu dile getiren Çağlayan, ”Bunun için Google, Apple gibi girişimlerin ülkemizde de ortaya çıkmasına imkan tanıyacak bir yapıyı tesis etmek zorundayız.

Bir sonraki Steve Jobs’un Türkiye’de kendi kendine ortaya çıkmasını beklemek yerine onları bulacak ve tespit edecek mekanizmaların ülkemizde de var olmasının önünü açmalıyız” dedi.

Çağlayan, ”geleceğin Steve Jobs’ları”nı aramak ve bulmanın yalnızca kamunun görevi olmadığını belirterek, ”Bizler, piyasa aksaklıkları var ise sistemin eksikliklerini gidereceğiz, kamu varlığı olması gereken yerleri doğru yönetişim stratejileri ile besleyeceğiz ki, girişimcilerimiz hayalleri uğruna savaşırlarken karanlık tünelde ışığı takip ederek hedeflerine ulaşabilsinler” diye konuştu.

Zafer Çağlayan, Girişim Etki Çalışması’nda, 2010 verileri itibariyle risk sermayedarları tarafından fonlanan firmaların ABD’de 11,87 milyon kişiye (özel sektör istihdamının yüzde 11′i) yeni istihdam ve 3,1 trilyon dolar gelir (GSMH’nın yüzde 21′i) yarattığının hesaplandığını, Kanada Girişim ve Risk Sermayesi Derneğinin 2009 yılı raporuna göre, risk sermayesi fonlarının, özellikle ihracat odaklı firmaları desteklediğini, bu firmaların cirolarının yüzde 70′inin ihracattan geldiğini, İrlanda’da bu oranın yüzde 80′i olduğunu anlattı.

İrlanda’da risk sermayesi fonundan yararlanan firmaların ihracatlarının, fondan yararlandıktan sonra ortalama yüzde 50 artığına işaret eden Çağlayan, şöyle devam etti:

”ABD’de ise bu oran yüzde 200′dür. Şimdi sıkı durun size Türkiye’deki girişim sermayesi destekli firmaların, girişim sermayesi fonu kullandıktan sonra ihracatlarındaki artış oranını söylüyorum: yüzde 220. Bu veri bize girişim ve risk sermayesi uygulamalarının, Türkiye’nin ihracatı açısından ne derece önemli olduğunu net bir şekilde göstermektedir.”

”Hiç olmadığınız kadar milliyetçi ve hiç olmadığınız kadar dünya vatandaşı…”

Zafer Çağlayan, diğer ülkelerde uygulanan fon yapılarının incelenmesinin, Türkiye’de oluşturulacak ekosistemin tasarlanmasında önemli bir yol gösterici olacağını, ancak diğer ülkelerde yaşanan tecrübelerin, bulunduğu ülkenin kendi kısıt ve fırsatlarının yanı sıra kendine özgü iş kültürlerinin de bir sonucu olduğunu unutmamak gerektiğini söyledi.

Yabancı sermayenin Türkiye’de yatırım yapmasını, istihdam sağlamasını, üretim gerçekleştirmesini desteklediğini ifade eden Çağlayan, katılımcılara şöyle seslendi:

”Ancak, finansmana erişim ve yönetim altyapısını geliştirme olanaklarını sunamadığımız girişimcilerimizin, fikirleri ile birlikte başka bir ülkeye gitmesi de üzerinde durup, düşünmemiz gereken bir nokta olarak karşımıza çıkıyor.

Belki de Türkiye’nin en önemli teknolojik ürün ihracatını yapan firmasını kurabilecek bir insanımızın, sırf finansmana erişememesi nedeniyle oyun dışında kalmasını eminim ki hiçbirimiz içimize sindiremiyoruzdur.

Bu nedenle, sizden bugün hiç olmadığınız kadar milliyetçi ve hiç olmadığınız kadar bir dünya vatandaşı olmanızı rica ediyorum.

Bu süreçte, eğer sektörü yakından tanıyan sizlerin değerlendirmeleri ile anlamlı sonuçlar üretebilirsek, bugünkü birlikteliğimizin ana teması olan ‘Kamu/özel sektör ortaklığında kurulacak Yatırım Fonu’ modeline dair önemli bir başlangıcı, sağlam bir temeli atmış olacağız.

Pazarın gerçeklerine ve ihtiyaçlarına uygun yeterli teşvik unsurlarını barındıran, doğru bir program tasarımı yapabilirsek, kamu ve özel sektörün birlikte yer aldığı bir fonla dış dünyaya ülkemizin farkını daha güçlü bir sesle duyurma imkanı bulabiliriz.”

Çağlayan, son dönemde ”Girdi Tedarik” ve ”İhracata Dönük Üretim Stratejileri” altında dikey bütünleşmeyi özendirici üretim ve ihracat modelleri üzerine politika tasarımları gerçekleştirdiklerine değinirken, hayalinin, ”Türkiye’nin önce yurt içinde sonra bölgesinde, dikey entegrasyonu planlanmış ‘özel ekonomik bölgelerde’ üretimini tasarlayabilir hale gelmesi olduğunu söyledi.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, 2011 yılının ilk on aylık döneminde Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarının, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 84 artışla 11,5 milyar dolara ulaştığını belirterek, ”Bizim arzumuz bu rakamları yalnızca daha yukarılara çekmek değil, aynı zamanda Türkiye’yi ‘akıllı para’ diye tabir edilen girişim ve risk sermayesi fonlarının odağına yerleştirmektir” dedi.

Çağlayan, Conrad Otel’de ”Kamu-Özel Sektör Ortaklığıyla Girişim Sermayesi Modelleri”nin ele alınacağı toplantıda, finans, bilişim, yatırım ortaklıkları üst yöneticileri ve fon yöneticileriyle bir araya geldi.

Toplantıda konuşan Çağlayan, Türkiye’nin 2023 stratejilerine ivme kazandıracağına inandıkları ”ihracatçı ekosistemine” katkıda bulunacak politikalar gerçekleştirilmesine vesile olmak amacıyla bir araya geldiklerini belirterek, hükümetin ekonomi politikalarında önceliğinin Türkiye insanını, üreticisini, ihracatçısını katma değeri yüksek, nitelikli ürünlerin üretildiği gelişmiş ekonomiler seviyesine taşımak olduğunu kaydetti.

Bu amacın cari açık problemine de çözüm üreteceğini ifade eden Çağlayan, 2023 ve gelecek için iddialı hedefleri bulunduğunu, bu hedeflere ulaşmada en büyük kaynağın da insan gücü olduğunu söyledi.

Çağlayan, Ekonomi Bakanlığı olarak yurt dışı firma alımlarına destek vermeye başladıklarını, 200 bin dolara kadar danışmanlık hizmetlerini karşıladıklarını, bunun dışında hizmet ihracı da dahil olmak üzere uluslararasılaşma aşamasında birçok firmaya yurt dışı ofis, mağaza, danışmanlık, seyahat, pazar araştırması konularında maliyetlerinin yüzde 50′sini aşan katkılarda bulunduklarını anlattı.

Dün kuruluşu açıklanan Girişimcilik Konseyinin, girişimcilerin finansman sorununu çözmek, yerli ve yabancı finans kaynaklarına ulaşımı kolaylaştırmak, risk sermayesi ve iş melekleri gibi alternatif finansal araçları geliştirmeye yönelik eylem planları hazırlamasının öngörüldüğünü dile getiren Çağlayan, bu toplantı ile de  Konseyin belirlediği hedefler doğrultusunda ilk adımı atmış olduklarını kaydetti.

Çağlayan, öncelikli hedeflerinden birinin girişimcilerin uluslararası sermaye ile buluşmasını sağlamak olduğunun altını çizerek, ”Umuyorum ki bugün ve devamında atacağımız adımlar ile ihracatçılarımızın uluslararası sermayeye erişimlerini kolaylaştıracağız ve bu şekilde girişimcilik konseyi ile atılan temele ilk tuğlayı koyacağız” dedi.

”Türkiye’nin daha çok kaynağa ihtiyacı var”

Bu toplantıda yüksek teknolojili ürün ihracatı yapan firmalara yeni, farklı ve çok daha etkin bir model çerçevesinde nasıl destekleyebilecekleri sorusuna cevap arayacaklarını ifade eden Çağlayan, dünyanın ilk 10 ekonomisine girme hedefi olan Türkiye’nin, bu hedef doğrultusunda daha fazla kaynak ihtiyacı olacağını, ancak içinde bulunulan küresel krizin kaynak maliyetlerini ciddi şekilde artırdığını kaydetti.

Çağlayan, ”Bu nedenle, verdiğimiz desteklerin sonucu olan çıktıların katma değer ve çoğaltan etkisini artırmak zorundayız. Desteklerin en fazla ihtiyaç duyan firma ve sektörlere yönelmesi stratejik önceliğimiz olmak durumundadır” diye konuştu.

Türkiye’nin de artan kaynak maliyetlerinden nasibini alacağını, bu nedenle kaynak dağıtımında önceliği, gelecekte varolmak istedikleri sektörlere verip, onları ”yeterli finansman ve doğru satış, pazarlama” gibi idari yönlendirmeleri de içerecek şekilde bir bütün halinde desteklemeleri gerektiğini ifade eden Çağlayan, amaçlarının girişim sermayesini merkeze alan entegre bir destek yaklaşımı gerçekleştirmek olduğunu söyledi.

Çağlayan, Türkiye’de birçok sektörün ve özellikle erken aşama girişimlerin gerekli finansmana ulaşmakta zorluklar yaşadığını, firmalarını uluslararası ölçeğe ulaştırabilecek vizyona sahip profesyonel ekiplerle çalışamadıklarını gördüklerini kaydetti.

”Daha çok girişim ve risk sermayesi fonu çekilmeli”

Türk Yazılım Sektörü araştırmasının Türkiye’de küçük ölçekte faaliyet gösteren yazılımcıların, ihracat odaklı büyümesi önünde yurt dışı pazarlar hakkında yeterince bilgi sahibi olunmaması, finansmana erişim, hukuki ve mali durumlar ile idari konulara vakıf yeterli uzman ekibe sahip olunmaması gibi 3 temel sorun bulunduğunu tespit ettiklerini dile getiren Çağlayan, bu 3 sorunun KOBİ niteliğinde olan Türk firmalarının ortak sorunu olduğunu vurguladı.

Çağlayan, bu nedenle yüksek büyüme potansiyeli içeren teknoloji firmalarının istenen başarıyı sağlayabilmesi için risk sermayesi aracının yaygınlaşabileceği girişim ekosistemini geliştirmenin, ihracatın yüzde 60′ını gerçekleştiren KOBİ’lere yönelik daha fazla kaynak yaratılması açısından önemli olduğunu söyledi.

Türkiye’ye daha çok girişim ve risk sermayesi fonunun çekilmesinin kendileri için büyük önem arz ettiğine ifade eden Çağlayan, şunları kaydetti:

”2011 yılının ilk on aylık döneminde Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 84 artışla 11,5 milyar dolara ulaşmıştır.

Bizim arzumuz bu rakamları yalnızca daha yukarılara çekmek değil, aynı zamanda Türkiye’yi ‘akıllı para’ diye tabir edilen girişim ve risk sermayesi fonlarının odağına yerleştirmektir.

Verilerden, Türkiye’nin bu alanda ciddi adımlar atması gerektiği net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bugüne kadar yaklaşık olarak 50 kadar girişim sermayesi fonu Türkiye’de 150′ye yakın firmamızı fonlamıştır. Bu firmaların yarıya yakını ihracatçı firmalardır.

Söz konusu firmalarımızın ihracatı 2011 yılında 1,5 milyar dolara yaklaşmıştır. Cumhuriyet tarihinin ihracat rekoru olan 134,6 milyar dolarlık ihracatla karşılaştırıldığında, aslında bu rakamın ne denli düşük kaldığı anlaşılmaktadır.”

”İnovasyon ve teknoloji odaklı ihracat”

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye’nin katma değeri yüksek, inovasyon ve teknoloji odaklı ihracatın artmasına yönelik gayretlerin başarıya ulaşması için, Türk sanayisine sıçrama yaptırabilecek girişimcilerin uluslararasılaşması yönündeki sürece katkı vermeleri gerektiğini söyledi.

Türk sanayisi üretiminin ortalamada ancak yüzde 25′ini ihracata yönlendirebildiğini, sanayinin yurt içi pazarın yanı sıra daha fazla ihracat penetrasyonu sağlaması gerektiğini ifade eden Çağlayan, ancak bu şekilde döviz kazandırıcı işlemlerin hacmini artırabileceklerini kaydetti.

Çağlayan, etkin bir girişim sermayesi modeli ile 4 hedefe odaklanabileceklerini belirterek, bunların ”Yüksek büyüme ve katma değer yaratma potansiyeli olan yeni girişimcileri hedefleyen bir politika aracını oluşturarak, yatırım ve diğer devlet desteklerine eklemlenecek bir ekosistem yaratılması, uluslararası yatırımcıların ülkemiz ekonomisi ve ajanlarına yönelik algısının olumlu yönlendirilmesi, kamu öncelik ve çıkarlarını özel yatırımcılarınki ile paralel konumlandırabilecek bir yatırım fonu modelinin hayata geçirilmesi, iş bilgisi, tecrübesi ve ilişki ağlarında uluslararasılaşmanın desteklenmesine ivme kazandıracak bir girişim sermayesi sektörünün yapılandırılması” olduğunu kaydetti.

Toplantıya katılanlar

Toplantıya, İMKB Başkanı İbrahim Turhan, KOSGEB Başkanı Mustafa Kaplan, Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı ve Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, Fiba Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Özyeğin, Zorlu Enerji Grubu Başkanı Murat Sungur’un da aralarında bulunduğu üst düzey yöneticiler katıldı.

Şirketler yatak odasını açacak!

1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girecek olan Türk Ticaret Kanunu’na göre şirketler başta yöneticilerin ücretleri, nereye gittikleri, kiminle iş yaptıkları ve hangi işten ne kazandıkları gibi ayrıntılı bilgileri açıklamak zorunda
55 yıllık Türk Ticaret Kanunu 1 Temmuz 2012’de değişiyor. Ticaret hayatına birçok yeni kapı açan kanunun getirdikleri arasında
şirketlerin iç işleyişlerini ve rekabet güçlerini etkileyecek olumsuz maddeler de bulunuyor. Türkiye’de şirketlerin yüzde 90’ını küçük
ve orta boy olarak ifade edilen aile şirketleri oluşturuyor. Ancak yeni TTK ile başta ‘şeffaflık’ adıyla getirilen ve birçok bilginin internet
sitesinde yayımlanmasını zorunlu kılan hükümler ile şirketlerin ek harcama yapmalarını sağlayacak olan hükümler şimdiden tepki
toplamaya başladı. Her şeyden önce şirketlerin kanunun uygulanacağı tarihe kadar öngörülen şartları yerine getiremeyeceği dile
getiriliyor.

Şirketler 2013 başına ertelenmesine rağmen sermaye şirketlerinin bazı bilgilerinin internetten yayımlanmasını zorunlu tutan madde için “Şirketlerin yatak odasına giriyor. Yatak odanızı açıyorsunuz insanlar farkında değil. Çırılçıplaksınız. Hiçbir şirketin hareket kabiliyeti kalmayacak’’ yorumunu yapıyor. Çünkü yeni kanunda “aile şirketlerinde yönetim kurulu ortakları ne kadar maaş alıyor, şirketin kazancı nedir, şirket nereye gider ve ne yapar, nereden gelir elde eder” gibi bilgiler yayımlanacak. Bu bilgiler şirket bilançoları, dönem ara bilançoları, özel bilançolarının yayımı ile sağlanacak. Şirketle ilgili herhangi bir kişinin istemi ile tüm sözleşmeler ve dipnotları açıklanacak. Bu durumda da şirketin yatak odası sayılan tüm bilgiler ortaya dökülecek. Türkiye’deki aile şirketlerinin bu bilgileri internetten yayımlandığı zaman, o şirketlerin ne gizliliği kalacak ne de sistemi.

YENİ TÜRK TİCARET KANUNU ŞİKE YASASI’NDAN BETER

İHALEDE SIKINTI
Bilgiler internetten yayımlandığı zaman şirketlerin özeli kalmayacak. Şirketler ihaleye girerken de rakiplerine karşı çok ciddi sıkıntı yaşayacak. Çünkü hangi işi nasıl yaptığı açık açık görülecek. İnternete konulması zorunlu belgeler arasında şeffaflık ilkesi ve bilgi toplumu açısından açıklanması zorunlu bilgiler ile blgi alma kapsamında sorulan sorular, bunlara verilen cevaplar ve diğer kanunlarda pay sahiplerinin veya ortakların aydınlatılması için öngörülen hususların yer alması da şirket içindeki çekişmenin de kamuoyuna yansımasını sağlayacak.

MALİYET VE ZAMAN KAYBI
Kanuna göre, internet sitesinde yer alacak bilgiler metin haline getirilip şirket yönetimi tarafından tarih ve saati gösterilerek noterden onaylı bir deftere sıra numarası altında yazılacak veya yapıştırılacak. Daha sonra sitede yayımlanan bilgilerde bir değişiklik yapılırsa, değişikliğe ilişkin olarak işlem tekrarlanacak. Bu da noter masrafı ve zaman kaybına yol açacak.

ÖNÜNE GELEN DAVA AÇABİLİR
Kanunda yer alan “İnternet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış bölümü herkesin erişimine açıktır. Erişim hakkının kullanılması, ilgili olmak veya menfaati bulunmak gibi kayıtlarla sınırlandırılamayacağı gibi herhangi bir şarta da bağlanamaz. Bu ilkenin ihlali hâlinde herkes engelin kaldırılması davasını açabilir” maddesi, herhangi bir kişinin şirketin aleyhine dava açmasını sağlayacak. İnternet sitesine konulan bir içerik, üzerinde bulunan tarihten itibaren en az altı ay süreyle internet sitesinde kalacak; aksi halde konulmamış sayılacak.

SİTE KURMAYAN DOĞRU HAPSE!
Yeni kanunda 210 yeni madde bulunuyor. Yasayla birlikte şirketlere internet sitesi kurma zorunluluğu getiriliyor. 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren bu madde de yürürlüğe girecek. Söz konusu madde ile internet sitelerinde şirket ortakları, üçüncü kişileri ilgilendiren tüm bilgiler, şirket yöneticilerine ödenen tüm paralar, temsil ve seyahat giderleri, tazminatlar, sigorta primleri gibi ödemeler de yer almak zorunda. Bu bilgilerin internet sitelerinde yer almaması halinde herhangi bir internet kullanıcısı şirket aleyhine dava açabilecek. Bu durumda şirketin yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve yönetici olan komandite ortakları 6 aya kadar hapis ve 300 güne kadar adli para cezasıyla internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne göre koymama durumunda ise 3 aya kadar hapis ve 100 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılabilecek.

OSTİM SANAYİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ BAŞKANI ADNAN KESKİN: KANUN, “DOLANDIRMAK, SİTE KURMAMAKTAN İYİDİR” DİYOR
“Yasa koyucu ‘Her şey şeffaf olsun’ diyor ama aile şirketleri iş yaptıkları şirketleri ve ticari sırları açıklamak zorunda kalacak. Çünkü kanun ile istenildiği takdirde şirket, tüm sözleşmeleri, ara tabloları ve mizanlarını açıklamak zorunda kalacak. Yıllarca kurduğu iş ilişkisini ifşa edecek. Çek yasağından dolayı hapis cezasını kaldırıyorlar ama ‘İnternet sitesinden bilgi yayımlamadın’ diye hapis cezası olacak. Kanun bize ‘Adamı dolandırmak, internetten bilgilerini yayımlamamaktan iyidir’ diyor.”

Google’ın patent atağı

Google, IBM’den geçen yaz aldıklarına ek olarak yüzlerce yeni patent satın aldı. Patentler arasında sosyal paylaşım ağlarında kullanıcıların ortak ilgi alanlarını belirlemeyi hedefliyor.

İnternet devi Google, teknoloji devi IBM’den yüzlerce ek patent satın aldı.

Google, geçtiğimiz yaz aylarında da yine IBM’den bin civarında patent satın almıştı.

Satın alınan yeni 187 patent ve 36 uygulamanın (apps) büyük bölümünün sosyal paylaşım sistemleriyle ilgili olduğu bildirildi.

ABD’den satın alınan patentlerden özellikle biri, ”iletişim ağlarında kullanıcıların ortak ilgi alanlarını belirlemeye” olanak sağlıyor.

İngiltere’de patent ve fikri mülkiyet hakları konusunda uzman hukukçulardan Vicki Salmon, bu adımlarla Google’ın varolan teknolojisini koruma aşamasından geleceğini planlama aşamasına geçtiğine işaret ettiğini söyledi.

Google, geçen yıl rakiplerini kendi android işletim sistemlerinin gelişmesini önlemek için düzmece patentler satın almakla suçlamıştı.

Ancak şimdi bazı gözlemciler, Google’ın da benzer bir yol izlediğini, IBM’den satın aldığı patentler arasında sürücüsüz otomobillere ilişkin teknolojilerin de bulunduğunu kaydediyor.

İş garantili e-ticaret sertifika programı başlıyor

Bilginet Bilişim Teknolojileri ve Doğuş Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Proje ortaklığında gerçekleştirilen “E-ticaret ve Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifika Programı” 16 Ocak 2012′ de Doğuş Üniversitesi’ nde başlıyor.

ETİCAD (Elektronik Ticaret Siteleri ve İşletmecileri Derneği) tarafından da desteklenen proje,  çok hızlı gelişen e-ticaret sektöründeki, yetişmiş personel açığının giderilmesi ve bu alanda yatırım yapacak yeni girişimcilerin bilinçlendirilmesini amaçlıyor.

Konu ile ilgili açıklama yapan Bilginet Genel Müdür Yardımcısı Merter Özdemir, haftada 3 gün ve 8 Hafta Sürecek olan eğitimler toplamda 72 saat olarak planlandığını, 9 Mart 2012′ de bitirilmesi öngörülen eğitim programı  sonucunda başarılı olan kursiyerler, Doğuş Üniversitesi tarafından verilecek ” E-ticaret ve Sosyal Medya Yönetmeni ” sertifikasının sahibi olacaklarını söyledi. Başarı sıralamasına göre yapılacak olan değerlendirme sonucunda, ilk 5 Kursiyer, Bilginet Bilişim Teknolojileri’ nin sunduğu E-ticaret Alt Yapısına ücretsiz olarak sahip olabileceğini belirten Özdemir, programa katılan her öğrenciye istekleri doğrultusunda E-ticaret alanında faaliyet gösteren firmalarda staj ve iş imkanı da sağlanacağını açıkladı.

Projeye, Bilginet, Paypal, Damat, Çikolatasepeti, Webcargo, Medyanet, Unifab, Klinik Ajans, Pordiva gibi sektörünün öncü kuruluşları da hem maddi, hem de içerik bakımından katkı sağladıklarının altını çizen ÖZDEMİR, e-ticaret ve sosyal medya alanında kariyer yapmak isteyen herkesi bu programa katılmaya davet etti.

Programa Katılmak isteyenler www.eticaretyonetmeni.com adresinden online başvuru yapabilecekler.

Pizza Pizza

Firma Adı: Pizza Pizza 

Kuruluşu: 1995 yılında İzmir Alsancak’ta kuruldu. 1999 yılıyla birlikte franchising vermeye başladı.

Konseptin içeriği: Pizza restoranı. 

Mağaza Sayısı: Türkiye’nin 45 ilinde 160’ı aşkın restoran ile hizmet veriyor.

Bayilik hedefi: 2011 yılı yurt içi hedefi 220 restorana ulaşmak. 2012 için hedef ise Türkiye’de 300 restoran. Ayrıca 2012’ye kadar beş ülkede master franchise vererek büyümeyi hedefliyor.

Uygun yer: İnsan trafiğinin yoğun olduğu bölgeler.

Yatırım maliyeti: 30 bin dolar isim hakkı bedeli alınıyor. Yatırım maliyeti restoran konumu, metrekaresi ve yapılacak çalışmalara göre değişiklik gösteriyor.

Ciro hedefi: Lokasyona göre değişkenlik gösteriyor.

Başvuru için: www.pizzapizza.com.tr

Gerçek başarı öyküsü ve büyüme fırsatını gördük Silk&Cashmere’e geldik

Türkiye’nin en başarılı markalarından Silk&Cashmere 20 yılı geride bırakırken, Dubai merkezli yatırım fonu Eastgate Capital Group’u ortak aldı. Eastgate Capital Group’in Eş Yönetim Ortağı Nasreddine Benaissa, “Muazzam büyüme potansiyeli taşıyor. Biz de bunun parçası olacağız” dedi.

TÜRKİYE’nin yurtdışından da adından söz ettiren markalarından Silk&Cashmere, 2012 yılına yeni ortakla girdi. Dubai merkezli Eastgate Capital Group, Silk&Cashmere’in yüzde 45’ini satın aldı. 2012’de 20’nci yılını kutlayan ve 22 ülkede başarıyla büyüyen Silk&Cashmere’e, ortaklığın ardından daha agresif büyüme planları yapacak. Eastgate Capital Group’in Eş Yönetim Ortağı Nasreddine Benaissa, bölgedeki istikrarlı ve güçlü markaları desteklediklerini belirterek, “Zamanpur Ailesi ve yönetim ekibiyle bu muhteşem markayı hem Türkiye’de hem bölgede hem de dünyada büyüteceğiz” dedi.
Zamanpur ailesi büyük ortak
Zamanpur ailesi büyük ortak olarak kaldığını vurgulayan Benaissa, yatırım kararı alma nedenlerini şöyle sıraladı: “Silk&Cashmere çok yüksek kalitede bir marka ve muazzam bir hızla büyüyor. Yüksek kalitede ve güçlü bir yönetim ekibi var. Gerçek bir başarı öyküsü ve bu güçlü marka, global olarak bir iz bırakmaya aday ve muazzam bir büyüme potansiyeli taşıyor. Biz de bunun bir parçası olacağız.”
Ayak izi bırakmaya devam
Silk& Cashmere markasına ve taşıdığı değerlere büyük bir hayranlık duyduklarını belirten Benaissa, “Markayı mercek altına aldığımızda şu 3 sonuca vardık: Yüksek kaliteli ürünleriyle biliniyor. Mağazaları sıcak ve hizmet arkadaşca. Müşterilerinin gönülden bağlı olduğu bir marka… Çok seçkin bir şekilde sunduğu kalite ve servis markanın başarısının kalbi” diye konuştu. Markanın gelecek 5 yılda Türkiye’de ve global dünyada ayak izlerini bırakmayı devam edeceğini vurgulayan Benaissa, markanın
dünya ipek ve kaşmir alalnındaki lider pozisyonunu daha da güçlendireceğini söyledi.  Silk&Cashmere CEO’su Ayşen Zamanpur da, şöyle konuştu: “Bu seçimi yapmamız çok kolay değildi. İlk günden beri ana hedefimiz olan ve bu konuda ciddi adımlar da attığımız kaşmir ve ipekte dünya markası olma amacımıza çok yaklaştığımızı hissediyoruz.”
Mavi, Beymen, Boyner ortak aldı
TÜRK markalar arasında özel yatırım fonuna hisse satanların başında Mavi geliyor. Ekim 2008’de bağımsız girişim sermayesi şirketi Turkven, Mavi’nin global hisselerinin yüzde 35’ini satın almıştı. Mayıs 2007’de ise Citigroup Venture Capital International (CVCI), Boyner Büyük Mağazacılık A.Ş.’nin yüzde 30’unu, Beymen Mağazacılık’ın ise yüzde 50’sini satın almıştı.

Yabancılar Türk markası peşinde

GEÇTİĞİMİZ günlerde Boyner Holding Başkanı Cem Boyner, 2012’de Türkiye’nin yabancı yatarımcılar için cazip pazar olacağını söylemişti. Boyner, Türk markalarına ilgiyi “Yabancıların ilgisinden millet işine bakamadı” sözleriyle açıklamıştı. Şu anda YKM’nin de bir fonla görüştüğü biliniyor. Türk markalar hem okyanus ötesinden Amerikalı, hem Avrupalı hem de Körfez’den Arap fonların ilgisini çekiyor. 2012 yılında pek çok Türk perakende markasının benzer ortaklıklar yapması bekleniyor.

Meru Döner

Firma Adı: Meru Döner

Kuruluşu: 2006 

Konseptin içeriği: Et ve tavuk döner, ızgara köfte, çorba, salata, künefe ve sıcak soğuk içecekler.

Şube sayısı: 12.

Bayilik hedefi: 2011’de 10 mağaza hedefleniyor.

Uygun yer: AVM’lerde ortalama büyüklüğü 40 ile 150 metrekare arasında dükkanlar ve mağazalar, yoğun alışverişin olduğu önemli caddeler.

Yatırım maliyeti: 100 bin lira.

Ciro hedefi: Aylık 50 bin lira.

Başvuru için: 0242 323 03 28 ya da 0532 765 78 04

Türkiye’ye giren sermaye yüzde 200 arttı.

Türkiye’ye geçen yılın ilk 10 ayında net doğrudan uluslararası yatırım girişi 11 milyar 527 milyon ABD dolara ulaştı. Söz konusu sürede en fazla yabancı sermaye girişi yüzde 86 ile AB ülkelerinden gerçekleşti.

Ekonomi Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan Aralık 2011 Uluslararası Doğrudan Yatırım Verileri bültenine göre, Türkiye’ye geçen yılın Ekim ayında 436 milyon ABD Doları düzeyindeki uluslararası doğrudan yatırım girişinin 216 milyon doları doğrudan sermaye, 220 milyon doları ise gayrimenkul olarak gerçekleşti.

Uluslararası yatırımcıların Türkiye’deki yeni veya mevcut şirketlerle iştirak ettikleri yerli sermayeli şirketlerdeki ortaklık paylarına ilişkin transferleri içeren 250 milyon ABD Doları düzeyindeki sermaye girişinin 69 milyon doları sağlık işleri ve sosyal hizmetler, 55 milyon doları mali aracı kuruluşların faaliyetleri, 50 milyon doları imalat sanayi, 25 milyon doları elektrik, su ve doğalgaz, 14 milyon doları inşaat, 13 milyon doları toptan ve perakende ticaret, 9 milyon doları gayrimenkul kiralama ve iş faaliyetleri, 5’er milyon dolar tarım, avcılık ve ormancılık ile ulaştırma, haberleşme ve depolama hizmetleri, 3 milyon dolar madencilik ve taş ocakçılık, 2 milyon dolar da oteller ve lokantalar sektörlerinden geldi.

En fazla yatırımı AB ülkeleri yaptı

250 milyon dolar olan nakit sermaye girişinin 212 milyon dolarlık bölümü AB ülkeleri tarafından yapılırken, AB ülkeleri içinde en fazla yatırımı 57 milyon dolarla Hollanda yaptı. Hollanda’yı 41 milyon dolarla İngiltere, 34 milyon dolarla da Almanya izledi, diğer AB ülkelerinin ise toplam yatırım tutarı 71 milyon dolar oldu.

Türkiye’de AB ülkeleri hariç diğer Avrupa ülkeleri toplam 9 milyon dolar, ABD 16 milyon dolar, Asya ülkeleri 11 milyon dolar, Kanada 2 milyon dolar yatırım yaptı.

Doğrudan yatırımda artış

2010 Ocak-Ekim döneminde 6 milyar 278 milyon ABD doları olan net doğrudan uluslararası yatırım girişi, 2011’in aynı dönemde 11 milyar 527 milyon ABD doları düzeyinde gerçekleşti. Uluslararası doğrudan yatırım girişleri kaleminde yer alan sermaye girişi, 2010’da 3 milyar 873 milyon ABD doları iken, 2011’de toplam 11 milyar 652 milyon ABD dolarına ulaştı.

2011 Ocak-Ekim döneminde 11 milyar 652 milyon ABD Doları olan uluslararası doğrudan yatırım girişi, 2010 yılının aynı dönemde 3 milyar 873 milyon dolar olarak gerçekleşmişti. Uluslararası doğrudan yatırım girişinde, 2010’da 1 milyar 111 milyar dolar olan mali aracı kuruluşların faaliyetleri sektörü, 2011 yılının aynı döneminde 5 milyar 385 milyon dolar oldu.

2011 yılının Ocak-Ekim döneminde nakit sermaye girişinin yüzde 86’sını oluşturan AB ülkelerinden İspanya 2 milyar 189 milyon dolar, Avusturya 2 milyar 156 milyon dolar, Hollanda 1 milyar 244 milyon dolar, Fransa 934 milyon dolar, İngiltere 717 milyon dolar yatırım yaptı. Ocak-Ekim döneminde ABD 647 milyon dolarlık yatırım yaparken, Asya ülkeleri 644 milyon dolar, Afrika ülkeleri 254 milyon dolar, Orta-Güney Amerika ve Karayipler 58 milyon dolar, diğer ülkeler ise 5 milyon dolarlık yatırım yaptı.

Uluslararası sermayeli şirket en fazla İstanbul’da

İllere göre dağılımına bakıldığında İstanbul 16 bin 170 adet ile birinci sırada yer aldığı görülüyor. İstanbul’u Antalya 3 bin 485 adetle, Ankara bin 895 adetle ve İzmir’de bin 661 adetle takip ediyor.

Schlotzsky’s

Firma Adı: Schlotzsky’s 

Kuruluşu: 1971 yılında ABD’de kuruldu. Türkiye’ye 1998 yılında geldi.

Konseptin içeriği: Sıcak sandviç, pizza, salata pasta ve kahve konsepti. Spesiyallerinden kreplere kadar geniş bir menü sunmaya başladı.

Mağaza Sayısı: 10

Bayilik hedefi:  2011 yılında  4 adet bayilik verecek.

Uygun yer: Lokasyonun yoğun olduğu bölgeler.

Yatırım maliyeti: 90 bin ile 200 bin dolar arasında değişiyor.

Ciro hedefi: Lokasyona göre değişiyor.

Başvuru için: http://www.schlotzskys.com.tr

Burger House

 

Firma Adı: Burger House

Kuruluşu: Yurt dışında hamburger işletmeciliği deneyimiyle 2009 yılında ilk şubesi kuruldu.

Konseptin içeriği: Hamburger, patates ve salata.

Mağaza sayısı: 2.

Bayilik hedefi: 2011 yılında 15 bayi hedefliyor.

Uygun yer: Özelikle İstanbul’da Etiler, Kemerburgaz ve Nişantaşı, Bebek gibi merkezi noktaları ve Eskişehir, Ankara, Antalya, Antep ve Bodrum gibi merkezler.

Yatırım maliyeti: Dükkanın büyüklüğüne göre 150 bin lira.

Ciro hedefi: 100 bin lira.

Başvuru için: info@burgerhouse.com

Çalışma yaşamı tamamen değişiyor

Patronlar, esnek çalışmanın küresel kriz ve işsizliğe çare olacağını söylüyor. Düzenlemelerin çalışanın haklarını gasp ettiğini belirten sendikalara göre ise iş güvenliği tehdit altında… Peki günlük hayata dokunacak bu düzenlemelerin anlamı ne?

Türkiye, esnek çalışma, kıdem tazminatı ve geçtiğimiz dönem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından veto edilen ‘kiralık işçi’ yasasına ilişkin yeni çalışmalara dikkat kesildi. Hükümet-işveren-sendika üçgenindeki tartışmalar, vatandaşın da kafasını karıştırdı. Akşam gazetesi, tarafların görüşlerine başvurarak, ‘açıkta kalan’ sorulara yanıt aradı.

ESNEK ÇALIŞMA SİSTEMİ, İŞ HAYATINA NE GETİRİYOR?
Hükümet tarafında, esnek çalışmanın, kriz ve işsizliğe de çare olacağı belirtilirken, mevcut çalışanların durumu da riskli hale geliyor.  Yine bu modelin, istediğin zaman işe gitmeyi sağlaması nedeniyle özellikle çalışan annelere büyük katkı sağlayacağı belirtilirken, yine aynı model, haftalık çalışma süresinin üstünde çalıştırılmaya da imkan tanıyor. Bu modeli kullanan şirketlerin krizden daha kolay çıkacağı, küresel rekabette öne geçeceği, verimlilik artışı sağlanacağı ve yeni istihdam yaratılacağı kaydediliyor. Özünde, esnek çalışma modelleri, çalışan kesim tarafından tepkiyle karşılanıyor. Çalışma Bakanlığı da bu tepkiler üzerine taslağa bazı güvenceler ekledi.

İşveren kesimini temsil eden TİSK, esnek çalışmaya yönelik görüşlerini, taraflar ve hükümetle paylaştı. TİSK’in görüşleri şu şekilde: ‘Güvenceli esneklik kavramı, Avrupa Birliği İstihdam stratejisinin önemli dayanaklarından… Bu yöntemle krizde 221 bin 323 çalışan işlerini korudu. Esnek istihdam yaratan işverenlere, belirli bir süre için vergi ve prim desteği sağlanabilir. İşgücü piyasasına ilk kez esnek istihdam sözleşmeleri ile girecek olan gençler, kadınlar, özürlüler gibi gruplar için ücret sübvansiyonu, prim indirimi getirilebilir.’
DİSK’E GÖRE BÜYÜK TEHLİKE VAR
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün: Her şeyden önce esnek çalışma, iş güvencesi ve gelecek kaygısına neden olacağı için, çalışanda kaygıya bağlı sağlık sorunlarına yol açacaktır. Bu durum bir yandan sağlık giderlerinin artmasına diğer yandan da iş kaybına yol açacaktır. Hem ücretler aşağı çekilecek, çalışma süreleri artacak, çalışan yoksulların sayısı artacaktır. Hükümetin küresel krize çözüm olarak esnek istihdam uygulamasından bahsetmesi, varlığını inkâr ettiği krizin bir itirafıdır. Söz konusu esnek çalışma tasağı yasalaşırsa, sokağa çıkarız.

‘İŞVEREN İÇİN DE HAKSIZLIK’
Hak-İş Başkanı Mahmut Arslan: Belli alanlarda ihtiyaç olduğunu kabul ediyoruz. Ama bu esneklik güvenceli olmalı. İşverenin bu konudaki iştahı, kriz de bahane edilerek kabartılıyor. İşveren açısından, ‘esnek çalışma’ yeni değil. Uygulama, tüm işçilerini kayıt altında çalıştıran, izin, kıdem tazminatı gibi sorumluluklarını yerine getiren işveren için de olumsuzluk yaratır. Bu yükümlüklerini yerine getiren ile getirmeyen işveren arasında haksız rekabet ortaya çıkar.

ÇAĞRILMASA DA ÜCRET ALIR MI?
Çağrı Üzerine Çalışma:

- İŞÇİYLE kısmi süreli iş sözleşmesi imzalanacak.

- TARAFLAR, hafta, ay veya yıl gibi bir zaman dilimi içinde işçinin ne kadar süreyle çalışacağını belirleyecek.

- SÜRE belirlenmezse, haftalık çalışma süresi yirmi saat olarak kararlaştırılmış sayılacak. – BU sürede, işçi çalıştırılsın veya çalıştırılmasın ücrete hak kazanacak. – İŞVEREN, işçiyi çağıracağı dönemi en az  4 gün önceden bildirecek.

- İŞÇİ de bu süreye uyarak işi yerine getirmekle yükümlü olacak.

BİRDEN FAZLA PATRONU OLABİLİR
Evden Çalışma:

İŞÇİ, ücret karşılığı kendi evinde iş görecek.

- EVDEN çalışma da yazılı bir sözleşmeyle gerçekleşecek, işçi birden fazla işverenle çalışabilecek.

- ÜCRET, parça başı veya ürettiği işe orantılı ödenecek.

- YAPILACAK sözleşmede, işin tanımına, yapılma şekline, üretim adedine ve ne kadar sürede yapılacağına yer verilecek.

FAZLA ÇALIŞMAYA EK PARA MI?
Esnek Zamanlı Çalışma:

- İŞVEREN tarafından belirlenen çekirdek zaman dışında işe başlama ve bitirme saatleri işçi tarafından belirlenecek.

- İŞÇİ, çekirdek zamanın dışındaki çalışma süresini, günlük 11 saati aşmamak koşuluyla dağıtarak kullanabilecek.

- ÇALIŞAMAMASI halinde ise bu zamanı 1 ay içinde denkleştirecek.

- DENKLEŞTİRME yapılan ay içindeki çalışmalar fazla çalışma sayılmayacak. – TARAFLARIN anlaşmasıyla haftalık normal çalışma süresi aşılabilir.

- AŞILAN süreyle ilgili serbest zaman kullanılabilir veya fazla çalışma ücreti talep edilebilir.

OFİSE UĞRAMAK GEREKMEYEBİLİR
Uzaktan çalışma:

-ÇALIŞAN, mal ve hizmet üretmek için işletme merkezi dışında iş yapacak.

-BU yöntemde cep telefonu ve internet bağlantısı kurulacak.

-SİSTEM, işletmeyle bağın en az olduğu model olacak.

-VERİLERİN korunması amacıyla, işveren tarafından belirlenen hükümlere uzaktan çalışanın uyması zorunlu olacak.

-YÖNTEM, bilgisayar-elektronik, bankacılık, sigorta, haberleşme, basın-yayın ve ticaret sektöründe kullanılabilecek…

HERKES KENDİ İŞİNDEN SORUMLU
İş Paylaşımı:

-SÖZLEŞMEYLE fazla sayıda işçi, tam gün süreli tek bir iş üzerinde çalışıp işi paylaşacak.

-İŞ, sırayla işe gelinerek gerçekleştirilecek.

-İŞ paylaşımında ücret talep hakkı gruba ait olacak. – İŞÇİLER, üstlendikleri işi, ücreti, tatilleri ve her türü karı kendi aralarında paylaşabilecek.

-KİMİN ne zaman çalışacağına işçiler karar verecek.

-İZİN ücreti, son bir yıl içinde kazandığı ücretin fiili olarak çalıştığı günlere bölünmesiyle bulunacak ortalama üzerinden hesaplanacak.

Güllüoğlu, Çİn Seddİ’nİ ‘Sütlü Nurİye’ İle aşacak

Türkiye’den Çin’e giden baklavalar Nejat Güllü’ye fikir verdi, Güllüoğlu’nun yeni hedefi Çin pazarı oldu. 2012 sonu itibarıyla 300 bin dolarlık yatırımla Çin’de bir şube açmayı planlayan Nejat Güllü, ‘Pazara daha hafif olan Sütlü Nuriye ile giriş yapacağız’ dedi

 

1 milyar Çinli bir dilim baklava yerse’ fikrinden hareketle yola çıktı, 2012 yatırım takvimine Çin‘i aldı. 2011 yılında başta  yurtdışı olmak üzere yaptığı yatırımlarla yüzde 10 büyüyen Nejat Güllü’nün Güllüoğlu markası şimdi de Çin’e açılmaya hazırlanıyor. Çinliler’in kalbini önce’Sütlü Nuriye’yle fethetmeye hazırlanan Güllü, ilk mağaza için 300 bin dolarlık yatırım hedefliyor.

ÇİN’E GİDEN BAKLAVA GÖTÜRÜYOR

Çin’e açılma fikrinin nasıl doğduğunu Nejat Güllü şöyle anlattı: ‘Şu anda Çin pazarı için yeni bir araştırma başlattık. 2012 sonu itibarıyla hayata geçirmeyi planlıyoruz. Çin çok büyük bir pazar. Çin’i komünist bir ülke, herkes fakir diye bilirdik. Oysa şimdi milyarder sayısı en fazla olan ülkelerde biri. Ekonomik gücü gittikçe fazlalaşıyor, halkın yaşam standardı da yükseliyor. Türkiye‘den Çin’e gidenler yanlarında kutu kutu baklava götürüyor. İlk başta biz de şaşırdık, Çinliler’i çok tatlı sevmez diye biliyorduk. Sorduğumuzda ‘Sen öyle zannet, çok seviyorlar’ dediler. Dolayısıyla biz de orada bir talep olacağını düşündük.’

KLASİK BAKLAVAYA TALEP ARTAR

İLK mağaza yatırımının 300 bin dolar civarında olacağını belirten Güllü, ‘Çinlilere özel olarak mevcut baklavamızın tat ve görünümünde bir değişikliğe gitmeyeceğiz. Başlangıç olarak daha hafif olan Sütlü Nuriye’ye daha çok talep olacağını, sonrasında da klasik baklavanın da çok tutulacağını düşünüyoruz’ dedi. Çin’de üretimi düşünmediklerini, ürünlerin şoklanmış olarak oraya gönderileceğini belirten Güllü, küçük bir işlemden geçirildikten sonra baklavaların satışa sunulacağını sözlerine ekledi.

LOKAL ORTAK OLABİLİR

ŞU anda bir Turquality çalışması yürüttüklerini belirten Güllü, bu projeyle birlikte Çin’de özellikle fuarların yoğun olarak yapıldığı bir şehirde ilk mağazayı açmayı planladıklarını ifade etti. Güllü, ‘Türkler Çin’deki fuarlara çok gidiyor, gittiklerinde de yiyecek bir şey bulamıyor. Dolayısıyla o bölgelerde açılan Türk restoranları rağbette. İçeri girebilmek için ayakta sıra bekliyorsunuz. Fuarlara sadece Türkler değil Avrupalılar ve Araplar da geliyor. Siz lezzetli bir şey sunarsanız, onlar da ilgi gösterecektir, dolayısıyla potansiyel var’ dedi. Kendilerine bu konuda birkaç teklifin de geldiğini belirten Güllü, ‘Orada lokal bir ortağımız olması bizim için daha iyi. Bizim oradaki elimiz kolumuz olur. Önemli olan bizimle birlikte elini taşın altına koyması’ diye konuştu.

İşte 2011′İn en çok aranan meslek grubu!

Şirketler bu yıl satışa odaklandı, en çok satış temsilcisi aradı

İş  ve insan kaynakları sitesi Yenibiris.com, iş ve aday arayışına dair güncel bilgiler veren “Yenibiriş İstihdam Raporu”nun 2011 yılına ilişkin verilerini açıkladı. 2011 yılı istihdam raporuna göre yayınlanan ilanlarda geçen yıla göre yüzde 10’a yakın artış gerçekleşti.

İlanlara yapılan başvurularda da yüzde 8,5 oranında artış olduğu gözlemlendi.

İstihdam raporuna göre firmalar tarafından en çok aranan pozisyon yüzde 16,68 ile satış temsilcisi olurken, satış temsilciliği pozisyonu için yayınlanan ilan sayısında geçen yıla göre yüzde 4’e yakın bir artış yaşandı.

En çok aranan diğer pozisyonlar ise yüzde 12,26 ile muhasebe elemanı, yüzde 5,44 ile sekreter, yüzde 3,82 ile yönetici asistanı, yüzde 2,55 ile inşaat mühendisi, yüzde 2,42 ile makine mühendisi, yüzde 1,92 ile yazılım uzmanı, yüzde 1,68 ile elektrik mühendisi, yüzde 1,61 ile mimar olarak sıralandı. Geçen yıl listede yer almayan grafiker pozisyonu ise bu yıl en çok ilan yayınlanan sektörler listesinde onuncu sırada bulunuyor.

Sektörler açısından bakıldığında, en çok ilan yayınlanan sektörler 2011 yılında yüzde 7,53’lük oranıyla yapı-inşaat, yüzde 6,35’lik oranıyla sağlık-tıp ve yüzde 5,74’lük oranıyla tekstil sektörleri oldu. Geçen yılın da ilk üçünde yer alan bu sektörlerin hepsinde 2011 yılında ilan sayıları açısından düşüş gözlemlendi. Bu üç sektörü, turizm-otelcilik, üretim-imalat, bilişim, perakendecilik-toptancılık, eğitim, gıda ve hizmet sektörleri izledi.

Adayların 2011 yılında tercih ettikleri ve başvuru yaptıkları sektörlerde ilk sıraya, yüzde 6,09’luk oranla banka-finans sektörü yerleşirken, ekonomide bankacılık alanında yaşanan hızlı gelişmeler adayların da ilgisinin bu alana doğru yoğunlaşmasını sağladı. Banka-finans sektörünü, yüzde 5,96 oranla perakendecilik-toptancılık, yüzde 5,82 oranla yapı-inşaat ve yüzde 5,71 oranla tekstil sektörleri izledi.

Adayların en çok başvuru yaptığı pozisyonlara bakıldığında, ilk üç sırada geçen yılın en çok talep gören muhasebe elemanı, satış temsilcisi ve sekreter pozisyonlarının listedeki yerlerini koruduğu dikkati çekti. Adayların en çok rağbet ettiği muhasebe elemanı pozisyonuna olan başvurularda yüzde 4’lük bir artış gözlemlendi. Bu pozisyonları yönetici asistanı, makam şoförü,, inşaat mühendisi, insan kaynakları uzmanı, makine mühendisi, mimar ve yazılım uzmanı pozisyonları izledi.

En çok ilan yayınlayan il İstanbul oldu

2011 yılında en çok istihdam yaratan sektörler içinde en çok aranan pozisyonlar ise şöyle sıralandı: “Yapı-inşaat/inşaat mühendisi, sağlık-tıp/hemşire, tekstil/modelist, turizm-otelcilik/resepsiyonist, üretim-imalat/satış temsilcisi, bilişim/yazılım uzmanı, perakendecilik-toptancılık/satış temsilcisi, eğitim/ingilizce öğretmeni, gıda/gıda mühendisi, hizmet/güvenlik görevlisi.”

Adayların bu sektörlerde en çok başvuru yaptığı pozisyonların ise; yapı-inşaat/inşaat mühendisi, sağlık-tıp/hemşire, tekstil/muhasebe elemanı, turizm-otelcilik/resepsiyonist, üretim-imalat/muhasebe elemanı, bilişim/yazılım uzmanı, perakendecilik-toptancılık/satış temsilcisi, eğitim/ingilizce öğretmeni, gıda/satış temsilcisi, hizmet/güvenlik görevlisi olduğu görüldü.

En çok ilan yayınlanan ve en çok başvuru alan il yüzde 75 oranla İstanbul olurken, İstanbul’u Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli takip etti.

Yenibiris.com Genel Koordinatörü Burçak Pak Yılmaz, 2011 istihdam bilançosunu değerlendirirken, 2011 yılında büyüme hedefleriyle başlayan yapı-inşaat, sağlık-tıp ve tekstil sektörlerinin, hedeflerini gerçekleştirerek yılı kapatmaya hazırlandığını belirterek, şunları kaybetti: “Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden yapı-inşaat, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da en fazla istihdam fırsatı sunan sektör oldu. Bunun yanı sıra bankacılık ve finans sektörünün gelişimini sürdürdüğünü ve adaylardan daha fazla talep görerek en çok başvuru yapılan sektörler listesinde birinci sıraya yerleştiğini görüyoruz. Nitelikli eleman ihtiyacı hızla artmaya devam eden bilişim sektörü de yılı çok hareketli geçirdi.

Önümüzdeki yıl özellikle deneyimsiz gençler için cazip olabilecek sektörler arasında bilişim, bankacılık-finans, sigorta, mobilya, gıda ve perakendeyi sayabiliriz. 2012’de kurumların insan kaynakları departmanlarının gündeminde, başta doğru adayı bulma ve yerleştirme olmak üzere, çalışma verimini artırma, çalışan bağlılığı, performans ölçümü, adil ücret ve yan kazanç gibi kritik konular olacak. İnsan kaynaklarından, yasal değişikliklere hemen uyum sağlaması, olası ekonomik çalkantılara karşı şirketini dirençli kılabilmesi, işe alımda hızlı ve etkin çalışması, veri analizi yapabilmesi, teknolojiyi kullanması, farklı nesillerdeki çalışanların verimini artıracak politikalar üretmesi bekleniyor.”

Dominos Pizza

Firma Adı: Dominos Pizza

Kuruluşu: 1996.

Konseptin içeriği: Pizza restoranı.

Mağaza Sayısı: 150

Bayilik hedefi:. 2011 yılında 20 nokta hedefliyor.

Uygun yer: Lokasyonun yoğun olduğu bölgeler.

Yatırım maliyeti: 220 bin dolar + KDV.

Ciro hedefi: Lokasyona göre değişiyor.

Başvuru için: 0555 289 40 55 ya da yaseminkarakulak@dominospizza.com.tr

 

Mavi Jeans

Firma Adı: Mavi Jeans

Kuruluşu: 1991.

Konseptin içeriği: Sait Akarlılar, bir Türk markası yaratmak için Mavi Jeans markasını yarattı.Mavi jeans bugün ABD, Kanada ve Almanya başta olmak üzere, Avusturya, Belçika, Hollanda, İngiltere’nin de aralarında olduğu 50 ülkede 4.600 satıs noktasıyla müşterileriyle buluşuyor.
Mağaza Sayısı: 4600.

Uygun yer: Ana cadde ve alışveriş merkezleri tercih ediliyor.

Yatırım maliyeti: Anacadde için 50.000TL; alışveriş merkezleri için 75.000TL

Reklam katılım ücreti:  -

Gelirden Pay:  -

Başvuru için: Tel: (0212) 371 20 00 Fax: (0212) 282 60 60 – www.mavijeans.com.tr

 

Karaca

Firma Adı: Karaca

Kuruluşu: 1917.

Konseptin içeriği: Giyim üzerine

Mağaza Sayısı: 300 üzeri.

Bayilik hedefi: İstanbul,Ankara,İzmir ve Bursa hariç diğer iller ile yurtdışına bayilikler verilecektir.

Uygun yer: Ana cadde ve alışveriş merkezleri tercih ediliyor.

Yatırım maliyeti: 100.000 TL ila 150.000 TL arası değişiyor.

Ciro hedefi: Lokasyona göre değişkenlik gösteriyor.

Başvuru için: 0216 6968080 ya da www.karaca.com.tr

 

İzmir’in yeniden yükseliş devri

İzmir’in yeniden yükseliş devri
Gelişme hızında yıllardır bir çok kentin gerisinde kalmasından şikayet edilen İzmir nihayet yükseliş devrine girdi.

Kent içi ve kent dışı pek çok yeni proje ile alt yapı yatırımı İzmir’in yeniden yükselişinde önemli rol oynuyor. Kent içinde, Türkiye’nin en uzun raylı sistemi ve yeni çevre yolu bağlantıları gibi projelerin teker, teker hayat geçmesiyle bir çok yeni bölge hızla gelişmeye başladı. Hem teknik, hem de bürokratik engellere takıldığı için planlanan zamanın çok gerisinde kalan yeni metro hatları da aşağı yukarı tamamlanmak üzere. Ayrıca yeni temelleri atılan ve üç yıl içinde tamamlanarak kent için trafiği büyük ölçüde rahatlatacak olan İzmir Tünelleri projesi, yeni gemilerin alımı ile çok daha fonksiyonel hale gelecek deniz taşımacılığı, metronun gidemediği yerlerde devreye alınacak tramvay hatları gibi projeler, önümüzdeki beş yıl İzmir’in alt yapı ve ulaşımda gerçekten devrimlerin yapıldığı yıllar olarak kent tarihe geçecek. Ama İzmir asıl büyük çıkışını, kentin siluetini büyük ölçüde değiştirecek olan yeni kent merkezi olan 3. İzmir projesi ile gerçekleştirecek. Bu proje ile New York Manhattan ya da Maslak gibi gökdelenlerin bir arada toplandığı yepyeni bir bölge yaratılacak. İzmir’in çehresini değiştirecek bir başka gelişme ise, gecekonduları yok edip yerine modern şehircilik esaslarına göre mahalleler ve yapıların konulacağı “Kentsel Dönüşüm” projeleriyle olacak. İlk adımların atılmaya başladığı bu projelerle gelecek 10 yıl sonunda modern, çağdaş bir İzmir’in yaratılması amaçlanıyor.

Otoyol ve hızlı tren
İzmir’in içerideki hızlı gelişimine en büyük destek ise dış projelerden gelecek. Beş yıla kadar bitirilerek İzmir’e ulaşımı 3.5 saate kadar indirecek İzmir- stanbul otoyol projesi, Manisa – İzmir arasını 15 dakikaya indirecek Sabuncubeli Tüneli projesi, halen çalışmaları süren Ankara- İzmir hızlı tren projesi, hemen ardından çalışmaları başlayacak olan İzmir – İstanbul ve İzmir- Antalya hızlı tren projeleri kentin yükseliş devrinde en önemli rolleri üstlenecek yatırımlar olacak.

Yeni Kent Merkezi
İzmir’in yeni kent merkezi olarak ilan edilen Alsancak Limanından Baykraklı Turan’a kadar Körfezi çevreleyerek uzanan 550 hektarlık alan, yüksek yapılaşma izini nedeniyle gökdelenler bölgesi olarak da tanınıyor. Bölgede arsası bulunan pek çok kuruluş beş altı ay sonra artık sorun çıkarmayacak hale gelmesi beklenen hukuki sorunların da aşılmasından sonra hazırladıkları projeleri teker, teker hayata geçirmeye başlayacak. Nitekim özelleştirme idaresinden satın aldığı arazisi ile hukuki bir sıkıntısı olmayan Folk Art grubu Avrupa’nın beşinci en yüksek yapısı olacak 200 metre yüksekliğinde ikiz kulelerin temellerini atıp inşaatına başladı bile. Sur Yapı, Torunlar Gıda ve Hayat Kimya Ortaklığı ise Bayrak-lı’da eski Turyağ tesislerinin bulunduğu 45 dönümlük arazide toplam 270 milyon euroluk yatırımla bir alışveriş merkezi, 140 metre yüksekliğinde 35 katlı bir rezidans kulesi ve 360 yat kapasiteli marina yapmayı planlıyor. İş Bankası’ndan Sirgeli Kavşağı’ndaki depoların olduğu 18 bin 392 metrekarelik araziyi devralan İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ise buraya lüks konut ve alışveriş merkezinden oluşan bir proje yapacak. Sabancı grubunun da eski piyale fabrikası arizisine yapacağı büyük bir alışveriş merkezi yapımı ile girmesi beklenen İzmir’in yeni kent merkezinde Altınbaşak Un Fabrikası’nın bulunduğu araziye alışveriş merkezi, Rönesans Grubundan lüks kontu ve iş merkezi, Global Yatırım’dan iş merkezi, Buz Grup’tan alış veriş ve iş merkezi, Zorlu Grubu’dan iş merkezi, Kula Mensucat’dan lüks kmontu ve iş merkezi Veryeri inşaat’tan lüks konut ve iş merkezi, Salhane Y-atırım’dan iş merkezi gibi pek çok proje ardı ardına gelecek. Her biri en az 100 – 200 milyon dolar olacak en az 8 ile 10 yatırımın yasal pürüzler aşıldıktan sonra hemen start almaya hazırlandığı bölgede gelecek üç-beş yılda yoğun bir inşaat faaliyeti olması bekleniyor. Kuzeyde Liman Caddesi ile Çınarlı adliyeye kadar uzanan sahil kesimi, batıda Alsancak Garı’yla noktalanan demiryolu, güneyde e Yenişehir, doğuda ise Bornova sınırına kadar uzanan bölge içerisinde yer alan İzmir’in yeni kent merkezi yüksek yapılaşmaya açılacağından yeni iş imkanları da sağlayacak. Her birinde ortalama 2 ile 3 bin kişinin yaşayacağı ve çalışacağı iş merkezlerinin inşası için bölgeye yapılacak yatırımların İzmir’in gelişmesinde lokomotif etkisi yapacağı tahmin ediliyor. Limanı nedeniyle İstanbul’un tek alternatifi görülen İzmir’in gelecek vaat eden yapısı ile son dönemde büyük ilgi gördüğüne dikkat çeken yatırımcılar “Artık İstanbul dolup taştı. Otoyol ve hızlı tren projeleri İzmir’e önemli sıçramalar yaptıracak. Kentsel dönüşüm ise önümüzdeki 20 yıl boyunca İzmir’de büyük iş fırsatları yaracak. O nedenle pek çok büyük yatırımcı son dönemde gözlerini İzmir’e çevirdi” yorumunda bulunuyor.

En çok neye para harcıyorsunuz?

En çok neye para harcıyorsunuz?

Yılın 3. çeyreğinde gıda ve içeceğe 64 milyar, konut, su, elektrik gibi giderlere 44,8 milyar, giyim ve ayakkabı için 12.9 milyar, mobilya ve ev bakımı için de 17,5 milyar lira harcadık.

Türk halkı bu yılın üçüncü çeyreğinde kazandığından en büyük bölümü gıda ve içecek harcamalarına ayırdı.

2011 yılı üçüncü çeyrekte cari fiyatlarla yerleşik ve yerleşik olmayan hanehalklarının yurtiçi tüketimi 251 milyar 17,7 milyon lira oldu.

Söz konusu tutar geçen yılın aynı döneminde 215 milyar 385 milyon lira düzeyindeydi. Buna göre iç tüketimdeki artış, yüzde 16,5′i buldu.

Yerleşik hanehalklarının yurtiçi tüketimi 234,7 milyar lira, yurtdışı tüketimi de 1,8 milyar lira olarak hesaplandı.

Yabancıların Türkiye’deki tüketimi de yaklaşık 18,1 milyar lira oldu.

-Ekonomi yüzde 8,2, hanehalkı tüketimi yüzde 6,6 büyüdü

Ülke ekonomisindeki büyüme oranı hesabında, sabit fiyatlar (1998 fiyatlarıyla) esas alınıyor. Buna göre ülke ekonomisinin yüzde 8,2 büyüme gösterdiği üçüncü çeyrekte, yerleşik ve yerleşik olmayan hanehalklarının yurtiçi tüketimindeki büyüme yüzde 6,6 oldu.

Yerleşik hane halklarının yurtiçi ve yurtdışı tüketim toplamındaki büyüme ise yüzde 7′ye ulaştı.

Geçen yılın üçüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 5,3 büyümüş, yerleşik ve yerleşik olmayan hanenalklarının yurtiçi tüketimi yüzde 5, yerleşik hanehalklarının tüketimi ise yüzde 6,7 büyüme göstermişti.

-Mobilya, ev bakım hizmetleri harcamaları, yüzde 23,2 arttı

Yerleşik ve yerleşik olmayan hanehalklarının 251 milyar 17 milyon liralık yurtiçi tüketiminin dağılımına bakıldığında, ilk sırayı 64,5 milyar lira ile gıda, içki ve tütün harcamaları aldı. Bunu 45,8 milyar lira ile ulaştırma ve haberleşme hizmetlerine yapılan harcamalar, 44,9 milyar lira ile konut, su elektrik, gaz ve diğer yakıtlara yapılan harcamalar izledi.

Söz konusu dönemde giyim ve ayakkabıya 12,9 milyar lira mobilya, ev aletleri ve ev bakım hizmetlerine 17,5 milyar lira, sağlığa 7,4 milyar lira, eğlence ve kültüre 9,5 milyar lira, eğitime 2,5 milyar lira, lokanta ve otel hizmetlerine 22,8 milyar lira, çeşitli mal ve hizmetlere ise 23,3 milyar lira harcandı.

Harcamalardaki oransal artışlara bakıldığında ise geçen yılın üçüncü çeyreğine kıyasla mobilya ve ev bakım hizmetlerine yapılan harcamalarda kaydedilen yüzde 23,2′lik ve ulaştırma ve haberleşme harcamalarında kaydedilen yüzde 18′lik artış dikkati çekti.

Bu yılın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla gıda, içki ve tütün harcamaları yüzde 12,3, giyim ve ayakkabı harcamaları yüzde 10, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar için yapılan harcamalar yüzde 5,7, sağlık harcamaları yüzde 3,8, eğlence ve kültür harcamaları yüzde 16,5, eğitim harcamaları yüzde 21,5 lokanta ve otellere yapılan harcamalar yüzde 17,7 ve çeşitli mal ve hizmetler başlığında değerlendirilen harcamalar da yüzde 65 oranında artış gösterdi.

-TABLO

TÜİK verilerine göre yerleşik ve yerleşik olmayan hanehalklarının cari fiyatlarla yurtiçi tüketimi şöyle belirlendi:

2010 3. DÖNEM  (bin TL )     2011 3. DÖNEM

—————-                    —————

. Yerleşik ve yerleşik olmayan

hanehalklarının yurtiçi tüketimi      215.385,0                           251.017,7

-Gıda içki ve tütün                         57.384,8                             64.466,3

-Giyim ve ayakkabı                        11.706,7                            12.880,6

-Konut, su, elektrik ve diğer yak.     42.445,2                            44.863,8

-Mobilya ev aletleri ve bakım hizm.  14.180,1                           17.476,5

-Sağlık                                            7.155,6                            7.424,8

-Ulaştırma ve haberleşme                38.822,8                          45.833,6

-Eğlence ve kültür                             8.118,3                           9.458,3

-Eğitim                                             2.087,6                           2.536,1

-Lokanta ve oteller                          19.375,3                          22.808,5

-Çeşitli mal ve hizmetler                  14.108,7                           23.269,3

. Yerleşik hane halklarının tüketimi 202.814,0 234.704,7

Collezione

Firma Adı: Collezione

Kuruluşu: 1987. 

Konseptin içeriği: Collezione, sektöre getirmiş olduğu rekabetçi fiyat politikası ile pazara yön vererek yenilik, enerji ve dinamizmi temsil ediyor.

Uygun yer: Ana cadde ve alışveriş merkezleri tercih ediliyor.

Yatırım maliyeti: 100 metrekare için 50.000 ile 70.000TL arası

Reklam katılım ücreti: -

Gelirden Pay: -

Başvuru için: Tel: (0212) 447 12 12 Fax: (0212) 447 02 96 www.collezione.com.tr

2012′de 7 Bin Çalışan Alınacak

Küresel risklerin yurt dışında büyüme imkanlarını artıracağı görüşünde birleşen banka genel müdürleri yakın coğrafyadaki fırsatları yakından takip edecek.

Bankalar yurt içinde ise 400′e yakın şube açacak. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomileri arasında kredi derecelerinin daralması Türk bankalarına özellikle yakın coğrafyada büyüme fırsatları yaratacak.

Siyasi durumun düzelmesini bekledikleri Kuzey Afrika ülkelerindeki fırsatları yakından takip eden bankalar ekonomideki yavaşlama beklentilerine rağmen yurt içinde de şubeleşmeye devam edecek. 9 bankadan derlenen bilgiye göre gelecek yıl 400′e yakın yeni şube açılışı ile yaklaşık 7 bin kişiye iş imkanı doğacak. 2012 bankacılık sektörüne ilişkin beklentilerini aktaran 11 banka banka genel müdürü aktiflerin yüzde 15-18, kredilerin ise yüzde 16-20 arasında büyüyeceğini öngörüyor.

Hint Aditya Birla Grup, Türkiye’ye yatırıma geliyor

Hint , Adana Organi Sanayi Bölgesi’nde (AOSB), değeri beş yılda 510 milyon dolara ulaşacak yatırım yapacak. İlk faz üretimine 2014 yılı sonunda geçecek tesiste, 550 kişilik istihdam oluşturulması planlanıyor.

Hint Aditya Birla Grup, Adana Organi Sanayi Bölgesi’nde (AOSB), değeri beş yılda 510 milyon dolara ulaşacak yatırım yapacak. AOSB’de yaklaşık 100 hektarlık arazi üzerinde bir viskon elyaf üretim tesisi kuracak olan Grup’un bu yatırım ile 550 kişilik istihdam oluşturulması planlanıyor. Tekstil sanayisi için önemli bir hamadde olan viskon elyaf, 2011 yılının ilk 10 ayında 539 milyondolar tutarı ile 172 bin ton olarak ithal edilirken, kurulacak tesisin yıllık ortalama 180 bin ton kapasitelik üretimi ile cari açığın düşürülmesinde önemli ölçüede katkı sağlanması öngörülüyor. Hint Grup’un yatırımı, Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajası Başkanı İlker Aycı ve Aditya Birla Grup Yönetim Kurulu Üyesi Selüloz ve Elyaf Grup Direktörü K.K Maheshwari’nin katılımıyla gerçekleştirilen basın toplantısında duyuruluyor. Tesisin ilk faz üretimi 2014 yılı sonunda gerçekleşirken, üretimin yüzde 20’si ihraç edilecek.

Kendi işini Franchise modeliyle kurmak isteyenlere öneriler

Franchising modeliyle kendi işinizi kurmaya karar verdiyseniz ve işe sıfırdan başlayacaksanız, öncelikle faaliyet göstereceğiniz sektörü çok iyi tanımanız ve bazı sorulara yanıt aramanız gerekiyor, işte size bazı ipuçları:

* Franchise veren (franchisor) kimdir? Geçmiş deneyimleri nedir?
* Sistem içinde diğer franchise-alanlar(franchisee) işi nasıl yürütüyorlar?
* Yatırım bedeli nedir? Devam eden yatırım maliyetleri ne kadar yüksektir?
* Franchisörden alınması gereken ürün ve hizmetler var ise bunları kimden ve nasıl alacağım?
* Franchise ilişkisini başlatan şartlar nasıl düzenlenecektir ve gerektiğinde nasıl yenilenecek?
* Bu güne kadar kaç franchisee sistemden ayrılmıştır?
* Firmanın finans durumu ve finansal sistemi nasıl?

Avukat Desteği Alın

Bütün bu sorulara net bir yanıt aldıktan sonra sıra franchising sözleşmesine geliyor. Uzmanlar, örneğin antitröst yasalarını, Borçlar Kanunu’nun 19 ve 20’inci maddelerini incelemenizi, ardından bir avukat eliyle sözleşme imzalamanızı öneriyor. Bunun dışında franchise veren şirketlerin Ulusal Franchising Derneği’nin açıkladığı dürüstlük ve açıklık ilkelerini taahhüt edip etmediği sorulabilir.
Suistimalleri Önleyin
Size verilen bilgilerin doğruluğundan emin olmanın kesin bir yolu yok. Ancak birkaç kriter size çok yardımcı olabilir. Şirketin geçmişi, kamuoyundaki imajı ve denenmişliği, çalıştırdığı personelin iş tecrübeleri ve geçmişleri size bir intiba verecektir. Ayrıca ilk adımdan itibaren sorularınıza verilen cevaplar firma hakkında bir ön yargı oluşturmanıza yardımcı olacaktır. Bunun dışında bilgi ve dokümanların doğruluğu için size yeterli yardımı ve güveni sağlayacaktır.

Kn: Kolay iletişim

İpekyol Ayakkabı Sektörüne Giriyor

Hazırgiyim markası İpekyol’un Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaydın, tekstilden sonra farklı sektörlere de girme planları yapıyor.

Türkiye’deki deri ayakkabı açığını keşfeden Ayaydın, tüketicilerinden gelen talep üzerine bu ürünlerin satışına 2012 yılının Mart ayında mevcut mağazalarında başlayacak. Ayrıca önümüzdeki yıl ayakkabı mağazaları açacaklarını da vurgulayan Ayaydın, grup olarak ayakkabıda da konfeksiyonda oldukları kadar iddialı olacaklarını söyledi.

İleri teknoloji kullanan şirketler, ihalede öne geçecek

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Türkiye’de ileri teknolojili ve yüksek katma değerli ürün geliştiren şirketlerin kamu alımlarında öne geçeceğini söyledi.

Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu toplantısında Kamu İhale Kanunu’nda bazı düzenlemeler için komisyon oluşturulmasının kararlaştırıldığını belirten Bakan Ergün, tıbbi cihazlar alanında 2 milyar dolarlık ithalata karşı 200 milyon dolarlık ihracatın gerçekleştiğini kaydetti. Bakan Ergün, ithalat ağırlıklı tıbbi cihazlar sektöründe yerli üretimin geliştirilmesi için kamunun da özel sektörün de birtakım sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğini dile getirdi.

Önümüzdeki yıllarda büyük sağlık projelerinin de hayata geçmesiyle Türkiye’nin sağlık turizminde büyük bir atılım yapacağını ifade eden Ergün, “Büyük bir tüketim potansiyeli oluşacak. Eğer siz bunun üretim ayağını eksik bırakırsanız büyük bir sorun olur. Bu işin üretim ayağını ihmal edemeyiz. Bu büyük potansiyelin ihtiyaçlarının yerli üretimlerle karşılanmasını sağlamalıyız. Sadece yerli üretim değil. Artık bir adım daha öteye geçiyoruz. Türkiye’de geliştirilen teknoloji, Ar-Ge’si ülkemizde yapılan ‘ileri teknolojili ve yüksek katma değerli ürün’ sıfatını haiz ürün geliştiren kişiler, kamu alımlarında öne geçecekler. Eğer bir ürünün Ar-Ge’si burada yapıldıysa patenti buraya aitse teknolojisi burada geliştirildiyse ‘ileri teknolojili ve yüksek katma değerli ürün’ sıfatına sahipse kamu artık Kamu İhale Kanunu ile bunu öncelikle satın alacak.” dedi.

Bakan Ergün, 2002 yılında savunma sanayiinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarının sadece yüzde 25′i yerli üretimle karşılanırken bugün yüzde 52′sinin bu uygulamalar sayesinde karşılandığını dile getirdi.

Dört KOBİ’den biri müşterimiz

Türkiye ekonomisinin krizde gösterdiği başarı, banka kârlılıklarına da yansıyor. Geçen yılı 2 milyar 10 milyon lira net kârla tamamlayan Halkbank, bu yılın ilk dokuz ayını 1 milyar 541 milyon lira kârla kapattı. Yıl sonu hedefi ise 2010 rakamlarını aşmak. Kârlılıklarında KOBİ’lerin önemli rolünün olduğunu söyleyen Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan, krizde 1 milyon 150 bin yeni müşteri kazandıklarını ve Türkiye’deki her 4 KOBİ’den birinin kendi bankalarıyla çalıştığını kaydetti.

Küresel krizde birçok yerli ve yabancı banka kredi musluklarını kısarken o dönemde reel sektöre kucak açan Halkbank, ektiğini biçiyor. Yağmurlu havada müşterilerine şemsiye kapatmadıklarını söyleyen Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, kriz döneminde 1 milyon 150 bin yeni müşteri kazandıklarını söyledi. Bankanın bu yıl gösterdiği performansı ve 2012 hedeflerini paylaşmak için gazetelerin ekonomi müdürleriyle sohbet toplantısında bir araya gelen Aslan, kriz sürecinde verilen kredilerin yüzde 40′ını kendi bankalarının verdiğini belirtti. Geçen yılı 2 milyar 10 milyon lira net kârla tamamlayan Halkbank, bu yılın ilk dokuz ayını 1 milyar 541 milyon lira kârla kapattı. Yıl sonu hedefi ise 2010 rakamlarını aşmak. Kârlılıklarında KOBİ’lerin önemli rolünün olduğunu söyleyen Aslan, 2012′de yüzde 10 civarında bir büyüme hedeflediklerini anlattı.

Türkiye’deki her 4 KOBİ’den birisinin kendi müşterileri olduğu bilgisini veren Aslan, “Bu pazarda yüzde 12,5 piyasaya sahibiz. KOBİ kredilerinin kredilerimiz içindeki payı yüzde 36. 2002 yılında 1 milyar 100 milyon lira olan KOBİ kredileri 2010′da 15 milyar 600 milyon lira ve bu yılın ilk 9 ayında 19,5 milyar lira seviyesine çıktı. Bu alandaki krediler 9 yılda 17 kat arttı.” dedi. Reel sektöre zor günlerinde şemsiye açmanın semerelerini topladıklarına dikkat çeken Genel Müdür, vefalı davranan birçok şirketin çalışanlarının maaşlarını kendi bankaları üzerinde ödemeye başladığını söyledi. Şu anda 7 milyonun üzerinde aktif müşterileri olduğu bilgisini veren Aslan, asıl amaçlarının bir o kadar olan kaydı olup aktif olmayan müşteriyi kazanmak olduğunu ifade etti. Avrupa’da devam eden krizin 2008 yılındaki küresel krizden kaynaklandığı bilgisini veren Aslan, AB ülkelerinin süreci çözmede yavaş davrandığını belirterek, “AB’deki kriz durumu yavaş çekim tren kazası gibi. Gökyüzünde kara bulutlar olsa bile gökyüzünün mavi olduğunu unutmamak gerekir. Avrupa merkez bankalarının bu ay başında piyasalara verdiği 490 milyar Euro’luk destek çok önemli. Piyasalar ilk başta olumlu tepki verdi ancak daha sonra 2012′ye yönelik belirsizlikler büyük olduğu için bu etki sınırlı kaldı. Ama bu para piyasalara eninde sonunda olumlu yansıyacak. Türkiye cazibesini koruduğu için bu paradan pay alacaktır.” şeklinde konuştu. Türkiye’nin 2001 krizinden sonra aldığı yapısal reformların bugünkü başarılarında önemli rol oynadığını ifade eden Aslan, bankacılık otoritesinin aldığı kararlara saygılı olduklarını belirtti. Kredi ağırlıklı bir büyüme gerçekleştirdiklerini anlatan Aslan, “2002′lerde yüzde 80′lerde olan Hazine kağıtları bilançomuzda bugün itibarıyla yüzde 24′e inmiş durumda. Aynı zaman zarfında kredilerde yüzde 7′lerden yüzde 60′lara geldik. Bugün sermayemizin 10 katı kredi çevirme kabiliyetine sahibiz. Sorunlu kredilerden yüzde 48′den yüzde 2′ye geldik.” Aslan, 2012 yılı için enflasyonda yüzde 5,5 ve büyümede yüzde 4′ün üstünde bir rakam beklediklerini dile getirdi.

Bankanın genel müdürlük merkezinin İstanbul’a taşınmasıyla ilgili soruya, “Biz aslında İstanbul’dayız.” şeklinde cevap veren Aslan, İstanbul’da 5 noktada genel müdürlük birimlerinin olduğunu belirtti. Aslan, “Genel müdürlük çalışanlarımızın 1.480′i İstanbul’da, 1.056′sı Ankara’da. Önceliğimiz İstanbul’daki operasyonları tek çatı altına toplamak, ardından da Ankara’yı buraya taşımak. 2.500′den fazla çalışanın olacağı bir binadan söz ediyoruz. Bunun için finans merkezi olması hedeflenen Ataşehir’e modern bir bina yapacağız.” diye konuştu. Engelli vatandaşların bankacılık işlemlerini rahatlıkla yapabilmelerini sağlayan “erişilebilir ATM”lerle; 18 noktada görme, 12 noktada bedensel engelli müşterilere hizmet verildiğini, 2012 yılında bu sayıyı 120′ye çıkarmayı planladıklarını ifade etti.

 

Hem taksi durağı hem ATM

 

2012 yılında da şube açmaya devam edeceklerini ifade eden Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, Anadolu’da şube açmanın daha kârlı olduğunu dile getirdi. Aslan, tasarımı kendilerine ait olan taksi durakları projesiyle hem taksi şoförlerine uygun çalışma ortamları sağladıklarını hem de şehirlerin estetiğine katkı sunduklarını belirtti. Bugüne kadar Antalya, Çorum, Aksaray, Tokat, İstanbul, Diyarbakır, Karabük illerinde toplam 48 adet, ATM’li ve ATM’siz taksi durağı projesini hayata geçirdiklerini anlatan Aslan, 2012 yılında da bu projeye devam edeceklerini ifade etti. Aslan, ortalama 19 bin liraya mal olan durakların büyük beğeni topladığını söyledi.

 

 

Kaynak: Zaman

Metro toptancı marketleri Türkiyedeki 6′ncı mağzasını açtı

 Alman Metro Toptancı Market, 2011 yılı için Türkiye’deki 6′ncı mağazasını Samsun’un Canik ilçesinde açtı. Açılışta konuşan Metro Toptancı Market Genel Müdürü Kubilay Özerkan, “Bu yıl açtığımız 6 mağaza ile 2 bin kişiye iş imkanı sunduk.Toplam 120 milyon Euro’luk yatırımla mağaza sayımızı 24′e ulaştırdık.” dedi.

Karadeniz Bölgesi’nde ilk kez mağaza açılışını gerçekleştirdiklerini belirten Özerkan, Canik ilçesindeki mağazayı 15 milyon Euro değerinde yatırım yapılarak hizmete açtıklarını, yeni açılan mağazada toplam 200 kişiye istihdam sağladıklarını ve 40 binden fazla ürünü müşterilerin hizmetine sunduklarını kaydetti. Özerkan, “Samsun mağazamızın yeri bizim için ayrı.

Çünkü bu mağaza ile ilk kez Karadenizli profesyonellerle buluşuyoruz. Bu bizim uzun süredir çok istediğimiz bir şeydi. Ürün çeşitliliğimizi, fiyat avantajımızı Samsunlularla, Sinop, Amasya ve Giresun’u da kapsayan geniş bir bölgeyle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. Karadeniz’in kalbinde bulunan ve tarihimizin en önemli şehirlerinden Samsun’da olmak bizler için heyecan verici.” diye konuştu. Açılışa Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, Canik Belediye Başkanı Osman Genç ile çok sayıda davetli katıldı.

Köfteci Ramiz

Firma Adı: Köfteci Ramiz 

Kuruluşu: 2000.

Konseptin içeriği: Köfte ve köfte ürünleri, tatlı gibi ürünlerden oluşan restoran fast food konsepti. 

Mağaza Sayısı: 17 ilde 74 restoranı mevcut.

Bayilik hedefi: Toplam 90 restorana ulaşmak.

Uygun yer: İnsan trafiğinin yoğun olduğu bölgeler.

Yatırım maliyeti: 250 ile 300 bin lira arasında değişiyor.

Ciro hedefi: Yatırım yapılan lokasyona göre değişkenlik gösteriyor.

Başvuru için: 0532 243 48 74

CızBız Köfte

 

Firma Adı: Cızbız Köfte

Kuruluşu: 1917. 

Konseptin içeriği: Kendine has çeşitli köfteler.

Mağaza sayısı: 25.

Bayilik hedefi: Toplam 28 şubeye ulaşmak.

Uygun yer: Lokasyonu yoğun olan bölgeler.

Yatırım maliyeti: Metrekare başı bin lira.

Ciro hedefi: Lokasyona göre değişiyor.

Başvuru için: 0212 665 99 99

Çıtır Usta

Firma Adı: Çıtır Usta

Kuruluşu: 2002 yılında ilk şubesini açtı.

Konseptin içeriği: Pide, lahmacun, kebabın yanı sıra soğuk, sıcak antreler, yöresel yemekler de bulunuyor. Bazı lokasyonlarda döner ve İskender de mevcut.

Mağaza Sayısı: 17.

Bayilik hedefi: Yıl sonuna kadar 25 şubeye ulaşmayı hedefliyor.

Uygun yer: Genellikle AVM’ler. Ancak önümüzdeki dönemde paket servis odaklı cadde veya büyük toplu konut alanlarına da girecek.

Yatırım maliyeti: Yatırım maliyeti metrekareye göre değişiyor. Ancak 120 ile 180 bin lira arasında yatırım bedeli olduğu ifade ediliyor.

Ciro hedefi: Aylık ortalama 45 ile 50 bin lira arasında değişiyor.

Başvuru için: 0212 494 31 00

KOSGEB Fırsatları Kaçıyor!

 

Küçük ve orta boy işletmelere (KOBİ) yönelik projeler hazırlayan KOSGEB, şirketlerin ilgisizliğinden şikâyetçi. Kuruluşun Başkan Yardımcısı Metin Şatır, Türkiye’de 3 milyon 200 bin KOBİ olmasına…

 Küçük ve orta boy işletmelere (KOBİ) yönelik projeler hazırlayan KOSGEB, şirketlerin ilgisizliğinden şikâyetçi. Kuruluşun Başkan Yardımcısı Metin Şatır, Türkiye’de 3 milyon 200 bin KOBİ olmasına rağmen proje talebinde bulunan işletme sayısının 20-25 bin olduğunu söyledi. Kuruluş, KOBİ Danışmanlık Sistemi ile bu rakamı artırmayı hedefliyor.

 

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkan Yardımcısı Metin Şatır, KOBİ’lerin proje taleplerinin önceki yıllara göre önemli bir artışa rağmen işletme sayısı ile proje desteği alanların arasında uçurum olduğuna dikkat çekti. Proje desteği almakta en büyük sıkıntının danışmanlık hizmetlerinde yaşandığına vurgu yapan Şatır, proje desteği almakta en önemli eksiğin danışmanlık olduğunu dile getirdi.

Gaziantep’te düzenlenen KOBİ Danışmanlık Sistemi Projesi’nin eğitim seminerlerine katılan Şatır, sertifika töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’de 75 KOSGEB müdürlüğü olduğunu ifade etti. Şatır, “Bütün Türkiye’yi kapsıyoruz. Ama gelen proje sayıları yeterli değil. Fonlarımız hâlâ projelerle kullanılmıyor. 2011 yılında geldiğimiz rakamlar mükemmel ancak yeterli değil. Neye göre mükemmel, önceki yıllara göre mükemmel. Türkiye’de 3,2 milyon KOBİ’den bahsediyoruz. Bu rakam çok büyük. Ama bizden proje desteği alanlara bakıyorsunuz, bu sayı 20-25 binlerde. Arada inanılmaz bir uçurum var. 3,2 milyon KOBİ’nin hayalleri var. Ama sıkıntı şu, hayallerini projelendiremiyorlar ve bunu siz yapacaksınız. Büyümenin kalkınmaya dönüşmesinin başka yolu yok. Planlı iş yapmayı öğrenmemiz gerekiyor.” diye konuştu.

Türkiye’nin dünyanın önde gelen ülkelerindekinden daha fazla fona sahip olduğunu vurgulayan Metin Şatır şöyle konuştu: “İki tane aşama çok önemli, bilgi ve para meselesi. Bir fonlama yapmalısınız. Bütçenizden para ayırmalısınız ama onunla iş bitmiyor. Bugün ben bakıyorum Ankara’da emin olun dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki fonların daha fazlası Türkiye’de var. Çok kurum var. Bakanlıklar bunu yapıyor. Bunun için özel kurulmuş olan KOSGEB, TÜBİTAK, kalkınma ajansları gibi çok sayıda mekanizma var. Şimdi siz bir sürü yere paralar koyuyorsunuz, fonlar kuruyorsunuz. Bu paralara işletmeler nasıl erişecekler? Hangi metotlarla erişecekler? Bakıyorsunuz ki burada karşımıza çıkan tek kelime var, o da bilgi. Bilginiz olmadan fonlara ulaşmak yetmiyor.”

Kaynağa erişmek için mesafe alınması gerektiğini ifade eden Eriş, bu çerçevede faaliyetlerin ülkedeki ve dünyadaki bazı sistemlerle entegre edilmesinin önemine dikkat çekti. Eriş, ‘bugünün KOBİ’leri, yarının büyükleri’ felsefesiyle bu işletmelere çağ atlatılması ve dünya ekonomisine entegre edilmesi gerektiğini söyledi.

 

 

Baks Bakery ve Snacks

 

Firma Adı: Baks Bakery & Snacks

Kuruluşu: Karmez’in yan kuruluşu olarak 2008 yılında kuruldu. 

Konseptin içeriği: Soğuk sıcak sandviçler, tatlı ve pastalar

Mağaza sayısı: 4.

Bayilik hedefi: 2011 yılının sonuna kadar Türkiye genelinde 200 şubeye ulaşmayı planlıyor.

Uygun yer: Türkiye genelinde, işlek caddelerde.

Yatırım maliyeti: Lokasyona göre değişiyor.

Ciro hedefi: Lokasyona göre değişiyor.

Başvuru için: www.baks.com.tr

Aba Piknik


 

Firma Adı: Aba Piknik

 

Kuruluşu: 1992

Konseptin içeriği: Aba Piknik; Ankara`nın temiz ve lezzetli gıda ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak kurulan restoranlarımızda; talep doğrultusunda beyaz et ürünleri, cafeterya menü ve geniş bir içeçek menüsü seçeneği de sunmaktadır.

 

Mağaza Sayısı: 4.

Bayilik hedefi: Türkiye geneli.

Uygun yer: Ana cadde ve alışveriş merkezleri tercih ediliyor.

Yatırım maliyeti: 50000TL

Reklam katılım ücreti: -

Gelirden Pay: -

 

Ciro hedefi: -

Başvuru için: Karanfil Sok. No:10 Çankaya ANKARA

Tel: +90 312 387 40 16 Faks: +90 312 387 40 17

aba@abapiknik.com.tr | www.abapiknik.com.tr

 

Mc Donalds

 

Firma Adı: Mc Donald’s

Kuruluşu: 1940 yılında kuruldu ve 1986 yılında Türkiye pazarına girdi.

Konseptin içeriği: Hamburger.

Mağaza Sayısı: 140’tan fazla.

Bayilik hedefi: Çeşitli illerde franchising verecek.

Uygun yer: İşlek caddelerde.

Yatırım maliyeti: 0rtalama 400 ile 500 bin dolar arasında değişiyor.

Ciro hedefi: Lokasyona göre değişiyor.

Başvuru için: www.mcdonalds.com.tr